Bahçeli: ’Gün Gelecek, Devran Dönecek’

Bahçeli: 'Gün Gelecek, Devran Dönecek'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, rüşvetin, devletin selametine karşı işlenmiş ağır bir cürüm olduğunu söyledi.

23 Aralık 2015 - 12:42

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, rüşvetin, devletin selametine karşı işlenmiş ağır bir cürüm olduğunu söyledi. Devlet otoritesinin zayıflamasıyla rüşvet arasında doğru bir bağlantı olduğunu kaydeden Bahçeli, “Darbe diye savuşturulan ve kapatılan 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını bir de bu göz ve bilgi dağarcığıyla değerlendirmek lazımdır. 17-25 Aralık milli vicdanda kapanmamış bir yaradır. Yedirmeyiz diyenler, ne var ne yok yemiştir. Birlikte yürüdük diyenler, yürütmede götürmede ustalaşmışlardır. Kibirli ve küstah bir dille rüşveti günah işleme özgürlüğü sayanlar, ahlak ve adaleti kilitlemişlerdir. Rüşvetle çarkları dönen vakıflar söz ve güç sahibidir. Hala ayakkabı kutularından çıkan deste deste banknotlar hafızalardadır. Gün gelecek devran dönecek, rüşvetçi, hortumcu, haramzade, millete küfreden, yüzdelerle ihale alan kim varsa doğruca adaletin önüne çıkacaktır. Bu ya olacaktır ya olacaktır. Başka bir seçenek kesinlikle yoktur.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu.

Bir toplumu içten içe çürüten en ağır sorunun rüşvetle birlikte haramın açıktan savunulması olduğunu belirten Bahçeli, “Dinimiz bunu net olarak yasaklamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk kamu düzenini sarsan bir suçtur.” dedi. Rüşvet verenin devlete taarruza geçtiğini ve bu yüzden suçlu olduğunu anlatan Bahçeli, “Rüşvet sosyal düzenin bozulduğu dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Rüşvet insanlığın reddettiği inancımızın ve kültürümüzün telin ettiği bir sapma halidir. Ecdadımız rüşvet alana mürteşi, rüşvet verene raşi diyor ve ikiliyi mahkum ediyordu. Barbar kavimler bile rüşvetle mücadele etmişlerdir.” açıklamasında bulundu.

Rüşvetin devletin selametine karşı işlenmiş ağır bir cürüm olduğunu kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti: “Devlet otoritesinin zayıflamasıyla rüşvet arasında doğru bir bağlantı vardır. Darbe diye savuşturulan ve kapatılan 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını bir de bu göz ve bilgi dağarcığıyla değerlendirmek lazımdır. 17-25 Aralık milli vicdanda kapanmamış bir yaradır. Yedirmeyiz diyenler, ne var ne yok yemiştir. Birlikte yürüdük diyenler, yürütmede götürmede ustalaşmışlardır. Kibirli ve küstah bir dille rüşveti günah işleme özgürlüğü sayanlar ahlak ve adaleti kilitlemişlerdir. Rüşvetle çarkları dönen vakıflar söz ve güç sahibidir. Hala ayakkabı kutularından çıkan deste deste banknotlar hafızalardadır. Gün gelecek devran dönecek, rüşvetçi, hortumcu, haramzade, millete küfreden, yüzdelerle ihale alan kim varsa doğruca adaletin önüne çıkacaktır. Bu ya olacaktır ya olacaktır. Başka bir seçenek kesinlikle yoktur.” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Doğu ve Güneydoğu bölgesinde açılan hendeklerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.“‘Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı’ geldi diyen hele sen Davutoğlu, bilesin ki günahın büyüktür ve hendekler seninle anılacaktır.” diyen Bahçeli, “İmralı canisini sütten çıkmış ak kaşık gösteren, gençliğinde namaz kılmasından oruç tutmasına kadar ballandıra ballandıra anlatan siyasi mevtalar hendeklere ilk kazmayı vuran asıl sizlersiniz. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini kaldırıp, milleti 36 parçaya ayırıp milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını söyleyen 17-25 Erdoğan, gerçek hendek kaçak sarayın içinde, 7 Aralık’ta taşındığın 250 odalı saray yavrusunun tam ortasındadır. ‘Sayın Öcalan demek, PKK’nın kendine ait bayrağını ve Öcalan posterini elinde taşımak suç olmaktan çıktı’ sözlerini kurşun gibi savuran namertler, şimdi beni dinleyiniz, ilk hendek sizlerin ruhunda kazılmıştır.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu’nun millete yalan destanı yazıp, başkanlık sistemi ve yeni anayasa edebiyatı yaparken Kırım’ın Rusların olduğunu anlatan Bahçeli, “Hiçbir şey yapılamadı. Kıbrıs Rumlara peşkeş çekildi, Doğu Akdeniz’de mevzi kaybedildi. Hiç kimsenin umurunda olmadı. Türkmen Dağı Esad’ın eline kaldı. Hiçbir etkili tedbir alınamadı. Kerkük peşmergeye, Musul IŞİD’e terk edildi. Geriye yalnızca Türkmenlerin acı dolu hikayeleri, yitirilmiş yurtları, dağıtılmış umutları, kaybolmuş hayatları bırakıldı.” dedi.  
KORKAK HER GÜN, CESUR BİR GÜN ÖLÜR

“21 Şubat’ta Süleyman Şah Türbesini nakliye kamyonuna yükleyip gece yarısı operasyonuyla kaçıran, buna da zafer, başarı diyen Erdoğan ve Davutoğlu milli vicdanda ebedi mahkumdur, ebediyete kadar lekelidir.” diyen Bahçeli, “Çekile çekile nereye kadar gelinecektir? Her diklenene, her tehdit savurana boyun bükersek, biz bu topraklarda nasıl yaşayacağız? Erdoğan’a, bu çağın Selahattin Eyyubi’si diyerek yalakalık yarışına girenler merakı mı mazur görsünler, bunlar hiç mi tarih okumamışlar, hiç mi vicdanları sızlamamıştır? Kaçmanın, tornistan yapmanın, U dönüşünün, anında çark etmenin ismi ne zamandır Selahattin Eyyubi olmuştur? Unutmayınız, korkak her gün, cesur bir gün ölür.” açıklamasında bulundu.  
'ÇÖZÜM DİYENLER ŞİMDİ SÖYLEYİNİZ, CEVAP VERİNİZ, BU HENDEKLER KAZILIRKEN NEREDEYDİNİZ?'

Türkiye’nin fikren, fiilen ve fiziken bölünmenin eşiğinde olduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti: “Şu anda Türkiye’nin bir bölgesi kundaklanmakta, hainler tarafından yakılıp yıkılmakta, kırılıp dökülmektedir. Her yere tonlarca bomba yığılırken istihbarat uyumuştur. Sokaklara hendekler açılırken, hükümet uyuşarak seyretmiştir. Barikatlar dikilmiş, evler silah ve cephaneliklerle doldurulmuştur. Erdoğan çözüm diyordu, terör örgütünün silah bırakacağını söylüyordu. Biz hayal görmeyin, milleti aldatmayın, çözüm çözülmedir, PKK silah bırakmaz dedikçe, Erdoğan renkten renge giriyor, yüzü öfkeden kapkara kesiliyordu. AKP’nin çözümü buzdolabında değil, hendekte. Sözde hendek siyaseti uydurup bununla ilgili lehte ya da aleyhte ahkam kesmek hızla mesafe alan bölücülüğe açıktan hizmettir. Kaldı ki AKP’nin süreç ve barış masalı teröristlerin silah depolamasına yaramıştır. Erdoğan da bunu ilk ağızdan itiraf etmiştir. Çözüm diyenler şimdi söyleyiniz, cevap veriniz, bu hendekler kazılırken neredeydiniz? Sözde akiller peki siz ne yapıyor, hangi delikten, hangi yalıdan, hangi melun hevesle terörü seyrediyordunuz? Bir ara, durmadan konuşuyor, özgürlük nutku atıyor, demokrasi türküsü söylüyor, terörü bitiriyor, sorunları çözüyor, barışı getiriyordunuz. Şimdi nerede gizleniyor, nerelerde keyif çatıyorsunuz? Bu hendekler yeni kazılmadı. Hendeklere ilk kazma yıkım projesiyle vuruldu. Hendeklerin yayılması süreç ihanetiyle gerçekleşti. Örgüt sözde mahkemeler kurmuş, hükümetin haberi olmamıştır. Örgüt sözde şehitlikler açmış, hükümetin ruhu duymamıştır. Alan almış, satan satmış, çözümün içinden hendek çıkmış, barikatlar dikilmiş, ne çelişkidir ki hükümet bile bile kulağının üstüne yatmıştır. Bunlara rağmen, Erdoğan ve Davutoğlu hendeklere öfke saçacağına, nerede hata yaptık diye dönüp geçmişe bir türlü bakmıyor, bakamıyor. Öcalan’ı takdirle karşılıyorum diyen Şırnak eski Valisi, bu hendeklerde senin payın vardır. TBMM’de ‘Bu coğrafyada üç hedef vardı son dönemde: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bir; İmralı, iki; Barzani, üç.’ diyen AKP Milletvekili, bu hendeklerde senin izin vardır.’Türk üst kimliği bölücüdür, Türk bayrağı değil, Türkiye ve devlet bayrağı diyelim’ diyen zehirli dil, bu hendeklerde senin dahlin vardır. ‘Türk diye bir ırk yoktur’ diyen sefil zihniyet, sana söylüyorum, bu hendeklerde senin rızan, senin sözün, senin kapkara ümidin vardır. Türk bayrağını tahrik unsuru gören, Ne Mutlu Türküm Diyene seslenişinden rahatsızlık uyan hainler, duyun bu milli çığlığı, hendekler önce vicdanınızda açılmıştır. ‘Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı’ geldi diyen hele sen Davutoğlu, bilesin ki günahın büyüktür ve hendekler seninle anılacaktır. İmralı canisini sütten çıkmış ak kaşık gösteren, gençliğinde namaz kılmasından oruç tutmasına kadar ballandıra ballandıra anlatan siyasi mevtalar hendeklere ilk kazmayı vuran asıl sizlersiniz. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini kaldırıp, milleti 36 parçaya ayırıp milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını söyleyen 17-25 Erdoğan, gerçek hendek kaçak sarayın içinde, 7 Aralık’ta taşındığın 250 odalı saray yavrusunun tam ortasındadır. ‘Sayın Öcalan demek, PKK’nın kendine ait bayrağını ve Öcalan posterini elinde taşımak suç olmaktan çıktı’ sözlerini kurşun gibi savuran namertler, şimdi beni dinleyiniz, ilk hendek sizlerin ruhunda kazılmıştır.İmralı canisine methiyeler düzüp barış güvercini gösteren, Türk milliyetçilerine hakaretler yağdırıp morg bekçisi suçlamasını yöneltenler, sizin ön isminiz hendek ise soy isminiz haysiyetsizdir. Oslo’dan İmralı’ya kadar Türkiye’nin önüne sıra sıra hendek kazdılar, sırtına kaldırmayacağı yük yüklediler. Şimdi de bundan gocunuyorlar. Teröristlere müdahale etmek isteyen güvenlik güçlerimizin elini tutan, Süreç zarar görmesin, Erdoğan kızmasın gerekçeleriyle teröristlerin alan hakimiyetine göz yuman siyasetçisinden, aktif veya merkezdeki valisinden, kaymakamından, emniyet müdüründen ve diğer görevlilerden bu dünya gözüyle hesap sormazsam, içtikleri sütü, yedikleri lokmayı burunlarından getirmezsem hayat bana zehir olsun.Düşmanlık saçan, hendekleri kutsayan, PKK’lı militanları öve öve bitiremeyen HDP’li siyasetçilerle ilgili hukuki işlem başlatmak için Cumhuriyet Savcıları neyi beklemektedir?Yok mudur hukuku müdafaa edip koç gibi duracak yiğit ve korkusuz bir savcı? Köküne kıran mı girdi bu adaletin?”             

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x