Bahçeli: ’İç ve Dış Politikada Yaşanmadık Rezillik...’

Bahçeli: 'İç ve Dış Politikada Yaşanmadık Rezillik...'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’de ortak aklın işletilemediğini söyledi. İç ve dış politikada yaşanmadık rezillik kalmadığını kaydeden Bahçeli, “Hala ve inatla sistem değişikliğine kafa yormak, yeni yeni unvanların hayalini kurmak çok yanlış, çok marazidir.” diye konuştu.

09 Aralık 2015 - 16:32

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’de ortak aklın işletilemediğini söyledi. İç ve dış politikada yaşanmadık rezillik kalmadığını kaydeden Bahçeli, “Hala ve inatla sistem değişikliğine kafa yormak, yeni yeni unvanların hayalini kurmak çok yanlış, çok marazidir.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu. Türkiye’nin yaşadığı onca mesele ortadayken, kişisel heves ve hedeflerin peşinde koşmanın, makam ve mevki hesabı yapmanın, bencilliğin ve egoizmin tuzağına düşmenin hiç kimseye yarar sağlamayacağını kaydeden Bahçeli, “Kaldı ki bu siyaset de değildir. Devlet adamlığı ise hiç değildir.” dedi.

Türkiye’de ortak aklın işletilemediğini belirten Bahçeli, “Bu yüzden iç ve dış politikada yaşanmadık rezillik kalmamışken hâlâ ve inatla sistem değişikliğine kafa yormak, yeni yeni unvanların hayalini kurmak çok yanlış, çok marazidir. Demem odur ki, ülkemiz bu kadar ağır sorunlarla boğuşurken cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık sevdası fırsatçılık ve ganimet avcılığıdır. Türkiye sıcak savaş sınırlarında gezinirken Erdoğan’ın makam tutkusu, samimiyet ve sorumsuzluk örneğidir.” şeklinde konuştu.   MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, doğalgazın akışında bir tıkanıklık ve aksaklık olursa Türk milletinin Rusya’ya el avuç açacak kadar küçülmeyeceğini söyledi. “Ancak bu tezek yakalım manasına da gelmemelidir.” diyen Bahçeli, “Erdoğan’ın ‘Biz hayat boyu doğal gaz kullanmadık, bu millet çileye alışıktır’ diklenmesi en başta milletimize bühtan ve haksızlıktır. Evet doğal gazı hayat boyu kullanmadık, ama doğal olmayan gaza da kimsenin gelmesi mümkün değildir. Düne kadar doğal gazın geldiği şehirleri anlata anlata bitiremeyen, Ayşe bacımızın çektiği sıkıntıları miting malzemesi olarak kullanan ve geçmiş hükümetleri beceriksizlikle suçlayan Erdoğan, şimdi doğal gazı hamaset gazlamasıyla karartmaktadır. Tezek yakmak isteyenlere engel olan yoktur ve tez elden sarayla işe başlanmalıdır. Bu millet zaten asırlardır tezekle, odunla ısınmış; sobanın, yanan ocakların etrafında buza, soğuğa dayanmıştır.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu.

Doğu ve güneydoğuda her yerin hendek, her yerin barikat olduğunu kaydeden Bahçeli, “Diyarbakır’ın Sur ilçesinde PKK’lı teröristler tarafından düzenlenen saldırıda, kentteki ilk Osmanlı eseri Fatih Paşa Camii yakılmıştır. İş artık bu raddeye kadar gelmiştir. Bu tehlikeli süreci ne pahasına olursa olsun durdurması gereken devlet ve hükümet idaresi Erdoğan’ın hezeyanlarına yetişmek, onu pışpışlamak için yarışmaktadır.” dedi.  
ERDOĞAN VE AKP ZİHNİYETİ BAŞKANLIK KARŞILIĞINDA HER TAVİZİ VEREBİLECEK KIVAM VE KONUMA GELMİŞLERDİR

Türkiye’nin milli birliği, huzuru, dayanışma ve kardeşlik hukukunun ateş altında olduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu: “Tahir Elçi’nin evine ziyarette bulunan, arkasından Diyarbakır Barosu’nda konuşan ana muhalefet partisi genel başkanı, ‘barikatları kuran arkadaşlar’ diyecek kadar teröre arka çıkmıştır.Davutoğlu ve Erdoğan’ın dağdaki gençler sözünden sonra, Kılıçdaroğlu’nun arkadaşlar ifadesi kurşun gibi adresini bulmuştur. PKK militanları güpegündüz roketli saldırılarla Diyarbakır’da savcıların görev yapmasını engellemişlerdir. Terör örgütü şiddet ve saldırıları kent merkezlerine doğru yaygınlaştırma stratejisini takip etmekte, kırsaldan şehirlere doğru açılmaktadır. PKK, örgüte destek vermeyen, katılmayan hatta karşı tavır alan veya alabilecek kim varsa kitlesel göçe zorlamaktadır. Bu şartlar altında, terör yandaşlarından hükümete yeniden masaya oturma çağrıları, müzakere teklifleri gelmektedir. Endişemiz şudur: Erdoğan ve AKP zihniyeti başkanlık karşılığında her tavizi verebilecek kıvam ve konuma gelmişlerdir.”

MHP’siz siyasetin Türk’süz vatan demek olduğunu belirten Bahçeli, “MHP’siz siyaset vatansız Türk demektir. MHP’siz siyaset Balkanlaşmış ülke, batmış Türkiye demektir. MHP’siz siyaset Türkiye Cumhuriyeti’nin kefenlenmesi, Türk tarihinin sökülüp atılması demektir. Buhrana, bunalıma ve kargaşaya hapsedilmiş bir MHP; AKP-PKK ve küresel cinayet şebekelerinin eline koz vermek demektir. Bu can bu tende olduğu müddetçe Türk düşmanlarına ve MHP üzerinde hesap yapan çevrelere asla, ama asla izin vermeyecek, imkan tanımayacağım.” açıklamasında bulundu.  
DOĞAL GAZI HAYAT BOYU KULLANMADIK, AMA DOĞAL OLMAYAN GAZA DA KİMSENİN GELMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR

Ülkemizin kullandığı doğal gazın yüzde 54,5’ini Rusya’dan, yüzde 17,9’unu İran’dan, yüzde 12,4’ünü Azerbaycan’dan, Yüzde 10,4’ünü Cezayir’den, yüzde 4,8’ini Nijerya’dan temin edildiğini ifada eden Bahçeli, şöyle devam etti: “Anlaşılacağı üzere, Rusya önde gelen doğal gaz tedarikçimizdir.Eğer doğal gazın akışında bir tıkanıklık ve aksaklık olursa elbette Türk milleti Rusya’ya el avuç açacak kadar küçülmeyecektir.Ancak bu tezek yakalım manasına da gelmemelidir. Erdoğan’ın ‘Biz hayat boyu doğal gaz kullanmadık, bu millet çileye alışıktır’ diklenmesi en başta milletimize bühtan ve haksızlıktır. Evet doğal gazı hayat boyu kullanmadık, ama doğal olmayan gaza da kimsenin gelmesi mümkün değildir. Düne kadar doğal gazın geldiği şehirleri anlata anlata bitiremeyen, Ayşe bacımızın çektiği sıkıntıları miting malzemesi olarak kullanan ve geçmiş hükümetleri beceriksizlikle suçlayan Erdoğan, şimdi doğal gazı hamaset gazlamasıyla karartmaktadır. Türk milleti elbette varlığı ve egemenlik hakları için gaza, petrole, başka şeylere tamaha etmeyecek kadar büyüktür. Madem doğal gaz hava gazı görülüyor idiyse, Erdoğan niçin Paris’ten Doha’ya geçerek Katar Petrol Şirketiyle BOTAŞ arasında sıvılaştırılmış doğal gaz alımına ilişkin mutabakat zaptını imzalamıştır?Ve de tezek yakmak isteyenlere engel olan yoktur ve tez elden sarayla işe başlanmalıdır. Bu millet zaten asırlardır tezekle, odunla ısınmış; sobanın, yanan ocakların etrafında buza, soğuğa dayanmıştır.”

Başbakan Ahmet Davutoğlu’na çağrıda bulunduğunu anlatan Bahçeli şunları kaydetti: “Hükümet sizsiniz. Yeki sizdedir. Milli irade ülke yönetiminde partinizi görevlendirmiştir. Dış politikada çok başlılık ve hükümetin atıl kalması çok mahsurludur. Cumhurbaşkanıyla mutat görüşmelerinizde ülke gündemini pek tabiidir ki istişare ediniz, diyeceğim bir şey yoktur. Ancak dış politikanın sadece Erdoğan’ın günübirlik ve polemik üzerine bina edilen sözlerine bırakılması, hükümetin geriye atılması Türkiye’nin ciddi şekilde aleyhinedir.Sayın Başbakan, buna müsaade etmeyiniz, üstlendiğinizin görevin gereğini yapınız, dış politikayı siz yürütünüz, Cumhurbaşkanı’nın anayasal sınırlarında kalmasını ısrarla isteyiniz.”  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan ve AKP’li yöneticilerin partili Cumhurbaşkanı önerisinin trajik olduğunu söyledi. Türkiye’nin partili cumhurbaşkanı modelini 1960 öncesi yaşadığını kaydeden Bahçeli, “Recep Tayyip Erdoğan ne yapmaya çalışmakta? Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut yönetim sistem ve gerçeği hangi konforuna, hangi açgözlülüğüne yetmemektedir? Bu milletin tek işi, yegâne derdi Erdoğan’a koltuk mu imal etmektir? Partili Cumhurbaşkanı ne demektir, nereden çıkmış, kimlerin memnuniyetini sağlamak için planlanmıştır? Hadi diyelim ki, Erdoğan başkan veya partili Cumhurbaşkanı oldu, peki bundan sonra krallık talep etmeyeceğini kim garanti edecektir? Fırsat bulmuşken, Erdoğan her şeyi isteyecek, her yolu deneyecek, yargı, yürütme ve yasamayı tekeline alarak demokrasiyi havaya uçuracaktır. Putin’i eleştirenler dikkat etsin, Türkiye’nin yeni bir Putin’i yavaş yavaş doğmakta, Türkiye’yi baştan ayağa ele geçirmektedir.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı ile Başbakanın yetki ve görev sahaları Anayasa’nın amir hükümlerinde belirtildiğini kaydeden Bahçeli “Bu konuda flu, kafa karıştıran bir husus bırakılmamıştır. Erdoğan ve Davutoğlu Anayasa’yı açıp okudukları takdirde her şeyi bütün açıklığıyla görüp öğrenebileceklerdir. Türkiye’nin yeni bir sisteme değil düzgün, kapsayıcı, adil, dürüst, namuslu ve milli yönetime ihtiyacı olduğunu kimse inkar edemeyecektir.” dedi. Erdoğan’ın başkanlık talebinin tedavisi olmayacak kadar kronikleştiğini anlatan Bahçeli, “Yani Erdoğan başkan olursa, Cumhuriyet’in kuruluş ilke ve esasları teker teker yıkılırsa her şey güllük gülistanlık olacak, birden bire Türkiye uçuşa geçecektir. Buna da yeni Türkiye denecektir. Propagandası yapılan budur. Alttan alta işlenen, servis edilen, medya ve devlet gücüyle kabullendirilmek istenen sistemin eskidiği, çözüm üretmediği, tıkandığı söylemleridir. Elbette bu iddia ve dolaşımdaki bahanelerin tutar ve kayda değer hiçbir yanı yoktur. Mesele Türkiye’yi değil, Erdoğan’ın ikbal ve geleceğini güvenceye almaktır. Mesele sistemin reforma tabi tutulması değil, Erdoğan’ın kişisel gayesinin tatmin ve doyurulmasıdır.” diye konuştu.  
TÜRKİYE’NİN ANA GÜNDEMİ KESİNLİKLE BAŞKANLIK DEĞİLDİR

Türk milletinin Erdoğan’a Cumhurbaşkanı olması yönünde oy verdiğini ifade eden Bahçeli şöyle konuştu: “Davutoğlu’na da Türkiye’yi yönetmesi konusunda yetki verilmiştir. Erdoğan’ın aldığı oy ve destek başkaca yorumlanmamalı, başka taraflara hiç çekilmemelidir. Halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı sözleriyle başkanlığın kılıfını dikmek, sistem değişikliğinin kazanını kaynatmak işgüzarlık ve irade dolandırıcılığı olarak görülecektir.Buna da hiç kimsenin, hele ki bir numaralı 17-25 Aralık failinin hakkı yoktur ve olamayacaktır. Başbakan ülkemizin birinci gündem maddesinin başkanlık olmadığını söylemekte, önce gerilimin düşürülmesini gerekli görmektedir. Bu isabetli bir yaklaşımdır. Türkiye’nin ana gündemi kesinlikle başkanlık değildir.”

Erdoğan’ın Başbakanken de, Cumhurbaşkanıyken de çift başlılıktan muzdarip olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: “Çünkü tek adam, tek bilen, tek karar veren olmak için yanıp tutuşmaktadır.Sözünün üstüne söz koyulmasına sinirlenmekte, kim olursa olsun şuurunu kaybetmiş halde saldırmaktadır.2012 yılında, Cumhuriyet Bayramı’nın nezih bir şekilde, olaysız ve sorunsuz kutlanması konusunda devreye giren Abdullah Gül’e Erdoğan’ın tahammülsüzlüğü demokratik bir tavır, kardeşlikle bağdaşır bir davranış şüphesiz değildir. Erdoğan’ın mizaç ve müktesebatı tehlike saçmaktadır.Devleti kendi aile şirketi gibi yönetmek istemektedir. Ve işin düşündürücü tarafı ise, her gittiği ülkeye özenmesi, her gittiği ülkenin yönetim modeline hayranlık duyarak sahiplenmesidir.Cumhurbaşkanı Erdoğan;ABD’ye gitmiş, ABD modelini övmüştür.Meksika’ya gitmiş, Meksika modeline methiyeler düzmüştür.Fransa’ya gitmiş, bu kez da Fransa modelini konuşmaya başlamıştır.Zaman zaman da Türk tipi başkanlık sistemini diline dolamıştır.Allah’tan şu sıralar Kuzey Kore’ye gitmemiş, kabileler arası savaş yaşanan bazı Afrika ülkelerine de yolu düşmemiştir.Yoksa Türkiye’nin hali harap, geleceği ise kapkara olmaktan kurtulamayacaktır.”

Erdoğan ve AKP’li yöneticilerin partili Cumhurbaşkanı önerisinin ise işin bir başka trajik kısmı olduğunu kaydeden Bahçeli şunları söyledi: “Türkiye partili cumhurbaşkanı modelini 1960 öncesi yaşamıştır. Ne getirdiği ise milli hafızada kayıtlıdır. Erdoğan’ın 1930’lu yılları reddetmesi, bu dönemleri mahkûm etmesi, anti demokratik bulması unutulmuş değildir. Şimdi Türkiye geriye mi gidecektir? Yeni Türkiye, eskinin makyajlanmış hali mi olacaktır? Recep Tayyip Erdoğan ne yapmaya çalışmakta, Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut yönetim sistem ve gerçeği hangi konforuna, hangi açgözlülüğüne yetmemektedir? Bu milletin tek işi, yegâne derdi Erdoğan’a koltuk mu imal etmektir? Partili Cumhurbaşkanı ne demektir, nereden çıkmış, kimlerin memnuniyetini sağlamak için planlanmıştır? Hadi diyelim ki, Erdoğan başkan veya partili Cumhurbaşkanı oldu, peki bundan sonra krallık talep etmeyeceğini kim garanti edecektir? Damat bakan olduktan sonra, evladın da ikinci Erdoğan olarak tahta geçmesi nasıl engellenecektir? Değerli arkadaşlarım, Türkiye çukurdadır, uçurumun kenarındadır, çorak ve çölleşmiş bir siyasetin çemberindedir. Fırsat bulmuşken, Erdoğan her şeyi isteyecek, her yolu deneyecek, yargı, yürütme ve yasamayı tekeline alarak demokrasiyi havaya uçuracaktır.Putin’i eleştirenler dikkat etsin, Türkiye’nin yeni bir Putin’i yavaş yavaş doğmakta, Türkiye’yi baştan ayağa ele geçirmektedir.”          

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x