Kiralık Uyku
Reklam
  • Reklam
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Kiralık Uyku

04 Eylül 2018 - 11:02

Bir su birikintisinin etrafında yem arayan güvercinlere bakan kadının ne düşündüğünü merak ettiniz mi hiç? Yoksa sadece kırmızı elbisesinin dekoltesine takılıp sonra başınızı çevirip sizi bekleyen otobüse yetişmek üzere hızlandınız ve binip gittiniz mi? O kadın, güvercinleri seyrettikten sonra sizin binip gittiğiniz otobüsün tam tersi yönünde yürüdü. Yürüdü ve bir bahçedeki salkım söğüt ağacın yapraklarıyla çay içmeye gitti.

Siz de çay alır mıydınız? Kaç şekerli olsun?

Sözcükleri sağa sola savuralım mı azcık? Hani konuşacaklarımız hayat memat meselesi olmasa da olur. Biz sadece geç kalmalarımızı konuşalım. Akşam iş dönüşü yorgun argın oluşumuza kiraladığımız hayatlarımızı, evde kumandaların kucaklarına salıverdiğimiz hayatlarımızı, şimdi işim var diye kandırdığımız hayatlarımızı, geç kalmalarımızı, fark edemeyişlerimizi konuşalım.

Yoksa siz de yaşlı adamın kravatına döktüğü çorbayı leke sananlardan mısınız? Mutfağa giren karıncanın nasibinizi aşırmaya gelen ve derhal öldürülmesi gereken bir böcek olduğunu düşünenlerden misiniz? Üst kattaki komşunun balkonunuza dökülen saçlarının ne terbiyesizce bir şey olduğunu söyleyenlerden misiniz? O halde pencerenizden sabahın güneşi doğuruşunu bir kez daha kaçıranlardansınız.

Ne yazık, ben de kaçırmıştım geçen sabah ki güneşi.

Tan yerinin karanlıklardan güneşi doğurmak için nasıl kıpkırmızı kesildiğini ben de kaçırmıştım. Kaç kere yenilmişti iradem yarı ölümlere. Yarı ölüm dediğimse uykularımdı. Şimdi kim kalkacaktı sabahın köründe? Kim kalkıp da perdeleri açıp güneş doğuyor mu, doğarken ne renk oluyor diye seyredecekti. Aman canım sıcacık yatak dururken deli miydim ben.

Deliymişim…

Yazımı yazarken bana seslenen bir çocuğa bakmadığım için deliymişim. Oysa ayakları üşümüş. Ben bir çocuğun çıplak ayaklarındaki üşümenin rengini görememişim. Siz görmüş müydünüz? Görüp de çorap yerine yüreğinizi sarmış mıydınız? Yoksa otobüsün gittiği yöne arkasını dönüp başka yollara sapan kırmızı elbiseli kadına bizden değil diyenlerden misiniz? O halde onun gözlerinin kenarındaki iki adet çizginin size gülümsemek için oluştuğunu bilmiyorsunuzdur.  Yaşlı adamın kravatına döktüğü çorbanın hayata bırakılan bir iz olduğunu da bilmiyorsunuzdur.

Ne yazık ben de bilmiyordum kırışıklıkların gülümserken oluştuğunu. Güvercinler yemlenirken köşedeki serçenin yürüyemediğini, güneşi doğururken şafağın elini tutmak gerektiğini, karıncanın mutfak zeminimdeki deterjan kokusundan rahatsız olduğunu ve çocuğun ayaklarının çıplaklıktan üşümediğini ben de bilmiyordum.

Balkonumuza üst kattaki komşumuzun yılları dökülüyor. Siz biliyor muydunuz? Bana neden söylemediniz?

Şimdi uykularım kiralıktır. Uykularımı,  görmek istemediklerimi es geçmek istediğimde sizden geri almak üzere kiralıyorum.

Ücret istemiyorum.

Ücreti hayatınızdır.

Bir dakika lütfen, fark ettiniz mi bilmem otobüsün gittiği yönün tersine giden kadının elbisesi kırmızı değilmiş.

Öyle işte.

Çay alır mısınız? Kaç şekerli olsun? 

Ataman KALEBOZAN

atamankalebozan@hotmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar