Davutoğlu: ’Cenevre Sürecinin Arkasındayız’

Davutoğlu: 'Cenevre Sürecinin Arkasındayız'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye'de çözüm için yeni anayasa ve özgür seçimlerin yapılması gerektiğini belirterek, bunun için de Esed rejiminin Şam'dan ayrılmasının şart olduğunu söyledi.

21 Nisan 2016 - 10:25

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Suriye'de çözüm için yeni anayasa ve özgür seçimlerin yapılması gerektiğini belirterek, bunun için de Esed rejiminin Şam'dan ayrılmasının şart olduğunu söyledi.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu'na hitap eden Ahmet Davutoğlu, mültec krizine kalıcı çözüm için, göç olgusuna yol açan koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti. Davutoğlu, "Çözümü, sorunun kökeninde, kaynağında aramak gerekiyor. Suriye'de krizin altıncı yılna girilmesine karşın uluslararası toplum, kitlesel göç dalgaları karşısında önlem alabilmekten, şiddet ve zulümden kaçan milyonlarca insana çare bulmaktan uzaktır. Kitlesel göç dalgalarını önleyebilmek için bu kişilerin kendi ülkelerinde kalmalarına imkan sağlayacak çözüm yolları üretmek gerekiyor. Biz bu nedenle krizin başından beri Suriye içinde insani güvenli bölge tesis edilmesinin önemine ve gereğine işaret ettik. Suriye'deki ihtilaf, bölgenin tamamını içine almıştır. Suriye, DAEŞ terörü ve radikalizmin yuvası haline gelmek yanında baskıcı bir rejimin hükmü altındadır." dedi.

"Bizim temel ulusal güvenlik hedefimiz; toprak bütünlüğü ve siyasi birliği olan, istikrar ve refah içerisinde kardeş bir Suriye ile yan yana yaşamaktır. DAEŞ ile etkili mücadele için Suriye ihtilafının bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir." ifadelerini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İhtilafın sona erdirilmesi için Suriyelilerin kendilerini tam anlamıyla özgürce ifade edebileceği yeni bir anayasa, adil ve hür seçimleri sağlayacak gerçek bir siyasi geçiş olmalıdır. Bunun Esed rejimi Şam'da oturmaya devam ettiği müddetçe mümkün olmayacağı da çok açıktır."  
"CENEVRE SÜRECİNİN ARKASINDAYIZ"


"Türkiye, Suriye ihtilafına, benim de aralarında bulunduğum bir grup dışişleri bakanının inisiyatifiyle 2012'de ilan edilen Cenevre Bildirisi temelinde siyasi bir çözümü güçlü bir şekilde savunmaktadır." diyen Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, daha ilk günden bu yana Cenevre sürecinin arkasındadır. Biz tutarlı ve etkili bir biçimde Suriye muhalefetini siyasi sürece dahil etme gayreti içindeyiz."  
"SİVİLLERİ VURMAYA, AÇ BIRAKMAYA DEVAM EDİYORLAR"


Suriye'de rejim ve destekçilerinin, muhalefeti ve sivilleri vurmaya devam ettiğine de dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, "Suriye muhalefetine verilen sözlere rağmen rejim, Suriyelileri kuşatma altına alarak aç bırakmaya devam ediyor ve Ortaçağ mantığı bir savaş taktiği kullanıyor. Bunun bir an evvel durdurulması insani bir vecibedir. Uluslararası toplum, rejim üzerinde nüfuzu olan ülkelere baskı yapmalı ve rejimin siyasi sürece ikna edilmesi sağlanmalıdır. Bu, siyasi sürecin somut sonuçlar getirmesi ve DAEŞ'in Suriye'den tamamen temizlenmesi için tek ve yegane yoldur." dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "PKK ve PYD tıpkı DAEŞ gibi insani değerleri yok sayan katil ve vahşi terör örgütleridir." dedi. AKPM Genel Kurulu'na hitap eden Ahmet Davutoğlu, Avrupa'nın terörle mücadelede örgütler arasında ayrım yapmamasını istedi.

Davutoğlu, "DAEŞ terör örgütüne karşı başka bir terör örgütü olan PKK destekli PYD'yi desteklemek de sorunları çözmeyeceği gibi terörizmin yaygınlaşmasına ve meşruiyet kazanmasına da yol açmaktadır. Avrupalı dostlarımıza, PKK ve PYD terör örgütlerinin; ideolojisinden karar organlarına, yöntemlerinden araçlarına aynı havuzdan beslendiklerini bir kez daha hatırlatmak isterim. PKK ve PYD tıpkı DAEŞ gibi insani değerleri yok sayan katil ve vahşi terör örgütleridir." ifadelerini kullandı.

Irak'ta tüm sorunların merkezinde mezhepçilik olduğunu belirten Davutoğlu, bölgedeki kaos ortamının hem Avrupa'nın hem de dünyanın istikrar ve barışı temelden zedelediğini vurguladı. Davutoğlu, bu tehditlere karşı Türkiye-AB işbirliğini bir tercih değil zorunluluk olarak gördüklerini kaydetti.

Türkiye'nin terörle mücadelede onlarca yıl süren mücadeleden çıkardığı en temel dersin uluslararası somut işbirliğinin gerekliliği olduğunu vurgulayan Ahmet Davutoğlu, Suriye ve Irak'a yabancı terörist savaşçıların geçişi için neler yaptıklarını anlattı.  
SOĞUK SAVAŞ UYARISI


'Senin teröristin, benim teröristim' şeklinde ayrım yapılması durumunda küresel siyasetin hızla Soğuk Savaş ruhuna döneceği uyarısını yapan Ahmet Davutoğlu, Ankara'da son iki ayda düzenlenen intihar saldırılarının, Suriye'deki YPG kamplarında eğitim gören PKK'lılar tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Davutoğlu, "Bu saldırılar ile İstanbul'da veya Paris'te veya Brüksel'de DAEŞ tarafından düzenlenen saldırılar arasında bir fark yoktur." dedi. Bunları DAEŞ'in teröründen ayırt edip insancıl bir örgüt gibi gösterme çabalarına tepki gösteren Davutoğlu, "Terör terördür ve kim yaparsa yapsın hepimiz omuz omuza durmadıkça terörle başa çıkamayız." ifadelerini kullandı.  
"DAYANIŞMA MESAJLARININ ANLAMI KALMIYOR"


PKK ya da PYD'yi meşrulaştırma çabalarının DAEŞ'i meşrulaştırma çabalarından farklı olmadığını vurgulayan Ahmet Davutoğlu, şöyle devam etti:

"PKK veya YPG-PYD için Avrupa'nın ortasında para toplama kampanyaları ve propaganda toplantıları düzenlenirken ve bunlar silahla takviye edilirken terörle mücadele konusunda dayanışma mesajlarının anlamı kalmamaktadır. DAEŞ'in Avrupa'daki faaliyetleri bizi ne kadar endişelendiriyorsa PKK'nın Avrupa'daki faaliyetleri de bizi ve sizleri o kadar endişendirmelidir. Türkiye'de şehirlere çukurlar, hendekler kazarak, barikatlar kurarak, masum sivilleri ve güvenlik görevlilerimizi hunharca katleden PKK maalesef Avrupa'nın birçok kentinde meşru bir aktör muamelesi görebilmektedir. Hatta demokrasinin ve insan haklarının evi olan bu çatı altında bile bu cani örgütün terör listesinden çıkarılmasına yönelik girişimler yapılabilmektedir. Terör örgütleri konusunda seçici davranmak, bazılarına karşı tedbir alıp bazılarına müsamaha göstermek ne Avrupa'ya bir kazanç sağlar ne de uluslararası toplumun ortak vicdanına, ortak değerlerine uygun bir tablo olur. Terörle mücadelede istisnalar, derecelendirmeler ve nitelendirmelere yer yoktur. Bir terör örgütünün bir başka terör örgütüne karşı mücadele veriyor olması o terör örgütünü meşru kılmaz. Terörü haklı göstermek hiçbir suretle kabul edilemez. Böyle bir anlayış; Avrupa'nın ve AB'nin üzerine inşa edildiği insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine de aykırıdır."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan-Ermenistan temas hattında şiddetin tırmanmasının, Yukarı Karabağ ihtilafında statükonun artık sürdürülemez olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi.

AKPM Genel Kurulu'na hitap eden Başbakan Davutoğlu, uluslararası topluma Ermenistan'ın silahlı provokasyonları ve ateşkes ihlallerine son vermesi konusunda uyarması çağrısında bulundu. Davutoğlu, "Azerbaycan topraklarının işgalinin bir an önce son bulması için Azerbaycan'a desteğimiz sürecektir." dedi.

Kırım'ın Rusya tarafından ilhak edilmesini tanımadıklarını vurgulayan Ahmet Davutoğlu, Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü de desteklediklerini kaydetti.

Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme 2016'da ulaşılması çabalarına destek verdiklerini de vurgulayan Davutoğlu, Doğu Akdeniz'in bir barış, istikrar ve işbirliği sahasına dönüşmesi için bunun önemli bir adım olacağına dikkat çekti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, hükümetin Avrupa'da demokratik güvenliği sağlayan ortak değer ve hükümlere bağlı olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, "Ülkemizde son 15 yıl içinde insan hakları ve demokratikleşme alanında önemli reformlar gerçekleştirildi. Anayasal hakların alanı genişletildi. Bu hakları koruyacak mekanizmalar kuruldu ve hukuk devleti anlayışı güçlendirildi. Kişi hak ve hürriyetlerinin daha iyi korunmasını sağlamak amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu açıldı. Uygulamaya koyduğumuz çok sayıda reforma paketiyle temel hak ve özgürlükler ile siyasi haklar güçlendirildi. Siyasi partilerin yerel teşkilatlanmaları kolaylaştırıldı." dedi.

Türkiye'de 1 Kasım seçimlerine katılım oranı ve parlamentodaki temsil oranının Avrupa'daki birçok ülkeden daha üst düzeyde olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, Türkiye'de reform sürecinin devam ettiğini dile getirdi.

Reform hedeflerinin Türkiye'nin sivil, demokratik, özgürlükçü bir yeni anayasaya kavuşturulması olduğunu ifade eden Ahmet Davutoğlu, 12 Eylül darbe anayasasını tarihte hak ettiği yere göndermek istediklerini vurguladı. Davutoğlu, "Türkiye, insan onuruna saygılı, hukukun üstünlüğünü esas alan yeni anayasa ile ait olduğu demokratik dünya içindeki yerini daha da pekiştirecektir." dedi.

Başbakan Davutoğlu, reformlar konusunda ana referans kaynaklarının ise Avrupa Konseyi çalışmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları olduğunu sözlerine ekledi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kurulu'na hitap eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, PKK'lı teröristlerden 'gerilla' diye bahsedip Güneydoğu'da devam eden operasyonların ne zaman sonlandırılacağını soran HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü'ye sert cevap verdi.

Başbakan Davutoğlu, "Sayın Kürkçü Cizre'de, Silopi'de yaşıyor olsaydı, 'gerilla' diyerek kendince meşruiyet kazandırmaya çalıştığı PKK teröristlerin, onların kazdıkları çukurların yanlarından geçerek, mayın döşedikleri barikatların arasından geçerek okula gitmek zorunda olan bir çocuğu olsaydı, ya da bir yakını bir günde 10 terörist roketin atıldığı Silopi, Cizre hastanesinde tedavi görüyor olsaydı, ya da Kızılay'da otobüs bekleyen sıradan insanların üzerine yürüyen o canlı bombanın katlettiği kişilerden birinin akrabası olsaydı herhalde PKK'ya 'gerilla' gibi bir tabir değil, 'alçak bir terör örgütü' derdi." ifadelerini kullandı.

Ahmet Davutoğlu sözlerine şu şekilde devam etti, "Ben burada son seçimde halkından yüzde 49,5 oy almış bir başbakanım. Halkıma verdiğim söz şudur. Türkiye'nin her köşesinde güvenlik olacak. Türkiye'nin her vatandaşı özgür olacak. Kim yaparsa yapsın ister DAEŞ ister PKK ister DHKP-C, kim yaparsa yapsın eğer sokaklara mayın döşerse, eğer damlara keskin nişancılar yerleştirirse, eğer bomba yüklü araçlarla vatandaşların üzerine saldırırsa onu durdurmak benim asli görevimdir. Bu mücadele siz isteseniz de istemesiniz de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendini güvende hissedene kadar sürecektir."  

"SİLAHLAR TERK EDİLSEYDİ, BUGÜN BAŞKA ŞEYLER KONUŞUYOR OLABİLİRDİK"


Başbakan Davutoğlu, 2013 nevruzundan sonra silahlar denildiği gibi terk edilseydi bugün başka şeyler konuşuyor olunabileceğine de vurgu yaparak, ''Ama silahları terör örgütü terk etmeyecek, terör örgütü mayın döşemeye devam edecek, terör örgütü canlı bombalarla benim vatandaşlar ımı katledecek, siz dönüp desteğini ve meşruiyetini halktan almış bir Başbakana bu operasyonlar ne zaman bitecek diyeceksiniz. Her vatandaşım güvende ve özgür olana kadar ve kamu düzeni Türkiye'nin her köşesinde ikame ediline kadar bu mücadelemiz sürecek." dedi.  
TÜRKÇE ANLAMAYI BİLSEYDİNİZ, CEVABIN BU SATIRLARDA OLDUĞUNU GÖRÜRDÜNÜZ


Ahmet Davutoğlu, HDP milletvekili Kürkçü'nün sorusunu İngilizce sormasını de eleştirerek, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni temsilen Avrupa Konseyi'nde bulunan bir milletvekili olarak bulunan sayın Kürkçü'nün her şeyden önce oy aldığı Türk ve Kürt vatandaşlarına saygı gereği en azından burada özel günde ilk defa çalışma dilinin Türkçe olarak ilan eden Avrupa Konseyi'nde Türk Başbakanı'na Türkçe hitap etmesini tercih ederdim." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de her şeyin konuşulabildiğine de dikkat çeken Davutoğlu, sorusuna cevap alamadığını söyleyen Kürkçü'ye hitaben, "Sorularınızın gerçek cevabı bu satırlar arasındadır. Türkçe düşünüp Türkçe dinleyip anlamayı bilseydiniz sorularınıza cevabın bu satırlarda olduğunu görürdünüz." dedi.

Suriyeli mültecilerin Türkiye'ye al bayrağın altında huzur bulmak için geldiklerini de ifade eden Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'yi kimse Suriye'ye döndüremeyecek. Türkiye kendi demokratik yolunda, çizgisinde kararlı bir şekilde devam edecek. Bu terör bitecek ama Türkiye'deki demokratik hukuk devleti geleneği ebediyete kadar sürecek." şeklinde konuştu.

Bu arada AKPM üyesi olan CHP milletvekilleri Deniz Baykal ve İlhan Kesici, konuşmasının ardından Başbakan Davutoğlu ile tokalaştı.
  Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'de medyanın kontrol altına alındığını iddia etmenin mümkün olmadığını vurguladı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde parlamenterlerin sorularını cevaplayan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin demokrasisini eleştirmek isteyen herkese bir cevap mahiyetinde konuştuğunu belirterek şunları söyledi:

"Son iki yılda Türkiye'de dört seçim gerçekleştirilmiştir. Bu dört seçimin hepsi Avrupa standartlarında, Avrupalı gözlemcilerce takip edilmiş eleştiri hakkının muhafaza edildiği, herkesin istediği dilde istediği propagandayı yapabildiği, bütün Türkiye'de bunların rahatlıkla tartışılabildiği bir ortamda gerçekleştirilmiştir. 1 Kasım öncesinde de bütün medya istediği eleştiriyi yapabilmiş, hiçbir medyanın seçim süreci içinde şu ya da bu yönde yönlendirildiğine dair bir kanaat uyanmamıştır. Aksine en çok satan 5 gazetenin, isimlerini zikretmeyeyim, en azından 3'ü açık bir şekilde hükümete muhalefet üzere bir yayın politikası takip etmiştir. Bu da onların hakkıdır. Ben de seçimlere giren başbakan olarak hiçbirisine herhangi bir şekilde telkinde bulunmadığım gibi aksine bütün bu medyanın özgürlüğünü, eşit ve objektif seçim şartlarının bir gerekliliği olarak gördüm. Dolayısıyla bugün Türk medyasını takip edenlerin; bana, hükümetimize, Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük ne kadar ağır eleştiri yaptıklarını, bunu ne kadar sürdürebildiklerini takip eden birisi için herhalde Türkiye'de medyanın kontrol altına alındığını, olduğunu iddia etmek mümkün değildir."  
"78 MİLYON EŞİT VATANDAŞ"


Parlamenterin sorusundaki 'Kürt azınlık' ifadesini de eleştiren Davutoğlu, Türkiye'deki 78 milyon kişinin tamamının eşit vatandaşlar olduğunu belirtti ve bugün kendisinin bizzat Kürtçe öğrenerek vatandaşlara bu dilde hitap etmeye çalıştığını vurguladı. Bunun, 14 yıllık AK Parti iktidarlarının ürünü olduğunu dile getiren Başbakan Davutoğlu, "Bizim siyasetimizde hiçbir zaman hiç kimse etnik veya siyasi kimliği dolayısıyla tavır almak olmamıştır." dedi. Davutoğlu, "Bazı Avrupa ülkelerinde gördüğünüz örneklere benzer şekilde Türkiye'de Kürtler, Türklerden soyutlanmış şekilde ayrı bir azınlık değil, Türklerle birlikte İstiklal Harbi'nden bu yana eşit şartlara sahip olmuş ve kıyamete kadar da birlikte yaşayacak eşit vatandaşlardır." ifadelerini kullandı.

Parlamentere hitap eden Davutoğlu, "Türkiye sizin düşündüğünüzden, belki size yansıtılandan çok daha özgür, çok daha demokratik, eşit vatandaşlık ilkeleri etrafında gerçek anlamda bir hukuk devletidir." şeklinde konuştu.      

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ankara’nın 3 ilçesinde su kesintisi
Ankara’nın 3 ilçesinde su kesintisi
Rusya ilk koronavirüs aşısını açıkladı
Rusya ilk koronavirüs aşısını açıkladı