Adım Adım Geliyor Nisan!
Reklam
  • Reklam
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Adım Adım Geliyor Nisan!

15 Şubat 2017 - 09:49

Unutmamak gerekir ki, Anayasa Değişikliği teklifindeki, yetkileri, yalnız mevcut Cumhurbaşkanına, sadece bugün için verilen yetkiler değildir. Öngörülen değişikliklerin kabul edilmesi halinde, her kim Cumhurbaşkanı olursa olsun, ülkemizi dilediği gibi ve hesap dahi vermeden yönetebilecek, yasaları değiştirebilecek, tek başına sistemi dizayn edebilecek güçte olacaktır.

23.Nisan 1920’de savaş koşullarında dahi tek bir kişinin iradesi yerine, bütün halkın iradesi tercih edilmiş ve TBMM kurulmuştur. TBMM, halk adına yasama yetkisini kullanır ve HALK iradesini temsil eder. İçinde bulunduğumuz zor günlerin ancak, bu milletin kurtuluş mücadelesi ile kurduğu meclisi; daha da güçlendirmek ve tüm toplumu kucaklayan bir hale getirerek aşılacağını düşünüyorum.

Yeni Anayasa olarak sunulan bu Anayasa, sivil bir anayasa değil, burada sorulması gereken neden bizim fikirlerimiz sorulmadan bir Anayasa paketi hazırlandı? 2005 Yılında Avrupa Birliği Anayasa oylama sürecine bakıyorsunuz birçok platform da çeşitli görüş alışverişleri ve fikir toplantıları ile süreç oluştu.

 

 Vaziyet böyle iken;

1)Devletin yetkileri, organlar arasında görece eşit ölçüde paylaştırılmalı ve her bir organ kendine has yetkilere sahip olmalı Devlet otoritesine dair yetkiler, yasama, yürütme ve yargı organları arasında görece eşit ölçülerde paylaştırılır. Böylece hem yetkiler tanımlanmış hem de gücün bir organda toplanması önlenmiş olur. Her organ kendine has yetkilere sahiptir. Yasama organı, yasa çıkarma gücüne; yürütme organı, yasaların uygulanması gücüne; yargı organı ise bu yasaları yorumlama ve yasaların ihlal edilmesi durumlarında karar verme gücüne sahiptir. Böylece tüm organların yetkileri tarif edilmiş ve bir organın diğerinin yetki alanına girmesinin önüne geçilmiş olur.

2) İnsan hak ve özgürlükleri garanti altına alınmalı İnsan hak ve özgürlükleri, uluslararası norm ve anlaşmalara uygun olarak garanti altına alınır. Bu sayede, insan hak ve özgürlüklerinin uygulamada koruma altına alınması sağlanmış olur.

3) Güçlendirilmiş yerel yönetimler olmalı Yönetim sorumlulukları ve kaynaklar, alt yönetim kademelerine devredilir. Bu sayede, yerinden karar alınmasını sağlayan güçlü yerel yönetimler, merkezi idare üzerinde dengeleyici bir rol oynayabilirler.

4) Seçim sistemi, toplumdaki farklılıkların temsil edilmesini sağlamalı Seçim sistemi, her vatandaşın özgürce katılımını ve farklı siyasi görüşlerin serbestçe rekabet edebilmesini sağlayacak şekilde düzenlenir. Bu sayede, farklı kesimlerin temsilini sağlayacak, çoğulculuğu garantileyen bir seçim sistemi ve dolayısıyla tüm siyaset üzerinde etkili bir denetim mekanizması hayata geçmiş olur.

5) Hesap verebilirlik sağlanmalı Devlet dâhil olmak üzere, tüm özel ve tüzel kişiler ile kamu kurumları, hukuk önünde hesap verebilir konumda olmalıdır. Bu sayede hesap verebilirlik ve bunu sağlayan denetim mekanizmaları oluşmuş olur ve bunlar tüm kişiler ve kurumlar için geçerli olmuş olur. Bu ayrıca toplumsal eşitliğin sağlanması açısından da önemlidir.

Bu verileri göz önünde bulundururken ;

Ülkemizde Resmi bilgiye erişim hakkı güvence altına alınmalıdır, Şeffaflık ve katılımcı ve denetime açık bir sistem ile Anayasal bir düzenleme yapılması gerekiyordu. Ülkemizde 4 yılda bir yapılan seçimlerin 5 yılla çıkarılması sağlıklı bir düzenleme değildir. Sürekli bir değişime açık olan ülkemizdeki seçimlerin beraber yapılması ve zamanın uzatılması sağlıklı olmamasının sebebi, ayrı tarihlerde olması durumunda bir denge meselesi olup halk denetimi sağlayacaktır.

SSK’nın seçimi İlgili madde: HSK ile ilgili madde (14/159) Mevcut düzenleme: Anayasa’nın, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu başlıklı 159. Maddesine göre, mevcut durumda 22 üyeden oluşan HSK’nın tamamını Cumhurbaşkanı, Yargıtay Genel Kurulu ve Danıştay Genel Kurulu’nun gösterdiği adaylar arasından seçiyor. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı kurulun doğal üyesi olarak bulunuyor. Önerilen değişiklik: Değişiklik Kanununun 14. Maddesi, Anayasa’nın 159. Maddesinde yaptığı değişiklik ile HSK adından ‘yüksek’ ibaresini kaldırıyor, üye sayısını 13’indiriyor. Bu üyelerin 4’ü cumhurbaşkanı tarafından atanıyor, 7’si Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan bir Karma Komisyon tarafından Genel Kurul’a sunulan adaylar arasından 2/3 çoğunlukla TBMM tarafından seçiliyor. Değerlendirme: Daha önce HSK üyelerinin atamalarının tamamı cumhurbaşkanı tarafından yapılırken şimdi Meclise de seçim yapma yetkisi tanınmış olması olumlu bir adımdır. Burada denge ve denetleme açısından dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Cumhurbaşkanı tarafından atanan Adalet Bakanı ve onun seçtiği müsteşar da kurulun doğal üyesi olabilecekler. Dolayısıyla onların belirlenmesinde de cumhurbaşkanı etkili olacak. Ayrıca cumhurbaşkanı seçimiyle Meclis seçimlerinin birlikte yapılacak olması cumhurbaşkanı ile Meclis çoğunluğunun aynı siyasi gelenekten gelme olasılığını ortaya koyuyor. Bu da Meclisin yaptığı seçimlerde de yine cumhurbaşkanının belirleyici olma olasılığını ortaya çıkarıyor. Cumhurbaşkanının seçimleri hiçbir koşula bağlı olmadan istediği zaman yenileyebilme (ve aynı zamanda kendi seçimini de) yetkisi ise Meclisin cumhurbaşkanının yönelimleri dışında hareket etmesini zorlaştırıcı bir rol oynuyor.

Cumhurbaşkanının Yardımcılarının atanması konusuna baktığımız vakit, birçok ülke de ABD’de olduğu üzere seçime girip seçiliyorlar. Yardımcılar vekâlet ederler Başkanın yokluğunda, ayrı yetkilere sahip durumda olacaktır. Bu durumda meclisin fes edilmesi veya KHK çıkarılması gibi yetkilere sahip olacaktırlar. Başkanın ölümü durumda 45.Gün içerisinde seçim olacaktır ancak 1 yıl dan az bir süre varsa normal seçim takvimi kapsamına seçimler karar verilmiş olduğu gün yapılacaktır.  Bu noktada durumu tekrar gözden geçirmekte fayda olacaktır.

Denge ve Denetlemenin sağlanması için ;

1)Sivil Toplum Örgütlerinin bilgi alma hakkının önünün açılması gerekiyor

2)Kamu-STK işbirliğinin kuvvetlendirilmesi gerekmek tektedir.

3)Kamu-STK işbirliğinin çalışır bir vaziyete getirilmesi gerekmektedir.

4)Stratejik ortaklıkların kurulması ve Kanada modeli gibi bir model ile bir çok bakanlığın ve devlet kurumunun işini Sivil Toplum Örgütleri ile veya direk onların üzerinden yapılması ile hem ortak çalışma hem de katılımcı demokrasi güçlenecektir.

Gerçekleri bilen, kalbinde ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir değeri yoktur.” (Büyük Nutuk)

 

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar