2018 Türkiye'sinde Kadın Olmak!
Reklam
  • Reklam
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

2018 Türkiye'sinde Kadın Olmak!

12 Şubat 2018 - 14:00

Günümüzde gelişen ve kültürel kavramların gelişmesine bağlı olarak kural tanımaz, bir diğerine saygı gösterme noktasında başarılı olamayan bir toplum hâkimiyet kurmaktadır. 

Gelişmiş olan toplumlarda kadın veya erkek olarak değil insan veya birey olarak çözümlemeler yapılmaktadır. Ancak günümüzde ülkemizde halen kadınların büyük bir oranının sürücü belgesi olmasına rağmen çeşitli sebeplerden ötürü araç kullanmamaktadırlar.

Ancak kadınların varoluşlarından gelen mücadele ruhu, ilerici düşünmelerini ve yaşama daha çok bütünleşmelerini sağlamaktadır. Bu durum da hem kendilerini, hem de ailelerini taşımaktadırlar, acil bir durumda kendilerini hem de ailelerini işe, hastaneye veya başkana alanlara yetiştirmek için öncülük yapmaktadırlar. Kadınların iş hayatında aktif varlıkları ekonomiye destek vermekte, hem de ekonomiden pay almaktadırlar. Bu durum göz önünde bulundurulduğu vakit 2018 Türkiye sin’de en tehlikeli travma ise ataerkil toplumun erkek hakimiyet olgusudur.

Peki ya 20 yaşında canımız Özgecanımız hunharca katledilmesi ;

Tek suçu kadın olmaktı. Tek suçu özgürce yaşamak istemesi ve okuluna gitmesiydi. Okulu bitirince yardımcı olma istediği kişiler bunu ona çok gördüler;

Türkiye Cumhuriyetinde 17.Şubat 1926’da Medeni kanunun kabulü ile haklar kazanılmış ancak toplumsal boyutta “Kadın Şiddeti” ve kadına karşı bakış açısı ciddiyetini kazanamamıştır.

Aile içerisinde toplumsal cinsiyet kalıplarının oluşması ve kız çocuklarının birey olarak görmeyen bu yapısal zihniye’den ötürü kızların yaşamı boyunca şiddete uğramasının önünü açmaktadır. Bu döngüyü durdurmak dengeli ve ciddi bir devlet politikası ile sadece olgunluk kazanacaktır.

Kadın’ın önce insan olduğunu unutmadan, kadınlarımızın ülkemizde rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamamız gerekmekte. Bir kızımız dolmuşa bindiğinde acaba ıssız bir yere götürüleceği korkusu içinde olmamalı. Bu korku imparatorluğu içerisinde kadınlarımız tek kalmamak için birlikte inmek ve birlikte toplu taşımaya binmek zorunda kalıyorlar. Sosyal devletin bu noktada yetersiz kaldığını görmekteyiz.

Bu konuya duyulacak hassasiyet hem toplumsal düşünce de kazanç sağlar hem de yapılacak olan yasal düzenlemeler ile eğitimsel ve kültürel algıları yapılandıracaktır.

Sosyal Devletimizde neler yapılmalı;

1)     Her türlü kadına yönelik uygulanmış olan şiddetin soruşturulması ve cezalandırılması

2)     Aile içi şiddeti önlemek için kamusal çalışmaların artırılması ve kapsamlı ele alınması şart

3)     Sosyal yaşam ortamı olan sokak, ev, işyeri, spor merkezi veya yaşam alanında uygulanacak olan şiddete karşın caydırıcı yasal tedbirler alınmalı ve uygulanmalı

4)     Cinayete maruz kalmış veya şiddete uğramış kadınların, eve geliş saati ve ya telefon ile sıkça konuşması gibi nedenlerden tahrik sayılarak büyük ceza indirimlerine gidilmesi engellenmeli ve toplumun en savunmasız bireyleri olan kadın ve çocuklara yaşam hakkına yönelik suçlarda ceza indirimi kesinlikle uygulanmamalı

Bugün bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sokakta rahat gezip, özgürce fikirlerini aktarmakta sıkıntı yaşıyorsa bunun durum analizi net ve somuttur. Sosyal devlet vatandaşlarının refahı, huzuru ve sağlığı için vardır, eğer sosyal devlet olmaktan ve büyük bir devlet olmaktan bahis ediyorsak, önce yurttaşlarımızın hak ve özgürlüklerini korumamız şart.

Biz Özgecanların güvende yaşamasını istiyoruz ve canından olmasın diye bu hakları talep ediyoruz. Özgecanlar cinayet haberleri ile tanınmasın, Türk kadının elde etmiş olduğu başarı ödülleri ile tanınmasını istiyorum.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar