Anayasal Norm
Reklam
  • Reklam
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Anayasal Norm

19 Aralık 2017 - 18:15

Mahir Kaynak, Robert Ludlum gibi yazarları çok fazla okumanın insana kattığı farklı bir düşünme yöntemi oluyor. Bu iyi bir şey mi emin değilim ama Cezmi Ersöz’ün dediği gibi “görüneni değil, görünenin arkasında saklı olanı bilmek” için uğraşmak,düşünmek gerekiyor.

Anayasanın dili, o ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinin tam olarak sağlanmasına yönelik taahhüdü göstermek açısından önemlidir. Anayasa yazımında, bireylere ya da gruplara gönderme yapılan maddelerde maskulin bir dilin tercih edilmesi toplumsal cinsiyet eşitliği açısından sorun oluşturabilir.  Örneğin Paraguay Anayasasında (Md.48) şu ifade yer alır: Kadınlar ve Erkekler eşit medeni, siyasi, sosyal ve kültürel haklara sahiptir. Avrupa’da ise bu örneklemelere bakarsak, İtalya Anayasası’nda Cumhuriyet’in kadınlar ve erkekler arasında eşit fırsatı teşvik etmek için özel önlemler alacağına, Almanya Anayasası’nda özendireceğine ve mevcut dezavantajların giderilmesi için çaba göstereceğine, Avusturya Anayasa Federasyon’un mevcut eşitsizliklerin giderilmesi başta olmak üzere kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğin fiilen sağlanmasına dönük önlemlerin uygun olduğuna ve resmi atamaların makam sahibinin cinsiyeti belirlenerek yapılabileceğine dair hükümler bulunmaktadır.

Dünya parlamentoları arasında kadın milletvekili oranı ile sekizinci sırada yer alan Güney Afrika’nın Anayasası ( 1996) toplumsal cinsiyet eşitliği düzenlemesi konusunda örnek model olarak gösterilir. Toplumsal cinsiyete duyarlı bir Anayasa hukuk devleti, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlar ve erkekler ile aynı şekilde olmak üzere bütün yurttaşların onurlu ve saygılı bir yaşam sürmelerini sağlayacaktır.

Ülkemizde 7.Haziran öncesinde dönemin Başbakanı Sayın Davutoğlu ,” Yeni Türkiye Sözleşmesi” adı altında 15.Nisan 2015 tarihinde düzenlenmiş ve yayınlatmış olduğu dokümanın 48.Maddesinde ; “TBMM’nin 7.Haziran seçimleri sonrasında öncelikli asli görevi ülkemizin ilk sivil anayasasını uzlaşı kültürü içinde yazmaktır. Ülkemizin bütün siyasi partilerini ve sivil toplum kesimlerini bu uzlaşının oluşumuna katkıda bulunmaya davet ediyoruz” demişti.

Ülkemizde Töre cinayetlerinde toplumsal baskı o kadar şiddetlidir ki bu durum yargıya bile sirayet etmiştir. 2003 yılında yaşadığı yasak aşk sonucu gayri meşru bir çocuk dünyaya getiren G.T aile meclisinden ölüm kararı çıktıktan sonra sokak ortasında abisi tarafından vurulmuş, Gayri meşru çocuk dünyaya getirenin ailesinin tepkisiz kalamayacağını, bunu herkesin ayıplayacağını, onlara göre bunun kabul edilemez olduğunu anlatarak haksız tahrik indirimi istenmiştir!

Sonuç olarak kişiyi ve suç işleme iradesini bu denli etki altında bırakan toplumun kim olduğu sorusuna ise birçok cevap doğmuştur; zengin ve gariban arasındaki ekonomik uçurumun müsebbibi olanlar, emek sömürenler, göçe maruz bırakan politikalar, çocuğa cinsel ve fiziksel istismarda bulunanlar, infaz kararı veren aileler, tahrik ve tahkir eden kimseler! Suçlunun önüne geçip onu masum bir hale getirmeyecek; fakat suçluyu adeta bir gölge gibi takip etmeye devam edecektir.

Hak

Hukuk

ADALET! 

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar