Çok değerli hayatlara ev sahipliği yapmış şehir

Çok değerli hayatlara ev sahipliği yapmış şehir

Ankara başkent oluşunun dışında çok değerli hayatlara ev sahipliği yapmış bir şehir. Nasıl olmasın? Ata'mız burada yatıyor hepsinden önce. Tahmin ediyoruz ki bu detayların çoğunu daha önce duymadınız.

14 Eylül 2020 - 09:20

1-      Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi yerleşkesi,

Dünyanın çeşitli bölgelerinden getirilmiş 134 çalı ve ağaç formundaki bitkilere ve 180 omurgasız, 6 sürüngen, 14 kuş ve 13 memeli hayvana ev sahipliği yapan 3. derece sit alanı olarak tescillenmiş bir doğa harikasıdır.


2-      2015’te Yüksel Caddesindeki Oturan Kadın Heykeli çalındı. Kimin çaldığı bilinemedi. Söylenenler arasında umduğunuz ihtimal, fotoğraftaki meczup arkadaşın çalması. Zira kendisi oturan kadına kış günleri battaniye örter, eline çay koyar ve gözlerine böyle bakardı.


3-      Papazın Bağ Evi.

Bir Pazar günü, bahçesinde çamaşır yıkadığı ateşte yorgunluk çayı ve gözleme pişiren ev sahibesinin yanına şehri dolaşan bir ODTÜ’lü öğrenci yanaşır. Bağ evini gezmek için izin ister. İzinle beraber gözleme-çay ikram eder Şaziye Hanım. Öğrenci ücret vermek ister. Teklif kesinlikle kabul edilmez. Bunun üzerine ODTÜ’lü; haftaya arkadaşlarıyla geleceğini ama bu sefer ücret alınmasını şart koşar. Nitekim öyle de olur ve bugüne kadar sürecek olan Papazın Bağı+çay+gözleme kombinasyonu hayat bulur.

Bölgenin Musevi olduğu tahmin edilen duayen tesisatçısı Karanfil Şalom Bey’in anlattıklarına göreyse; bağ evinin asıl sahibi olan papazın din öğrencileri olduğu, ancak onlardan para alamadığı için geçimini çay satarak sağlarmış.


4-      Ankara’da ağır misafirler ağır ağabeyler tarafından karşılanır. İşte 98 yıl önce ilk defa Ankara’ya gelen Mustafa Kemal’i karşılayan Seymen Alayının ağabeyleri.

Yağcıoğlu Fehmi Efe, Hüsnüoğlu Bahri (Erdoğdu) Efe, Genç Osman (Gençtürk) Efe.


5-      Ankara Devlet Konservatuarındayız, 1976.

Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer henüz öğrenci. Bilginer 1 sene sonra mezun, Erbil ise konuk oyuncu olarak katıldığı Küheylan oyunundaki performansıyla en iyi tiyatrocu seçileli 2 sene olmuş. Tüm gençlikleriyle ‘poz’ kesiyorlar.


6-      Ata’nın naaşı Ankara’ya getirilmiş, top arabasının üzerinde meclise götürülürken. Uzun süre evi ve karargahı olan direksiyon binasının yanından geçiyor. 20 Kasım 1938 Gar.


7-      ODTÜ bahar şenliği alternatif sahne. 93.

8-      Labirent grubunun solisti Serhat Koçak’ın arkasında sırasını bekleyen Şebnem Ferah. O sene ODTÜ’yü bırakıp İstanbul Üniversitesi’ne geçecek.


9-      İç Anadolu’nun eğlence merkezi Rüzgarlı Sokak. 40’lı yıllar. Kaldırımın yeşillendiği henüz asfaltın dökülmediği zamanlardan.

Köylünün yükü katar, taksi yükünü araç kaçmasın diye teker altına taş sıkıştırarak bekliyor. Karşıda Maliye Bakanlığı. Çankırı Caddesi yine işlek.


10-   Başkent’in sokak isimlerinin levhalarını latin harfleriyle ilk yazan hattat bir babanın oğlu, Turgut Uyar. Ankara’da doğdu, büyük aşkıyla şehirde tanıştı. Bu şehre hiç şiir yazmadı.

Dostu Erdal Öz ile Güvenpark’ta yürüyor. 1962.


11-   Tunalı Hilmi 90’lı yıllarda kısa bir süre Pazar günleri trafiğe kapanır, cadde yayanın olurdu. Kaykaycılar, patenciler cirit atar, yolun ortasına çöken gençler gitar çalardı. Örneğin Birsen Tezer.


12-   Modern Ankara’nın ilk mezarlığının planını fil ayağı şeklinde yapmasının bir sebebi vardır Martin Elsaesser’in; insan dışında ölüsünü ziyarete gelen tek canlı fildir. Asri’de 3 din mensupları bir arada yatarken, kullanımına izin verilmese de krematoryum da bulunur.


13-   Aslanlı yolun taşları boşlukludur. Ata’nın huzuruna baş önde, saygıyla çıkılsın diye. Ara Güler çekmiş. Ara Güler çekip gitmiş. Saygıyla. 



YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..