Sizi Bekleyenler VAR!




Reklam
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Sizi Bekleyenler VAR!

05 Nisan 2017 - 10:47

Mesele Seçilme Yaşı 18 olsun mu olmasın mı noktasında , ancak gençlerin temel sorunları farklı ; gençler maalesef bugün “ Özgürce İfadelerini söylemekte zorlanıyorlar “ , yine bugün gençlerimiz İş bulup yuva kuramıyorlar , eskiden Kız anneleri “Sigara-Alkol kullanımı olup olmadığını hatta arkadaşları ile olan sohbet ve muhabbetini sorarken , bugün mesleği ve mal varlığı ön plana çıkıyor “. Bizim Anadolu’da bir söz vardır Gelin olacak kızın mazisine, Damat olacak erkeğin ise İstikbaline bakılır diye.. Durum gerçekten böyle Gençlik Politikaları ve gençlik ile ilgili Anayasal maddelerin hiç biri tartışılmazken tek sorun yaşın vurgulanmasını doğru bulmuyorum. Emin ol 18 değil ancak 25 yaşında bir Bakanımız olsa ilk memnun olacak kişi benim, ancak sanırsam biraz daha bu örneklemeleri farklı ülkelerde seyit etmek zorunda kalacağız. Bu öneriyi getiren Devlet Büyüklerimizin danışmanları kaç yaşında?

İşsizlik, bir ülkede 15 yaş ve üzeri yaş diliminde yer alan bireylerin mevcut piyasa ve ekonomik şartlar içinde ekonomiye çalışarak dâhil olmak istemesi; ancak iş bulamaması durumudur. Kişisel şartlarından ötürü mecburen çalışması gereken, her şartı ve kanunsuzluğu kabul etmeye zorlanan bireylere de “milenyum kölesi” diyoruz. Çevremize baktığımız zaman ülke olarak bu işsizlikle yaşamayı çok iyi öğrenmiş bulunuyoruz. Kimse bir şey yapmıyor ve işsizlikle boğuşan gençler üzerinden faydalanılabilecek sektörler doğuyor. Kısaca “mazlum girişimciliği”, hat safhada… Ülkemizde işsizliğin olmasının başımıza uzun vadede ne işler açacağından bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde çok önemli bir alışveriş merkezinin açılışında, dikkat çekerek küçük çocukları eğlendirmek isteyen bir animatör, 40 derece sıcaklığın altında kendinden 10 kat daha ağır kostümlerin içerisinde gösteri sergileyerek para kazanmaya çalışıyor. Bazılarımız “Olsun bu da iş” diyecektir. Ben, buna sonuna kadar itiraz ederim ve bunu kesinlikle iş olarak kabul etmem. Üstelik üniversite mezunu… Mezun olup da bu işleri yapacağını bilseydi, sizce eğitim almak ister miydi ya da kıt kaynaklarını eğitime harcamaya? Bu örneği vermemin sebebi, kalifiye elemanların mevcut ekonomik şartlardan ötürü köle gibi kullanılması… Bugün benim rastladığım köle gibi kullanılan bir genç işsizimiz var, yarın bu sayıların arttığını göreceksiniz.

Ciddi bir işsizlik oranı mevcut… İş bulmak zaman ister, emek ister ve kişisel gelişimle alakalı bir olgudur; ancak hiçbir zaman iş bulmak bir yılı aşkın bir süreyi geçmez… Velilerimizin düşüncesine göre üç yıllık bir süreç normal. Kendimizi gelişmiş ülkelerle kıyasladığımız zaman parlak bir öğrenci üniversiteye girişinden itibaren takip edilir, üniversite sonlarına gelindiği zaman kademeli olarak işe başlatılır, kariyer yolculuğu başlar. Bizim ülkemizde ise kariyer bir yana aç kalmamak adına üniversitelere giriş söz konusu. Hal böyle olunca gençler, ciddi bir psikolojik bunalıma giriyor. Genç adam özgeçmişini göndermedik yer bırakmaz, cevap bekler, bekler, bekler… Cevap gelecek diye ne seyahate çıkabilir ne şehir dışına gidebilir ne de telefonunu kapatabilir… Olur ya bir gün aranır… Mülakata gider… Mülakat sonucu olumlu ya da olumsuz dönüş yapılacağı genç adama belirtilir… Beklemeye devam edilir, edilir, edilir…

Belirttim ya, sorun çok boyutlu... Genel olarak işverenlere yüklendik biraz… Biraz da gençlerimize bakalım. Genç bayan, ucu bucağı görünmeyen ve istihdam kolu olmayan bir bölüm mezundur. İş arar arar bulamaz…Daha sonra hiç alakası olmayan bir işte çalışmaya başlar; ama yakınır.. Kendi işimi yapamıyorum vs.. Bende diyorum ki yakınma lütfen bu böyle olacaktı zaten. Sen eni sonu başına gelecek felaketi üniversite yılları boyunca erteledin. Felaket başına gelince üzülüyorsun.. Bu noktada anlatmaya çalıştığım olgu, ileride ülkemizde istihdama dâhil olmanın imkansız olduğu bölümleri tercih etmeyin... Ülkemizin altyapısı, her dalda mezunlarımızı istihdam edecek kadar gelişmiş ve sağlıklı değil.. İşte sorunlar birike birike, psikolojiler bozula bozula, kendine zarar veren gençler, zamanla topluma, ülkemizdeki yabancılara karşı kinlenmeye ve topluma zararlı bir birey olmaya sebebiyet veriyor. Bu nokta, şu hususta önemli: Üniversite mezunu genç bir işsizin yaratabileceği tehlikenin boyutu çok daha tehlikelidir. Peki, çok büyük orandaki genç işsizlerimiz neler yapar, diye soracak olursanız, umudunu yitirmeyenler ikinci üniversitelere kayıtlar yaptırıyor, kişisel gelişim ve sertifika programlarına dâhil oluyor. Durumu müsait olanlar yüksek lisans programlarına dâhil olup eğitime devam ediyor, bir yandan iş arı- yor, yılda milyonlarca kişinin girdiği KPSS’ye hazırlanıyor, sınavda iyi puan alanlar, atanmayı bekliyor… Umudunu yitirenler ve yukarıda bahsettiğim süreci tüketenler ise, girişimci kredilerine yüklenip sermaye batırıyor; çünkü ticaret tecrübesi az, özgeçmişlerini yıllık cirosu rekorlar kıran insan kaynakları sitelerine iletiyor, pazarlarda tezgah açıyor, havacılık mühendisleri çok alakasız işlerde yeteneklerini ispat etmeye çalışıyor, aile işine devam edenler de var… Kısaca, durum bu… Bakalım bu durumu nasıl çözeriz… Lise çağlarından itibaren ortaya çıkan kişisel yatkınlıklarla birlikte öğrenci, kendisi için uzun vadede gelecek gördüğü bir eğitim kurumuna nakledilmelidir. Bu kurum sağlık liseleri, ticaret lisesi, teknik liseler ya da meslek liseleri olabilir. Böylelikle bu işlere gönül ve emek verenler bu yolda devam eder. Bir kısım öğrenci, ülkemizin ihtiyaç duyduğu avukat, doktor, mühendis, mimar ve öğretmenlik gibi majör dallarda eğitimlerine devam eder. Bir kısım öğrenci, üniversitede akademik kariyerine devam ederek akademisyen kadrolarını doldurur. Bir kısım, devlet kanallı kurumlarda çalışır. En çok sıkıntı yaşayan iktisadi bilimler ise tamamen iş dünyası ve okul işbirliği ile eğitilerek idari eleman istenilen kıstaslarda yetiştirilir. Sıkıntı, bu yönlendirmeyi yapamayan okullarda, özel sektör temsilcilerinde ve ekonomik altyapıda... Kişi, kişisel ve mesleki gelişimini belirli bir seviyede tamamlayıp, iş ahlakını da sahip olduysa iş bulmak, çok da zor olmayacaktır. Bu raylar yerine oturmadıysa, özel sektörden bir insan kaynakları personelinin doktora öğrencisi, bir elektronik mezununun unlu mamuller satış temsilcisi olarak mülakata çağırmasını yadırgamayın… Bu sorun, dünyada orta vadede değişmeyecek. Bize düşen görevler ise çalışmayı hedeflediğimiz iş kolu hakkında en derin bilgilerle donanmak, fedakâr olmak ve arayışa devam etmektir. Herkese iş ve eğitim yaşamında başarılar diliyorum.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar