“Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını...
Reklam

“Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever”

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar, “Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever. Amerika’daki seçimler burada önemli bir kıstas. 3 Kasım’da gerçekleşecek seçimlerde Donald Trump kaybederse; altınla ilgili dalgalanmaların uzayacağı söylenebilir” dedi.

09 Ağustos 2020 - 17:29

Sermaye Piyasası Kurulu önceki başkanlarından olan Atılım Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar, Türkiye ekonomisinin son durumunu değerlendirdi. 

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 3 Kasım Salı günü yapılması planlanan Başkanlık Seçimlerinden çıkacak sonucun; altın ve döviz piyasalarındaki hareketlenmeyi doğrudan etkileyeceğinin sinyallerini veren Prof. Dr. Cansızlar, dünyada yaşanan Covid-19 salgınının da piyasaları etkilediğine değindi. 

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgınının oluşturduğu kaos ortamıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Cansızlar, “Son gelişmeler pek sürpriz değil. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pandemi dolayısıyla ortaya çıkan olumsuzluklar hissediliyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli dalgalanmalar oluyor. Bizim kendi ekonomik yapımıza özgü birtakım durumlar nedeniyle bu dalgalanmalar bizde daha fazla hissedilir hale geldi” ifadelerini kullandı.   

“Dövize ihtiyacı olan bir ülkeyiz” 

Dünya genelinde ekonomide yaşanan dalgalanmaların Türkiye’de daha fazla hissedilmesinin sebeplerini de açıklayan Cansızlar, “İzlenen ekonomi politikalarıyla ilgili birtakım değerlendirmeler var. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de parasal bollaşma söz konusu. Türkiye’de parasal bollaşma hem para basımı ve hem de faizlerin indirilerek kredi genişlemesi yoluyla oldu. Ancak bizim Türk Lirası (TL) rezerv para olmadığı için parasal genişlemenin üretimle desteklenmesi lazımdı. Ancak bollaşan para, üretimin artmasından ziyade daha çok altın, döviz ve borsaya yönelmeye başladı. Dış finansmana dolayısıyla dövize ihtiyacı olan bir ülkeyiz biz. Ekonomik yapı olarak, üretim yapısı olarak Türkiye ekonomisi ithalata ve dış finansmana bağımlı. Tasarruf düzeyi de yeterli değil” diye konuştu.

“Yıllardır dünyada genel kabul görmüş ve denenmiş birtakım iktisat teorileri var” 

Türkiye’nin ihracatının yeterli seviyede olmadığını söyleyen Cansızlar, üretimin ithalata bağımlı olması nedeniyle ithalatın da çok fazla olduğunu hatırlatarak Türkiye’nin sürekli dış açık verdiğini ifade etti. Cansızlar, “Bu durum bizim kırılganlığımızı diğer ülkelere göre çok daha fazlalaştırıyor. Dünyada alınan tedbirlere paralel Türkiye de tedbirler almaya çalıştı. Ancak, çok farklı bir ekonomi politikası uygulamaya yöneldi. Yıllardır genel kabul görmüş ve denenmiş birtakım iktisat teorileri var. Buna örnek faizle enflasyon arasındaki ilişki. Burada görüş farklılığı olabilir, ama bizim gibi gelişmekte olan çoğu ülkelerde olduğu gibi faizin toplam üretim maliyeti içerisindeki payı ülkemizde Merkez Bankası’nın yaptığı araştırmalara   göre ancak yüzde 15 - 20  gibi çok düşük bir seviyede bulunuyor. Burada bakılması gereken asıl mesele üretimin maliyetidir. Üretim maliyeti içinde yer alan tüm unsurlar -ki faiz bunlardan biridir- analiz edilmeden enflasyonu sadece faiz faktörüne bağlamamak gerekir. Üretimi petrol ve doğalgaz başta olmak üzere ithalata, yanısıra finansmanı da dışa bağlı bir ekonomide döviz kurunun yükselmesi, enflasyonun artmasına daha çok katkı yapar. Yapılan araştırmalarda döviz kurunda, sepet bazında yüzde 10 artış olduğunda, bu artış TÜFE'ye iki yıl içinde birikimli olarak 1.7 puanlık bir etki yapıyor. Üretimi ithalata ve finansmanı dışa bağımlı olmayan ülkelerde belki faiz enflasyonun en önemli belirleyicilerinden biri olabilir ama bu bizim gibi ekonomilerde maalesef fazla geçerli olamıyor.  İthalata bağımlı olmak derken, ithalatın yarısına yakın bölümünü doğal gaz ve petrol karşılıyor. Geri kalan kısmını da aramalı, nihai mal gibi ürünler teşkil ediyor” şeklinde konuştu. 

“Faizden çekinmemek lazım” 

Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının döviz kuru olduğunu aktaran Cansızlar, hükümetin bu dönemde aldığı tedbirleri doğru bulduğunu sözlerine ekledi. Cansızlar, “Tamamen serbest dalgalı kur rejimi hiçbir yerde uygulanmaz. Müdahaleli bir kur rejimi olması lazım. Yönetilebilir dalgalı kur rejimidir bunun adı. Ancak,bu müdahalenin herkes tarafından bilinecek şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekir. Fakat siz dolaylı yollardan, kapalı kapılar ardından başka yöntemlerle dövizi baskılamaya çalışırsanız hem yabancı yatırımcılar hem de yerli tasarruf sahipleri nezdinde soru işaretlerine sebep olursunuz. Nitekim Türkiye son dönemde faizi biraz baskıladı. Bu piyasaya biraz canlılık getirdi. Üretimi artırmak adına bir şeyler yapılmaya çalışırken bu defa da mevcutların fiyatları arttı. Faiz düşük, enflasyon yüksek; dolayısıyla negatif yönlü bir reel faiz var. Vatandaş eline geçen parasal bollaşmanın verdiği rahatlıkla ya altına ya da dövize gitti. Politika faizini 8,25’te değil daha yüksek bir seviyeye çekmek lazım. Faizden çekinmemek lazım” ifadelerini kullandı. 

“Faiz oranlarının yüzde 13’ün üstünde olması lazım” 

Türkiye ekonomisinin potansiyeli olan güçlü bir ekonomi olduğuna değinen Cansızlar, “Yapmamız gereken reform paketini; kısa, orta ve uzun vade diye ayırarak iyi bir program yapmak lazım. Yoksa işin içinden çıkılamaz diye bir şey yok. Kısa vadede benim düşüncem; faiz oranını arttırmak. Piyasadaki faiz 12,9, siz kalkıp 8,25’lerde ısrar ederseniz olmaz. Doğasına aykırı durumun. Faiz oranlarının yüzde 13’ün üstünde olması lazım. Nitekim TCMB’nın faiz koridoruna geri dönüş sinyalleri vermeye başlaması olumludur. Ardından dışarıya karşı bir güven ortamı oluşturmak gerekiyor. Türkiye ekonomisi dış dünyaya entegre, parası konvertibil bir ekonomidir, dışarıya kapatmak doğru değil. Nitekim TL swap piyasası ile ilgili tedbirlerin gevşetilmesi olumludur. Kırılgan bir yapımız var bunu kabul edeceğiz. Katar dışında uluslararası piyasalardan fon elde etmeliyiz. Başta AB ve IMF olmak üzere uluslararası kuruluşlarla iyi ilişkiler yeni baştan kurularak güven kazanılması lazım. Güveni kaybetmek bir anda olur ama kazanmak zaman ister. IMF’den çekinmemeliyiz. Biz kurucu ortaklarındanız. Oradaki fonlar çok düşük faizli fonlar” diye konuştu. 

“Trump kaybederse altınla ilgili dalgalanmalar uzar” 

Altın fiyatlarının sürekli bir artış göstermesi üzerine de konuşan Cansızlar, ABD’de gerçekleşecek Başkanlık Seçimine dikkat çekti. Cansızlar, “Yatırımcılara somut bir öneri vermek mümkün değil. Altın kriz ve savaş gibi karmaşık ve belirsizlik ortamlarını sever. Kargaşa ortamlarında insanlar en güvenilir meta olan altına yönelir. Altının zaten arzı kısıtlıdır. Talep fazla olunca da yükseliyor. Bu ortam devam ettiği sürece altındaki yukarı yönlü dalgalanmaların devam edeceğini düşünüyorum. Ama hangi seviyeye kadar olacağını söylemem mümkün değil. Amerika’daki seçimler burada önemli bir kıstas. 3 Kasım’da gerçekleşecek seçimler Donald Trump lehine olumlu sonuçlanırsa gerginlik azalacak ve aşı da bulunursa ortam sakinleşir altın açısından. Diğer bir senaryoda Trump kaybederse; altınla ilgili dalgalanmaların uzayacağı söylenebilir” ifadelerini kullandı. 

“Sert tedbirler almakta yarar var” 

Her yönden potansiyeli yüksek Türkiye’nin ekonomik yönden daha güçlü bir seviyeye gelebilmesi için bir an evvel sert tedbirlerin alınması gerekliliğine değinen Cansızlar, “Euro ve Dolarla ilgili de piyasalarda dalgalanmalar var. Özellikle Euro konusuna baktığımızda; doların dış dünyada değeri düşüyor. Diğer dış paralar nezdinde Dolar değer kaybediyor. Dolar değer kaybedince insanlar Euro’ya yöneldiler.  Doların sadece bizde birtakım kırılganlıklar nedeniyle fiyatı yukarı yönlü artmaya başladı. Hiçbir şey yapmadan bu şekilde devam edersek hem altın hem Euro hem de Doların fiyatının yükseleceğini tahmin ediyorum.  Kararsızlık ve çekingenlik doğru değil. Sert tedbirler almakta yarar var. Aksi takdirde bu işin maliyeti giderek artar” dedi. 

                          

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..