Küreselleşme Yalanı
Reklam
  • Reklam
Aziz Dolu Atabey

Aziz Dolu Atabey

Küreselleşme Yalanı

12 Mayıs 2017 - 17:53

Fenafillâh kavramını duymuşsunuzdur. Allah’ta yok olmayı, Allah’la bütünleşmeyi ifâde eder. Küreselleşme (globalleşme) de -bize göre- Batı olmayanların, yani Türklerin, Arapların bilumum Asya, Afrika hatta kuzey ve doğu Avrupa gibi kültür alanlarının Batı’da yok olması, Batı ile bütünleşmesi anlamına gelmektedir. Eski Yunan sosuna batırılmış Latin ve Anglo-Sakson kültürlerinden meydana gelen Batı zamanla Cermenleri yutmuş, Slavları da etkisiz eleman yapmayı başarmıştır. Şimdi de gözünü Doğu’ya, asli unsuru Müslümanlardan yani Türk, Arap, Malay… gibi kavimlerden ve Çinli, Hindu… gibi diğer halklardan oluşan ‘öteki’ kültür iklimlerine dikmiştir.

 

İktisat (economi), sanat, idman (spor), siyaset, diye giden ölçütlerin Batı değerleriyle örtüşmesi, örtüştürülmesi yani küreselleşme… Peki ama Batı bu tezinde gerçekten de samimi mi? Misâl (sözgelimi) Avrupa birçok kültür, dil, din (zira mezhepler artık neredeyse birer din hâline dönüşmüştür), siyasî erk ve saireye rağmen birleşmeye çabalarken; ortak Avrupa kültürü, sanatı, siyaseti oluşturmaya gayret ederken niçin Türkiye, Irak, İran gibi İslâm ülkelerinde kavmî farklılıkları (ethnicity) kaşıyor? Niçin, Doğu’yu -tabir-i caiz ise- şehir devletlerine dönüştürmek için gecesini gündüzüne katıyor? Yine niçin Türkmenlerle Kürtlerin hatta Ermenilerin bir arada, kardeşçe yaşayabileceğini göz ardı ediyor? Dahası bin yıldan fazla Türk idaresinde kalmış İran’la, bin yıldan fazla doğal müttefikimiz olmuş Araplarla neyi alıp-veremediğimizi sorgulamamıza niye engel olmaya çalışıyor? Üstelik de Arapların, 1920’lere kadar Osmanlı Türk devletinin tebaası olduğunu; İran’da, 1925 yılına kadar Türk devletinin hüküm sürdüğünü hatırlatmamıza gerek yoktur sanırım. Velhâsıl-ı kelâm (sözün kısası) bu toprakların sesi, rengi, öznesi olduğumuz için ‘şeytan bunun neresinde’ diye sormadan edemiyoruz işte.

 

Yeri gelmişken sözü İlber Ortaylı Bey’e bırakalım. Üstad, Türkiye Günlüğü’nün 1998 yılında yayımlanan 49. sayısında vicdanının sesini dinleyerek şöyle soruyordu: “Avrupalılar içlerinde Müslüman bir kültür istemiyorlar; peki biz niye Protestan bir kültürü isteyelim?”  Türkleri Avrupa’dan atmak, dahası Türkistan’a (Orta Asya) kovmak, olmadı Orta Doğu’ya hapsetmek gayesinden bir türlü vazgeçemeyen Hıristiyanların Protestan ahlâkını, kültürünü, birliğini… biz niye baş tacı yapalım? Üstelik de atalarımız: “Kelin merhemi olsa, kendi başına sürer.” diye bir lâf etmişken…

 

‘Batı, üretmeli; Doğu, tüketmeli’ mantığından yola çıkan bir küreselleşme küreselleşme değil -olsa olsa- köleselleşmedir. Batı’nın, Türkiye’ye lâyık ve de reva gördüğü hâl ve vaziyet budur canlar. Gâzi Mustafa Kemal’in, küreselleşme modası daha doğrusu yalanı ortaya çıkmazdan çok önce sarf ettiği “Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” vecizesi (özlü söz) de küreselleşme olgusunun emperyalizmin elinde sallanan bir elma şekeri olduğunu ispat etmektedir. Hiçbir katkı yapmadığımız, yapamadığımız cilaları pörsümüş olgunun da -bizim için- olsa olsa teslimiyet anlamına geleceği ortadadır. Dahası bu milletin elma şekeri ile avutulacak kadar toy ve köksüz bir millet olmadığı; kızıl elma devşirmedeki maharetine kimselerin yetişemediği, eline su dökemediği de tarihi bir vakadır. O hâlde dünyaya yeni bir düzen gelecekse yahut küreselleşme illa da olacaksa bu düzenin mimarı, şahı, padişahı bu millet olmalıdır. Dünyada olup biten olaylar Türkçe okunmalı, Türkçe yorumlanmalıdır. Üstelik de -siz ne buyurursunuz bilemem ama- bu işlerin öyle dağa taşa çıkıp, kuru kuruya “Ne mutlu Türk’üm diyene!” yazmakla olmadığı da ortadadır. Zira övünmenin hemen ardından “çalışmak” sonrasında da “güven” gelmektedir. Bu üç düstur bir araya getirilirse ancak “Büyük Türkiye” inşa edilebilir. Ne diyelim, “Büyük Türkiye” kaygısını yüreğinde taşıyanlara selâm olsun!.. 

Aziz Dolu Atabey

https://twitter.com/azizdolu

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar