Siyasete Dair İnce Dokunuşlar
Reklam
  • Reklam
Aziz Dolu Atabey

Aziz Dolu Atabey

Siyasete Dair İnce Dokunuşlar

21 Haziran 2018 - 16:59

Birileri “çırak” olarak nitelendirse de biz, Muharrem İnce’yi işinin ehli bir “usta” olarak görüyoruz. Yıllardır mecliste, siyaset meydanlarında kalabilmesi de ustalığının kanıtı olsa gerektir. Dahası şimdilerde “usta” geçinen sahte diplomalıların daha doğrusu diplomasızların siyaseti, devlet yönetimini analarının karnında öğrenmedikleri de açıktır. Üstelik de Muharrem Usta, özellikle alçı-dekorasyon işinde öyle ince işçilikler çıkarıyor ki… Patlak ampuller bile dayanamayıp, bir daha patlıyor!.. Ne diyelim, dağıtım bedeli, kayıp-kaçak bedeli, Teyyo Radyo Televizyon bedeli diye giden kazıkları yiyenler düşünsün.

AKP dincilerin, kriptoların, liboşların vs. yuvalandığı daha doğrusu çöreklendiği bir fırka (party) oldu hep. Dincilerden başlayalım. Dindar değil, dinci olmakla şebekelikleri başlıyor. Hele bir de “Osmanlı olma” iddiaları yok mu? Evlere şenlik!.. Bu dinciler derken Düzmece Mustafa’yı kastediyorlar sanırım. Düzmece adalet, düzmece kalkınma, düzmece darbe (doğrusu cunta çünkü), düzmece demokrasi, düzmece başbakan, düzmece bakan, düzmece seçmen (Suriyeli, muriyeli..)… Kısacası (hülâsa) her bir şeyleri “düzmece” bu eski teknoloji ürünü ampul düşkünlerinin.

Basından öğrendiğimiz kadarıyla; Lehistan’dan alınıp, millete yutturulan 3 bin canlı hayvanda “deli dana” hastalığı tespit edilmiş. Ne diyelim? Koyunlar, sığırlar birbirini ağırlar!.. Lehistanlıların itlâf yani telef edecekleri hayvanları -neredeyse- ölü fiyatına kapatıp; Türkiye’ye getireceksiniz. İç piyasaya süreceksiniz. Rezilliğiniz (skandal) ortaya dökülünce de “Lehçe bilmiyorduk!.” diyeceksiniz. O kadar yüzsüzler ki; yedikleri halta, herzeye adamakıllı bir kılıf uydurmaya bile tenezzül etmiyorlar. Yazık!..

Bir de Rize olgusu var bildiğiniz gibi. Bu kent, “Atatürk düşmanlığı” ile öne çıkan eften püften adamlarla anılan bir yer olmaya başladı son yıllarda. Yavuz Bahadıroğlu, Rize; İsmail Kahraman, Rize; Kadir Mısıroğlu, Rize; Hasan Mezarcı, Rize; Şevki Yılmaz, Rize; Reşat Kasap, Rize… Bunlar ve bunlar gibi onlarca hödüğe, had bilmeze ne demek gerekir? “Atatürk’ün beylik tabancası girsin cebinize!.” gibi nükteli bir yanıtı yahut “Kıran girsin hepinize!.” gibi bir kötü yakarışı (bed-dua) hak etmiyorlar mı? Haliyle baba tarafı Karaman’dan alınarak, Selânik’e zorunlu iskân (daha doğrusu sürgün) edilmiş bir Yörük/Türkmen obasına dayanan; anası Rizeli, kendisi köylü olan dahası Atatürkçülüğü tescilli Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığı, son yıllarda imgesi (imaj) bir hayli bozulan Rize için de iyi oldu.

“Millet İttifakı” olarak anılan cephede (blok) de eleştirilecek hususlar var elbette. Söz gelimi Cumhuriyet Halk Partisi “halk çocuğu” Niyazi Nefi Kara’yı liste dışı bırakmakla yanlış yaptı. Milletvekilliği ön seçimlerinde Deniz Baykal gibi bir siyaset pîrine (duayen) fark atarak birinci seçilen üstelik de ilin sorunlarını TBMM’ye taşımada diğer Antalya milletvekillerinin birkaç adım önünde olan Niyazi Nefi Kara liste dışı kalmayı hak etmedi. Yine Muharrem İnce’nin yakın çalışma arkadaşlarını liste dışı bırakıp, seçilmesi halinde elini-kolunu bağlamaya çalışmak da bir başka yanlış… Bunun adı, demokrasi değil; oligarşidir!.

Benzer bir yanlışı İYİ Parti üst yönetimi de sergiledi ne yazık ki. İYİ Parti, Avşaroğlu Yusuf Halaçoğlu’nu liste dışı bırakmakla “iyi” yapmadı. Sizinle ilk günden beri kader birliği etmiş bir kişiye iyilikbilmezlik (vefâsızlık) yaparsanız, sonra teşkilatlarınızı nasıl “bir, iri ve diri” tutacaksınız. Yola çıktıklarınızı, yolda bulduklarınız için satarsanız; AKP’nin bugün içine düştüğü acınası (trajik) ve gülünç (komik) durumla yolun en başında yüzleşmek zorunda kalırsınız. Üstelik iktidara talip bir fırka (party) Türkiye’nin en önemli dış sorunlarından biri olan Ermeni meselesi söz konusu olduğunda Türkiye’de belki de tek otorite olan dahası Türkmen, Zaza, Gurmanç (Kürt), Ermeni diye giden oymaklar (aşiret), obalar üzerine akademik çalışmaları bulunan; bu konularda derin bilgi birikimine sahip ve dahi geçmiş dönem Türk Tarih Kurumu başkanlarından olan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu harcamaz. Dememiz o ki, Ermeni diasporası partiye sızsa, aynısını yapardı!.

Türkiye o kadar özgür ki, herkes milletvekili aday adayı olabiliyor. Ama milletvekili olamıyor. Türkiye o kadar özgür ki isteyen herkes yöneticilik sınavlarına girebiliyor. Hatta birinci de olabiliyor. Ama yönetici olamıyor. Niye? Genel başkan istedi diye… Niye? AKP’ye yahut AKP yanlısı kurum ve kuruluşlara üye olmadığı için!.. Birileri bu ülkenin kurucu cumhurbaşkanı olan Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’e her türlü iftirayı atabiliyor. Ama biri de çıkıp “yiğit bir anadan doğan” R. T. Erdoğan’ı eleştirmeye kalksa, soluğu mahkemede alıyor. Gerçekten de çok özgürüz, çook!.. Tam da bu noktada “Biz çok daha özgürüz. Yurtdışında yere tüküremezsiniz ama burada tükürüyorsunuz.” diyen Yavuz Bingöl’e bir soru… Sen sokakta yürürken biri balkona çıkıp, tam sen geçerken yere tükürme özgürlüğünü kullansa ne düşünürsün?!. Ha bu arada, Türklerde soy babadan sürer; Yahudilerde, anadan!..

Son dönemlerde Osmanlıcılık, oğlancılık lâkırdıları alıp başını gitti bildiğiniz üzere. Hatta birileri son halife tavırları sergilemeye başladı. Sosyal medyada abuk-sabuk paylaşımlar filan… Söz gelimi “Hıristiyanların bir papası var da Müslümanların neden bir halifesi yok hiç düşündünüz mü?” diyor bir hödük. Düşündük ve şu karara vardık: Bir Papa’nın, Attila’nın önünde eğilmesi sorun olmayabilir ama bir Türk’ün, İngilizlerin önünde eğilmesi büyük sorundur. Hele de Halife ise!.. Onun için yok!. Dememiz o ki; -başta İngiltere olmak üzere- geçmişe özlem duyan şer odakları Atatürk’le hesabı bir türlü kapatamıyorlar. Ne menem bir kuyruk acısı çekiyorlarsa artık!.

Temel Paşa’nın alkış meselesine gelince… Sıkıntı; RTE’yi alkışlaması değil… Sıkıntı; RTE, Muharrem İnce’ye sövüp-sayarken alkışlaması!.. Temel Reiz’in bu talihsiz davranışının hoş görülecek bir tarafı yok!. Birileri tören alanına 1,5 saatlik gecikme (rötar) ile gelerek, milleti güneşin altında beklettiği için -protesto amaçlı olarak- ayağa kalkmayan Engin Alan Paşa’yı hapse tıktırıp, yıllarca gün yüzü göstermezken iyiydi değil mi? Engin Alan Paşa’nın yaptığını da onaylamıyoruz bu arada. Tıpkı Gaziantep’te Meral Akşener’e karşı yapılan saygısızlıkta olduğu gibi!.. Biz, Meral Akşener’e karşı sergilenen çöp kamyonu rezilliğini (skandal) şöyle yorumluyoruz: Herkes gönlündekini ortaya koymuş!. Haliyle 24 Haziran, bu çöp torbalarını geri dönüşüme atmak için iyi bir fırsat!..

Biraz da dış mihraklardan, tuzak kuramlarından (komplo teorileri) dem vuralım. Söz gelimi: Amerika’nın TÜSİAD’ı, işadamları, generalleri var. İngiltere’nin şeyhleri, dervişleri, cemaatleri… İsrail’in MOSSAD’ı, kriptoları, orospuları… Alman’ın Mercedes’i, vakıfları… Arap’ın mezdekesi, petrol kuyuları… Rusya Federasyonu’nun S-400’leri… 24 Haziran seçimlerine en çok da İngiltere’nin gölgesi düşecek gibi!.. Neden, derseniz;  sözüm ona küresel sermaye diye yutturulmaya çalışılan Yahudi sermayesinin kalbi New York’ta atıyor olmakla birlikte, beyni Londra’dadır da ondan. Dincilerin, İngiliz üniversitelerinden; liberallerin, Amerikan üniversitelerinden mezun olması veya bir bağının bulunması rastlantı mı sizce? Rastlantı diye bir şey de yoktur ama!.. Ne diyelim? Yüce Tanrı, Türk milletinin yâr ve yardımcısı olsun.

 

Aziz Dolu Atabey

Serik-03.06.2018

(Düzenleme: 06.06.2018)

https://twitter.com/azizdolu

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar