Felakete Esir Olmadan…
Yunus Dümen

Yunus Dümen

Felakete Esir Olmadan…

03 Ocak 2017 - 15:38 - Güncelleme: 03 Ocak 2017 - 15:40

“… Siyasal İslam artık gayrı-ahlaki bir çukurdadır…”

DİN; ayrışmanın, kavganın, öldürmenin kaynağı haline dönüştürüldü! Bu durumdan emperyal güçler fazlasıyla yararlanıyor.                                                            

Burada şu soruyu sormak durumundayız. Hangi Ümmet yanlışta birleşmedi? Son yüzyılda ölen Müslümanların yüzde doksanını Müslüman’ım diyenler öldürmüş!

Öldüren Müslüman, ölen Müslüman! Hepside ölüsüne ŞEHİT diyor! Bölgemizde olup bitenler, içeriden ve sınır ötesinden gelen ŞEHİT haberleri bu acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.                                                                                                                                               

Biz! Şanlı Peygamberimize komşu giden aziz ŞEHİTLERİMİZİN kirletilmesine asla izin vermeyeceğiz…

Türkiye cumhuriyeti,  kuruluşunda da sonrasında da İslamcı anlayış zemininde olmamıştır. Kaldı ki 20. yy’ın başlarında MEZHEPÇİLİK ve İSLAMCILIK koça İmparatorluğu ayakta tutamamış,  aksine yıkılmasını hızlandırmıştır…

İmparatorluğun yerine kurulan Devlet; Türk’ün MİLLİ DEVLETTİR… 

Türk’ün, oluk oluk KAN akıtarak kurduğu MİLLİ DEVLETİ yani CUMHURİYETİ dönüştürmek isteyen;  Muaviye’nin ve Yezidi’n torunlarına asla müsaade etmeyeceğiz..

Son asrın en büyük siyasi hatası, gafleti ve ihaneti olan “Çözüm süreci” denilen süreçte, bu gaflete ve ihanete milleti de ortak etmek için “akiller” adı altında bir araya getirilen ihanet sürüsü şehir şehir dolaşarak ihaneti barış olarak ambalajlayıp sunma bedhahlığının neticesinde bu günlere geldik.                                                                                  

Birileri bu topraklardan beslenip, buranın havasından teneffüs edip, bedhahlığa düşebilirler. Lakin bu bedhahlığa ne yazık ki diyanetin de ortak olması kabul edilemez bir kara leke olarak tarihe geçti…

Bu olanlardan ders alamayan camilerimizde ki bazı başı sarıklı,  kadrolu memurlar; kirli siyasetin ağzıyla “birlik ve beraberlik vaazları” adı-altında; Yezidin izdüşümü sistemine odun taşımaya devam ediyor. Evlad-ı Fatiha’nın torunlarını etnik kimliklerle bir arada anmaktan utanmıyorlar. Emevi artığı bu yobazlar, Türk ismine ambargo koyarak camileri kirletirken, aynı zamanda da cemaati ihanete hizmet adına ayrıştırıyorlar! Hatırlatırız ki; Bu millet diye ifade etikleri milletin adı Türk milletidir.

Camilerimiz milletimizin ortak kutlu mekânlarıdır.  

Çukurlaşmış siyasetin, Emevileşmiş zihniyetin, ipi emperyal güçlerin elinde olan cemaatlerin kirli mekânları değildir.                                                                                                                                                      

Diyanet işleri başkanlığı en kısa zamanda, örtülü ihanetin paralı elamanlarını camilerimizden uzaklaştırmalıdır. Dün düştüğü hataya bir kez daha düşmemelidir. Camilerimizdeki fitneye son vermelidir. Birlik ve beraberliğimizin mihenk taşı camilerimiz; Türk milletinin İslamiyeti kabul ettiği günden beri yediden yetmişe halkımızın fikren ve fiilen bilgilendirilip eğitildikleri bir kutlu mekân olmuştur. Tevhidin hakikati, İslam'ın temel ilkeleri, Kuran hükümlerinin doğru olarak anlatıldığı kutsal mekânlar; milletçe felakete esir olmadan eski haline hızla dönmelidir.

Türk Milleti: Ahlaksız bir politikanın, ahlaksız bir siyasetin, ahlaksız bir planın, ahlaksız bir iktidar savaşının kurbanı olmayacaktır. Üzerinde dolaşan felaket bulutlarından kurtulmak için;  bedeli ne kadar ağır olursa olsun ödemeye hazırdır ve kararlıdır. Tarihe sığmayan kahramanlık ruhu ve engin tecrübesi ile tekrar ayağa kalkacaktır. Kutsalları üzerine İntikam yemini ederek,  iç ve dış ihanetin soyunu kurutacaktır. Bundan hiç şüphemiz yoktur…

Ey iktidar, Acziyet öyle bir hastalıktır ki ölümcüldür ve kurtuluşu da yok olmaktır. Gelin bu ölümcül hastalıktan kurtulalım. Terörün kökü kazınana kadar sayın Cumhur başkanının başkanlığında milli mutabakat hükümeti kurulsun ve toplum da rahatlasın…

UNUTULMASIN Kİ: Bu necip milletin birlik ve beraberliğinin hamuru; Türk tarihinin ve şehitlerimizin bize yüklediği, Oğuz töresinden beslenen “MİLLİ ŞUUR”DUR…

 

Yunus DÜMEN 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 2 Yorum

Son Yazılar