Bahçeli: ’Erdoğan Hitler’i Örnek Alıyorsa...’

Bahçeli: 'Erdoğan Hitler’i Örnek Alıyorsa...'

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisinin grup toplantısında konuştu.

07 Ocak 2016 - 00:02

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisinin grup toplantısında konuştu.

HDP’li siyasetçi ve belediyelerin PKK’lı tetikçilere kuryelik yapmakla meşgul olduğunu ileri süren Bahçeli, “Davutoğlu kaçak çay içmek yerine, HDP’nin verdiği randevuyu iptal etmiş, Kandil’in yolunu göstermiştir. Bu gelişme karşısında, biz HDP’yi flu görüyoruz dediğimizde, eleştiri oklarını yönelten demokrasi bezirganları, PKK’nın kurşun askerleri niye suspus, niçin kayıptır? Ekranlarda saz çaldırıp HDP yalakalığı yapan, sonra da ‘Yanılttın bizi, Türkiyeli yüz sadece bir maskeymiş. Meğer ne kadar da safmışız.’ diyen kurumuş vicdan ve kof akıllar nerededir? Evet biz dün solumuza baktığımızda flu görüyorduk, bugün ise sağımıza baktığımızda bomboş sıraları görüyoruz.Bunlar oluyorken, AKP’li İçişleri Bakanının Büyükşehir Belediye Yasası’nı tekrar gözden geçirileceğini açıklaması zamanlama itibariyle dikkat çekicidir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili yeni bir tartışma başlattığını kaydeden Bahçeli, “Erdoğan’ı tanıyoruz, bu sözlerinin dönemsel tepki olduğunu deneyimlerimiz ışığında iyi biliyoruz. 2012 yılının Kasım ayında, o dönemin BDP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldıracaklarını söyleyen Erdoğan, kısa süre sonra bu sözünü unutmuştu. Hatta Erdoğan idam cezasının geri gelmesine bile yeşil ışık yakmıştı. Meselenin tuhaf ve hazin tarafı, Erdoğan BDP ya da HDP’lilere ağır hakaret ve eleştirilerini yaptığı her dönemde, terör örgütüyle ya pazarlıklara tutuşmuş, ya da İmralı canisiyle masaya oturmuştur. Şimdi de Erdoğan ve Davutoğlu’nun teröristler ve siyasi bölücülerle yeni bir müzakere sayfası açmak için el altından çalışmalar yürütmesinden oldukça kuşkuluyuz.” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın eyalet sistemine, özerk yönetime ve federasyona soğuk olmadığının da bilinen bir gerçek olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu: “Bu Erdoğan ki, 30 Mart 2013 tarihinde katıldığı bir televizyon programında; ‘Güçlü Osmanlı’da Lazistan eyaleti var, Kürdistan eyaleti var, güneyde başka eyaletler var. Güçlü bir Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalı’ sözü hafızalara mıh gibi kazınmıştır. O halde özyönetim ihanetinden AKP’nin ve kaçak sarayın rahatsız olması tutarlı değildir. Bizim merakımız, yeni anayasada PKK’ya bir ümit verilmiş midir? Şu anda yaşanan şehir çatışmalarının maksadı yeni anayasa pazarlıklarını kızıştırmak için midir? Daha açık sorayım, AKP, PKK ile hali hazırda görüşmekte midir? Erdoğan, özellikle Oslo’da PKK’ya federasyon sözü vermiş midir? Ve hepsinden önemlisi yaşadığımız şiddet ve dehşet dolu günler özyönetimle temellenmiş başkanlık sisteminin bir ön hazırlığı, ön çalışması mıdır?” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başkanlık diye tutturan, dayatmalarını sıklaştıran, bununla yatıp bununla kalkan tek kişinin aslında Erdoğan olduğunu söyledi. Erdoğan’ın herkesin gözü önünde gerçek niyetini ‘Üniter sistemde başkanlık sistemi yoktur diye bir şey yok. Hitler Almanya’sına baktığınızda orada bunu görürsünüz.’ Açıklamasıyla verdiğini belirten Bahçeli, “Erdoğan Hitler’i örnek alıyorsa, Hitler Almanya’sını arzuluyorsa; gitsin Neo Nazilerin avukatlığını yapsın, gitsin Hitler’in anılarını yad etsin. Ama aklından bir an olsun çıkarmasın ki, tarihin hiçbir döneminde Türk milletinin sinesinden Hitler çıkmamıştır.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisinin grup toplantısında konuştu.

Yüksek bir katılım ve halk desteğiyle yazılacak, bireysel hak ve özgürlükleri güvenceye alacak, kuvvetler ayrımını tam anlamıyla özümsemiş bir anayasa için sorumluluk şuuruyla hareket etmenin şart olduğunu belirten Bahçeli, “Geçtiğimiz hafta AKP sözcüsü ilk falsoyu vermiş ve demiştir ki: ‘Yeni Anayasa Türkiye’nin kimlik belgesidir.’Biz kimliksiz değiliz ki anayasayla kimlik bulalım. Biz köksüz değiliz ki anayasada varlığımızı tanıyalım. Bu yersiz söze karşı diyorum ki, Türkiye’nin kimliği anayasayla değil, yüzyıllar içinde oluşmuş tarihsel ve kültürel mirasla belirlenmiş, vatanla düğümlenmiştir. Türkiye’nin milli kimliği Türk’tür.Ve kimliğimiz Türk milletinin özlemlerini, milli emanetlerini yansıtmaktadır.” diye konuştu.

Yeni anayasada AKP’nin gündeminde olanın Türk kimliğinin dışlanması olduğunu kaydeden Bahçeli, “Türklüğün tasfiye planı bir PKK talebidir ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin buna çanak tutması asla düşünülemeyecektir. Türksüz bir anayasa, kansız damar, kalpsiz vücut, cansız beden demektir. Bu ise yıkımdır. Üzerinde yaşadığımız ülkenin ismi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Adına anayasa yapmak için çalışacağımız milletin ismi Türk milletidir.Anayasadan Türk’ün silinmesi veya ayıklanması milli izmihlaldir. PKK istedi, Erdoğan buyurdu, Davutoğlu önerdi diye Türklüğü anayasadan çıkarma teşebbüs ve girişimi milli vicdanda karşılık bulmayacaktır.” şeklinde konuştu.  
ERDOĞAN’IN ADALET DAĞITMAK YERİNE, 17-25 ARALIK’IN HESABINI VERMESİ AKLA EN YATKIN YOL VE ÖNERİMİZ OLACAKTIR

Başkanlık diye tutturan, dayatmalarını sıklaştıran, bununla yatıp bununla kalkan tek kişinin aslında Erdoğan olduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu: “Davutoğlu da gönülsüz bir şekilde Erdoğan’ın koltuk ve makam sevdasına hizmet etmektedir. Erdoğan başkanlık sistemini savunurken öyle fahiş yanlışlara, öyle tarihi gaflara imza atmaktadır ki, bir bakıma dilinin altındaki baklayı çıkarmakta, aklının köşesindeki küflü hedefi açığa vurmaktadır.Suudi Arabistan dönüşü düzenlediği basın toplantısında konuşan Erdoğan, herkesin gözü önünde gerçek niyetini ele vermiş ve şöyle demiştir: ‘Üniter sistemde başkanlık sistemi yoktur diye bir şey yok. Hitler Almanya’sına baktığınızda orada bunu görürsünüz.’Erdoğan Hitler’i örnek alıyorsa, Hitler Almanya’sını arzuluyorsa; gitsin Neo Nazilerin avukatlığını yapsın, gitsin Hitler’in anılarını yad etsin.Ama aklından bir an olsun çıkarmasın ki, tarihin hiçbir döneminde Türk milletinin sinesinden Hitler çıkmamıştır. Dolayısıyla Erdoğan yanlıştadır.Ardından kaçak saraydan yapılan açıklamada, Erdoğan’ın sözleri çarpıtıldı iddiası ise tamamıyla saptırmadır.Yeni anayasayı saray fermanı gören, parlamenter sistemi yıkmak için her türlü örtülü veya açık ittifakın içinde bulunmayı kafaya koyan Erdoğan’a Türk milleti göz açtırmayacak, sarayın oyununu bozacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi başkanlık sistemine tümden karşı olup parlamenter sistemin revize edilerek güçlendirilmesinden yanadır.”
  Erdoğan’ın mizacıyla başkanlığın diktatörlüğe ortam açmasının, üniter yapıyı imha etmesi ise kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Bahçeli şunları söyledi: “Erdoğan’ın Hitler açıklamasının yanında, dillendirdiği bir görüşü de tevil ve tamiri imkansız zihni bulanıklığı deşifre etmiştir. Erdoğan diyor ki, ‘Başkanlık sisteminin uygulamasında siz eğer adalet dağıtıyorsanız, halkın aradığı nedir, adalettir. Bu olduğu anda zaten sıkıntı olmaz.’ Hitler de bu havadaydı, Almanya’ya yapılan adaletsizliği onarmak için kendisini görevli addetmişti.Stalin de böyle düşünüyordu, sınıfsal adaletsizliği bitirmeyi gaye edinmişti.Tarihteki tüm despotlar, tüm otokrat yönetimler adalet dağıttıklarını zannetmişlerdi. Fakat dağıttıkları hem ülkeleri hem de kendileri oldu. Erdoğan bilmiyorsa kendisine öğreteyim: Türkiye’de adaletin dağıtıldığı tek mercii huzuruna çıkmaktan kaçtığı mahkemelerdir.Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir; yasama, yürütme ve yargı erklerinin denge ve denetimine dayanmaktadır.Erdoğan’ın adalet dağıtmak yerine, 17-25 Aralık’ın hesabını vermesi, eğer konuşacak yüzü kalırsa ondan sonra adaletten bahsetmesi akla en yatkın yol ve önerimiz olacaktır.”  Hassas olmak gibi bir mecburiyetleri olduklarını ve fedakârca davranmak gibi de bir özellikleri olması gerektiğini belirten Bahçeli, “Önce koltuk diyerek ilkelerimizi yok saysaydık, kırmızı plakalara kurulmak pahasına tüm sözlerimizi yutsaydık, bunu ecdada, bunu şehitlerimize, bunu Türklüğün vicdanına nasıl izah edecektik? Hırsızı görmesek, rüşveti konuşmasak sorun yoktu.Anayasanın ilk dört maddesini müdafaa etmesek yine sorun yoktu.İhanet sürecini ağırdan alsak, Erdoğan’ın Anayasa ihlallerini hoş görsek, parlamenter sisteme vurulacak darbeyi olağan karşılasak her şey bambaşka olurdu.Türklük gurur ve şuuruna yönelik hakaretlere gözümüzü kapatıp, açılan habis savaşa ses çıkarmayıp, hatta ortak olsaydık ve sonra da uzatılan iktidar koltuğuna otursaydık, bizlere nasıl ülkücü denilecek, Milliyetçi Hareket Partisi tarihe nasıl geçecekti?” diye konuştu.

7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar geçen kısa, ama yoğun sürede doğru ve olması gerek neyse onu yaptıklarını kaydeden Bahçeli, “Onu söyledik, onun yanında durduk.Her konuda haklı çıktık. Hiçbir görüşümüzde açığa düşmedik, öngörü hatası yapmadık.Fakat Erdoğan ve Davutoğlu’nun koalisyon mimarisini müştereken sabote etmesi, doğrudan bizi hedefine alan algı operasyonları, devreye sokulan kirli propaganda sayesinde hayırcı olduk, hayırcı gösterildik.2015 yılının en unutulmayacak yalan ve aldatması bizim hayırcı olduğumuz iddiasıdır.” dedi.

2015 yılında Türkiye ekonomisinin dibe vurduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu: “Hayat pahalılığı artış göstermekle birlikte günlük ve insani ihtiyaçlar güç bela karşılanmıştır. Üzüntümüz odur ki, yeni yılla beraber sağanak gibi yağan zam ve vergi artışları mağduriyet ve perişanlıkları şiddetlendirecektir. Lükslerinden kısmayan, israftan kaçınmayan saray ve hükümetin orta ve dar gelirli insanımızı bunaltan sözde fiyat ayarlamaları ahlaka sığmadığı gibi insani de görülemeyecektir. Yandaşlar devlet hazinesine kapılanıp keyif sürerken, vatandaş nasıl geçineceğini, nasıl doyacağını, nasıl barınacağını kara kara düşünmektedir.Uyarmak isterim ki, böylesi adaletsizlikler sosyal ve ekonomik patlamaların hazırlayıcısı, teşvik edicisidir.”

AKP’nin ekonomideki iflasının yanında, iç ve dış politikadaki başarısızlıklarının artık dizginlenemeyecek boyutlara ulaştığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti: “Türkiye çevresindeki hiçbir gelişmeye müdahil olamamış, hiçbir komşu ülkeye sözünü geçirememiştir.Suriye politikası enkazdır. Irak politikası çöplüktedir. Mısır politikası rehinlidir. Rusya politikası kriz geçirmektedir. Neredeyse dost ve komşu ülke kalmamıştır.Erdoğan’ın sivri dili, hayalci ve omurgasız politikaları Türkiye’yi boğmuş, eski hakimiyet havzalarımızda acıklı ve utanılacak durumlara taşımıştır. Hükümet sınırlarımız ötesindeki vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi’ni 2015 yılında teröristlere teslim ederek kaçmıştır. Davutoğlu’nun stratejik derinlik kabusu ayak bağı olmuş, milli kabul ve gerçeklerle bağdaşmayan teorik çatısı Türkiye’nin üstüne göçmüştür.Dış politikada, milli ve tarihi gerçeklerden uzak tasavvur ve teklifler birer birer hüsrana davetiye çıkarmıştır.Erdoğan’ın, düne kadar terörist devlet dediği İsrail’e muhtaç olduğumuzu, ihtiyaç duyduğumuzu söylemesi ise yakın tarihin en talihsiz, en katıksız çarkı ve açıklaması olmuştur.”             

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Çankaya’nın yeni parkları halkın hizmetinde
Çankaya’nın yeni parkları halkın hizmetinde
Milli elektronik kelepçe Eylül'de teslim
Milli elektronik kelepçe Eylül'de teslim