banner11

banner10

En Çok İzlenen Videolar

Popüler Videolar

Çikolata nasıl yenir?

Ankara 25.12.2020, 16:22

Yediden yetmişe hepimizin vazgeçilmezi çikolatayla ilgili her şeyi Nero Bianco’nun yaratıcısı Özlem Erşekerci’den dinledik.

Herkesin hayalindeki işi yapıyorsunuz. Nasıl başladınız? Sizin için ne ifade ediyor çikolata yapmak?

Gerçekten öyle herkesin hayalindeki bir iş, benim de çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir işti. Galiba boyalara olan tutkum beni buralara getirdi. 12 sene kadar tezhip sanatıyla uğraştım. Sosyal medyada gezerken son zamanların trendi olan ev yapımı çikolatalar dikkatimi çekti. Tabi dikkatimi çekme sebeplerinden birisi boyayla ve çizimlerle alakalı olması. Çok keyifli bir şey boya. Terapi gibi geliyor bana. Onlarla uğraşmak karıştırmak desen çıkartmak desen çizmek çok keyifli geldi. Tabi bu şekilde dikkatimi çektikten sonra küçük bir araştırmaya girdim ben. Araştırmaları yaparken de çok derin bir hayal gücünün olduğunu fark ettim. Bu da ruhumun özgürlüğünü bırakabileceğim bir sektör olduğunu düşündüm. Başladım araştırmalarıma. Araştırmalardan sonra eğitim almaya karar verdim. Bunun eğitimini aldım. Suna hocam sağ olsun bütün bildiklerini anlattı bize. Eğitmen şeflik sertifikası aldım. Nero Bianco’yu kurma amacım aslında sadece ticari değil. Ankaralı kadınlara bir iş imkanı da sağlamak aslında. Çeşitli workshoplar ile kişiye özel eğitimlerimizle Ankara’daki kadınlarımızı da iş hayatına çekmek aslında amacımız. Bir bakıma Ankara’daki kadınları da ticarete sokmayı istiyoruz. Ailelerine ve bütçelerine katkı sağlamak istiyoruz.

Ankaralı kadınlara istihdamdan ve iş imkanlarından bahsettiniz. Neler bunlar, neler yapıyorsunuz?

Şu an da kadınlarımıza workshop vererek iş öğretiyoruz. Şimdilik sadece Ankara’daki kadınlarımıza bu imkanı sağlayabiliyoruz. İstediğimiz gibi giderse önümüzdeki günlere ve gidişatımıza göre Türkiye çapına taşımak istiyorum. Dışarıda 3 günlük şehir şehir gezerek, insanlara ve isteyenlere ne biliyorsam aktarmak istiyorum. Kadınların da iş hayatında olması gerektiğini düşünüyorum. Üreten kadın mutlu olan kadın, mutlu kadın güzel çocuklar sağlıklı bireyler yetiştiren kadındır. O yüzden çok desteklemek istiyorum bu konuda.

Çikolata sihirli bir değnek gibi, herkesi mutlu ediyor. Bunu sırrı nedir?

Çikolata gerçekten mutlu ediyor insanı. Söylerken bile mutlu eden bir kelime. İnsanlar hayatın keşmekeşinde çok psikolojileri bozulabiliyor. Psikoloji kendisini düzeltebilmek için bir çözüm arıyor. Bu çözümlerden bir tanesi de maalesef buzdolabının başında bitiyor. Daha çok yemeye veriyoruz kendimizi. Bunun başında da çikolata geliyor. Çikolata aslında insanı sakinleştirici, dinginleştirici özelliğe de sahip. Aslında hormonlarımızı harekete geçirdiği söylüyor fakat asıl hormonları harekete geçiren beyin. Çikolata beyinle iletişim kuruyor. Beynimiz çikolata yediği zaman kendisini ödüllendirildiğini düşünerek mutluluk hormonlarını harekete geçiriyor. Yoksa direk çikolata mutluluk hormonlarını harekete geçirmiyor. Beynimizin isteği ile harekete geçmiş oluyor.

Arkada bir mekanizma var yani…

Kesinlikle. Hani hep öyle söylerler ya mutluluk hormonunu harekete geçiriyor diye, yanlış bir şey aslında. Beynimiz bize yaptırıyor onu. Aslında sadece mutluluk değil. Sağlığımız için de faydası olan bir şey. Baktığımız zaman dünya genelinde en az çikolata tüketilen ülkelerden biriyiz. Kişi başına yıllık tüketim miktarı Türkiye’de 2,5 kilo iken Avrupa’da bu 6 7 kiloya kadar çıkıyor. Tabi refah seviyesiyle çok alakası var. Daha kolay ulaşmalarıyla alakalı diye düşünüyorum. Bizim ülkemizde biraz daha lüks olarak görüyoruz. Son zamanlarda baktığımız zaman sektöre 10 senede 15 senede güzel bir çıkış yakaladı Türkiye’de. Bunun yukarılara çıkacağını da düşünüyorum özellikle el yapımı çikolatalarda baya trend şu an da. O boyalı şeyler herhalde çok cazip gelmeye başladı artık özellikle kadınlara çok çekici gelmeye başladı. Dolayısıyla çikolata sağlığımız açısından da faydalı hani çocuklarımız yemek istediği zaman dişlerin çürür diye engellemeye çalışıyoruz ama her şeyde olduğu gibi çikolatada da dozu koruyarak her gün yemekte mutlaka faydası var. Başta kalp sağlığı damar salığı açısından fayda var. Sindirim açısından faydası var. Kolesterolü dengeleyici özelliği var.

Kesinlikle hep öyle öğrendik yani çikolata yeme dişin çürür, aman dişlerini fırçala çikolata yedikten sonra diye, ama çikolata gerçekten sağlığa faydalı. Özellikle antioksidan etkisiyle kanser hücrelerinin oluşumunu engelliyor. Bu çok önemli bir şey. Bunu bilmiyordum açıkçası ve bunu araştırmaya başladığım zaman öğrendim çok hoşuma gitti.

Yeni lezzetler denemek için kombinasyonlarınız oluyordur. Bugüne kadar bu olmadı dediğiniz oldu mu?

Mutlaka bunun AR-GE’sini yaparken çok fazla fire veriyoruz çikolatalarımız gidiyor. Çünkü lezzetleri yakalamak çok zor. Çikolata çok hassas. Gerçekten. Hem derecesini yakalamak gerekiyor hem gramajını yakalamak gerekiyor. Bazı çikolataların lezzetlerini, dolgularını 6-7 kere yaptığımız oldu. Çünkü 3 gram arttırdığınızda bambaşka bir lezzet çıkıyor 5 gram düşürdüğünüzde bambaşka bir lezzet çıkıyor. Dolayısıyla bunları bir araya getirirken istediğimiz şekli veremiyoruz lezzeti yakalayamayabiliyoruz istediğimiz rengi yakalayamayabiliyoruz. Bunları bir araya getirmek gerçekten zaman alan bir şey. Ama şundan emin olabilirsiniz ama tüketicimizi en güzelini en sağlıklısını sunmak için bütün ekip hepimiz arge çalışmasında yer alıyoruz.

Peki çikolatayı nasıl saklamalıyız?

Çikolata çok hassas. Kakao çekirdeğinden başlayın. İşleme aşamasına kadar gerçekten çok hassas aşamalardan geçiyor. Öncelikle ağaç bir kere çok hassas. Gövdesi herhangi bir zarar aldığında toplarken, iki sene kadar meyve vermiyor. Çok ince çok hassas çok nazlı bir bitkidir. Çikolata, çekirdekleri toplandıktan sonra da kavrulma aşaması, dediğim gibi çikolatanın püf noktası derecesidir. Kavrulma derecesi, yetişme derecesi, işleme derecesi, saklama derecesi, tamamen dereceden oluşuyor çikolata yapımı maalesef. Bunlara çok dikkat etmemiz gerekiyor. Saklama sıcaklığı da oda sıcaklığında beklemesi gerekiyor aslında. Biz de tam tersini yaparız buzdolabına tıkıştırırız aman burada kalsın diye. Raf ömrünü uzatmayacak herhangi bir ek gıda koymadığımız sürece 3 haftadır bizim çikolatalarımızın ömrü, tamamen el yapımı ve katkısız olduğu için. Dolayısıyla 3 hafta 28 derecede saklayabiliyorsunuz çikolatalarımızı.

Ayrıca şunu da söylemek isterim, Ankara’nın mevsimsel olarak çikolata üretimine çok uygun bir iklim yapısı var. Aynı en iyi mobilya sitelerden çıkar, en iyi un iç Anadolu bölgesinden çıkar. Çikolata nemi sevmez. O yüzden Ankara havası ve iklimi çok idealdir. O yüzden gönül rahatlığıyla 28 derecede oda sıcaklığında çikolatalarımızı saklayabiliriz.

Ankaralı en çok hangi çikolatayı seviyor?

Ankaralılar daha çok sütlü çikolatayı tercih ediyorlar. Ama yurtdışına gidip geldikleri için insanlar faklı tatları ve lezzetleri aldıkları için oralarda gördükleri için, burada da talep edebiliyorlar. Mesela çok yakın zamana kadar kimse tuzlu karamelli çikolatanın tadına bakmamıştır. Çok yakın zamanda trend olmaya başladı. Acı çikolata. Çok bilinmeyen bir şey. Bazı çevremizdeki arkadaşlarımız tadıyorlar arge çalışması sırasında. Bakıyorlar ya ‘’acı olur mu çikolata, böyle şey olur mu?’’  Biz de olur bakın siz tadına dediğimiz zaman hakikaten çok beğeniliyor. Yani çeşide açık Ankara aslında. Ama yavaş yavaş. Biraz daha geleneksel bir toplumuz. Geleneklerin dışına çok fazla çıkmayı sevmiyoruz. Tadına baksak sevsek de biz sütlü çikolata tercih etmeyi yeğliyoruz. Daha iyisini tatmadıkları için belki de süt biraz daha bastırdığı için onu tercih ediyor olabilirler. Ben kendim açıkçası yüzde 70 bitter çikolata yiyen bit insanım ama gerçek bitter çikolata yiyeceksiniz. Şekerle donatılmış içine glikoz basılmış bir bitter değil. Gerçek bitter yediğiniz zamana o farkı zaten fark ediyorsunuz: sütlü yerken birden bittere kayabiliyorsunuz.

Peki çikolata hakkında bilmediğimiz bir şey söyler misiniz bize?

Çikolatayı yemenin 3 aşaması vardır. Önce göreceksiniz sonra koklayacaksınız sonra tadına bakacaksınız. Tadına bakma bir ritüeldir aslında. Biz onu alırız hart hart yeriz ve biter. Öyle değil aslında çikolatayı yemek. Gözlerinizi kapatıyorsunuz. Burunuzu kapatıyorsunuz. Bir parça çikolatayı ağzınıza alıyorsunuz. Ağzınızda eriyene kadar açmıyorsunuz burnunuzu. Ağzınızdaki erime bittikten sonra burnunuzu açıyorsunuz. Ağzınızdan derin bir nefes alıp burnunuzdan veriyorsunuz. Ve işte o noktada gerçek çikolatanın lezzetini ve tadını o zaman tecrübe edinebilirsiniz.

Teşekkür ederiz.

Röportaj: Gonca ÖZTÜRK

Kamera: Caner ÖVEYİK

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!