Ömer Halisdemir
Reklam
Aziz Dolu Atabey

Aziz Dolu Atabey

Ömer Halisdemir

17 Temmuz 2017 - 10:40

Şehidimiz Ömer Halisdemir 20 Şubat 1974 yılında, Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Çukurkuyu Köyünde Hasan Hüseyin-Fadimeana çiftinin üçüncü çocukları olarak dünyaya gelir. Avşarların, Betik Oymağından (aşiret) olan köy halkı -muhtemelen- Osmanlı’nın “Fırka-i İslahiye” adını verdiği bir dizi düzenleme kapsamında Avşarları zorunlu iskâna/göçe tabi tutması yüzünden Çukurova’da başlayan ve 1750’li yıllardan, 1860’ların sonuna kadar süren dahası Niğde’den, Halep’e kadar çok geniş bir alana yayılan Avşar başkaldırısı (ayaklanma) sonrasında Kahramanmaraş’tan alınarak Bor’un Çukurkuyu köyüne yerleştirilen Yörüklerin torunlarıdır. Kalkışma boyunca ve sonrasında Adana-Diyarbakır hattındaki büyük çoğunluğu Avşar olan Türkmenler, Anadolu ve Suriye içlerine sürülmüştür. Kısacası (vel’hâsıl) Ömer Halisdemir, “Aslı kurttur; kurt yavrusu, kurt olur.” diyen Dadaloğlu’yla, Osmanlı’nın haksız iskân siyasetine boyun eğmeyen Kozanoğlu’yla aynı genleri taşımaktadır.

 

Ömer Halisdemir’in eğitim-öğretim hayatı köylerindeki Fatih İlkokulunda başlar. İlkokulun ardından, köyün dışında bulunan Çukurkuyu İsmail Erol Ortaokuluna devam eder. Yörüklük yaşantısından ötürü, yöredeki diğer çocuklar gibi okuldan arta kalan zamanlarda çobanlık yaparak büyür. Ortaokulun ardından Niğde’de bulunan Endüstri Meslek Lisesi Makine Bölümüne kayıt yaptırır. Maddî sıkıntılar ve okula gidiş-gelişlerdeki ulaşım zorluklarına rağmen liseden mezun olmayı başarır. Okulu 50 km uzakta olmasına ve çoğu zaman 4-5 saati yolda geçmesine rağmen bir gün olsun bu halinden yakınmaz.

 

1993 yılında vatanî görevine başlayan Avşar cıvanı (civan) Ömer Halisdemir, uzman çavuş olarak kışlada kalmayı tercih eder. 1996 yılında Özel Kuvvetlere katılır. 1999 yılında astsubaylığa terfi eder. Halk arasında "Bordo Bereliler" olarak anılan Özel Kuvvetler bünyesinde Güneydoğu, Türkmeneli ve Soranî (Kürt) bölgeleri, Afganistan (Güney Türkistan) diye giden yerlerde görev yapar. Özel Kuvvetler bünyesinde -üstelik de sahada 20 yıl gibi oldukça uzun bir süre görev yapmak suretiyle- askerî yeteneğini kanıtlayan Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir kışlada, subay ve astsubaylara askerî eğitimler vermek suretiyle de bu başarısını taçlandırır. Kendisi gibi piyade sınıfından olan, Karamanoğullarından olması hasebiyle kendisi gibi Avşar olan “Gâzi” Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, yine onun gösterdiği hedefe yürürken “Şehit” Ömer Halisdemir olur. 

 

24 yaşına geldiğinde, Hatice Hanımla evlenir. Bu evlilikten, Elifnur ve Doğan Ertuğrul adlarında iki çocukları olur. Onu tanıyanların, onunla ilgili hep olumlu cümleler kurmaktadır: Hayırlı bir evlattı. İyi bir koca, iyi bir baba oldu. Büyükleri sayar, küçükleri severdi. Uzlaşmacı, uzlaştırıcı bir yanı vardı. Bir sorun olsa “Olan, olmuş.” der, ileriye bakmayı salık verirdi. Az konuşur, çok iş yapardı. Ağırbaşlı, vakur bir insandı. Tartışmayı, sürtüşmeyi uzatmak istemezdi… diye giden övgü dolu sözler Niğdeli Ömer Başçavuşu anlatmak için söylenmiş sözlerdir.

 

Ömer Halisdemir saz çalıp, türkü söylemeyi çok sevmektedir. Sazını yanından ayırmaz, mümkün olduğunca görev yaptığı yerlere de götürür. Everek, Ya beni de götür ya sen de gitme, Zahidem türkülerinin onun gönlünde ayrı bir yeri vardır. Neşet Ertaş hayranıdır. Vatanına, milletine, doğup-büyüdüğü topraklara; o toprakların değerlerine aşkla bağlı olan Ömer Halisdemir tarhanayı da bir başka sever. Özellikle de anası yapmışsa!.. Ve bir husus daha; ardında Neşet Ertaş gibi bir oğul bırakmış olan büyük usta Muharrem Ertaş’ın ağzından, sözleri Dadaloğlu’na ait olan “Avşar elleri/Ferman padişahın, dağlar bizimdir” türküsünü mutlaka ama mutlaka dinlemelisiniz.

 

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen uğursuz (meş'um) cunta girişimi sırasında, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'dan aldığı "Vur" emri üzerine, isyancılarca -sözde- Özel Kuvvetler Komutanı olarak atanan ve Ankara/Gölbaşı’nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmeye gelen cuntacı General Semih Terzi'yi alnından vurarak öldürür. Semih Terzi ile birlikte hareket edenleri de öldürme imkânı olmasına rağmen masum insanların kanını dökmeme gayesiyle hızla olay yerinden uzaklaşmayı tercih eder. İsyancı generale eşlik edenlerin açtığı ateş sonucu karnından yaralanır. Yerde yaralı olarak yatarken, olay yerine gelen sağlık görevlilerinin tıbbî müdahalede bulunması engellenir. Sonrasında bir isyancı subay tarafından göğsüne iki el ateş edilmek suretiyle şehit edilir. Cinayete tanık olan bir isyancının, dimağlara kazınan "Komutanım, keşke yapmasaydınız. Ömer iyi biriydi!." şeklindeki sözleri ise içinde Allah sevgisi, Allah korkusu olan her bir yüreği sonsuza kadar (ilelebet) dağlayacaktır kuşkusuz.

 

Ömer Halisdemir'in cuntacılara karşı gösterdiği dirayet, yaptığı fedakârlık daha şimdiden milletimizin ortak belleği (hafıza) olan şanlı tarihimize kazınmış durumdadır. Şehidimizin adı, -başta memleketindeki Ömer Halisdemir Üniversitesi olmak üzere- birçok yerde, özellikle (bilhassa) de Türk halkının gönlünde yaşayacaktır. Onun yiğitliğinin sınırlarını hayâl dahi edemeyen cuntacı askerler ise kıyamete kadar lanetle anılacaklardır. Ama yine de bizim yetkililerden dileğimiz, beklentimiz (temenni) bizzat Gâzi Mustafa Kemal Atatürk'ün önerisi ile “ilk millî şehidimiz” olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey gibi, Niğdeli Ömer Çavuşun da millî şehit ilân edilmesidir!.

 

Emekliliğine birkaç yıl kalmışken; köyüne yerleşip, koyunculukla uğraşma hayalleri kurduğu bir sırada babasının “Şerefinle yaşa!..” öğüdüne uyup, kutsal bildiği değerler uğruna hayâllerinden vazgeçen Avşar oğlu Ömer Halisdemir'i saygıyla anıyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun!..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar