Dr. Pelin Kohn: ’’Üniversitede ‘Asansör Konuşması’...

Dr. Pelin Kohn: ''Üniversitede ‘Asansör Konuşması’ Eğitimi Çok Önemli''

Haber Ankara olarak Akademisyen, Eğitim Danışmanı ve Yönetici Koçu Dr. Pelin Kohn'a konuk olduk. Pelin Hanım yönetici koçluğunun içeriğinden, Bilkent Üniversitesi’nde yaptıkları çalışmalara kadar bir çok alanda bilgiler verdi.

08 Ekim 2016 - 10:46 - Güncelleme: 10 Ekim 2016 - 09:12

Haber Ankara olarak Akademisyen, Eğitim Danışmanı ve Yönetici Koçu Dr. Pelin Kohn'a konuk olduk. Pelin Hanım yönetici koçluğunun içeriğinden, Bilkent Üniversitesi’nde yaptıkları çalışmalara kadar bir çok alanda bilgiler verdi.

 

Kohn, Bilkent Üniversitesi’nde verdiği “Akademik Sunum Teknikleri” dersi ile ilgili olarakBilkent’in verdiği eğitim  öğrenci merkezli ve onların İngilizce'yi çok iyi kullanarak kendilerini ifade etmesi, yaptıkları araştırmaları akademik camiadaki diğer kişilerle paylaşabilmeleri veya uluslararası konferanslara girdiğinde kendilerini ifade edebilmeleri çok önemli.  Daha da önemlisi aslında öğrencileri iş hayatına hazırlamak istiyor. Artık teknoloji çok hızlandı, iş hayatı çok hızlı. Hani bir tabir var ya: “asansör konuşması” denen şey. Asansöre bindiniz ve patronunuzu ya da size yatırım yapmasını istediğiniz kişiyi orada yakaladınız. Onlara fikirlerinizi anlatmak ve onları ikna etmek için 30 saniyeniz var. 30 saniyede anlattınız, anlattınız. 30 saniye sonra asansör duracak ve siz şansınızı kaybedeceksiniz.” ifadelerini kullandı.

 

İşte Dr. Pelin Kohn ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı:

 

Öncelikle Haber Ankara'ya konuk olduğunuz için teşekkür ederim. Eğitim danışmanlık ve koçluk merak edilen konular arasında. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Eğitimle ilgilenmeye gönüllü olarak başladım. Türkiye Eğitim Vakfı’nda gönüllü olarak çalışıyordum. Orada bir proje yaptılar.Dediler ki;gönüllülerimizi gönüllüler eğitsin. O yüzden bizi “Eğitimcinin Eğitimi Programı”ndan geçirdiler. Baya uzun sürdü bu eğitim, bir sürü değişik üniversitelerden gelen hocalardan eğitim aldık. Bizim amacımız,gönüllülerimizin sınıflara girdikleri zaman çocuklarla nasıl iletişim kuracakları anlatmaktı.“Girdikleri etkinlikleri nasıl daha farklı kılabilirler?”gibi konuları işledik. Cumartesi ve Pazar gönüllülere eğitim vermeye başladım. Çok sevmeye başladım bu işi. Hep derler ya ''işiniz hobiniz olsun'' diye. Ben bu kadar seviyorken, sabahtan akşama kadar hiç yorulmuyorken ve beni çok geliştiren bir durum ortadayken “Ben bunu niye profesyonel yapmıyorum?” diye düşündüm. Sonra  araştırdım, gerçekten de yetişkinlere eğitim veren ‘eğitmenlik’ denen bir meslek de olduğunu gördüm. Tesadüfler eseri, bu eğitimleri veren bir danışmanlık firmasının 2 aylık bir eğitim programını tamamladım. Programı tamamladıktan sonra orada çalışmaya başladım. Böylece yetişkin eğitiminde, eğitmen olarak bu sektöre adım atmış oldum. O zamandan bu zamana yaklaşık 15 senedir, eğitim alanında akademik ve uygulamalı çalışmalar yapıyorum.

 

Peki, eğitim danışmanlık hizmeti verdiğiniz bireyler veya kurumlarda danışmanlığı ne şekilde sağlıyorsunuz? Bu eğitimler hangi aşamalardan oluşuyor?

Önce eğitim ya da danışmanlık alan kişiler/kurumlar bize ulaşıyor ve konuşuyoruz. İlk olarak hangi alanlarda eğitim ya da danışmanlığa ihtiyaçları olduğunu tespit ediyoruz. Çünkü bazen insan kaynakları ya da eğitimle alakalı birimler planlamalar yaparken bazen farklı ihtiyaçlara odaklanabiliyorlar. Sonra benimle toplantı yaptıklarında ben o eğitimi ya da danışmanlığı alacak kişilerle de, eğer çok fazlaysa sayısı gruplar halinde birkaç kişiyle ya da küçük bir grupsa hepsiyle görüşmeyi tercih ediyorum. Bir ön görüşme yapıyoruz. İhtiyaç tespitinden sonra onlara uygun bir program hazırlıyorum. Bazen bunun içinde sadece eğitimolabilirken; bazen de eğitim, danışmanlık, ve koçluğu; üçünü bir arada verebiliyoruz. Eğer daha kısa vadeliyse, bazı bilgileri, bazı yetkinlikleri öğrendikleri zaman çözülebilecek durumdaysa eğitim yeterli oluyor ve bir günlük, iki günlük ya da daha uzun eğitimler yapıyoruz. Daha uzun süreliyse, yani kurum kültürünü en başından değiştirmeyi gerektirecek bir durumsa o zaman biraz daha danışmanlık yapıyoruz. Kurumun temellerinde neler yatmaktadır, nasıl bir sistem kurması lazım; o kariyer yolculuğunda ya da kurumdaki kendi aidiyetiyle ilgili bireysel olarak gelişim göstermesi gerekiyorsa o zaman koçluğu da ekleyebiliyoruz. Kurumun ihtiyacına göre programı şekillendiriyoruz.

Koçluk dediğimizde ne anlamamız gerekiyor?

Koçluk çok fazla gelişim alanında uygulanabiliyor ama ben akademik ve profesyonel altyapım gereği yönetici koçluğu alanında çalışmalar yapıyorum. Benim doktoramda yönetim alanında olduğu için ben daha fazla kurum tarafından yönetici adayı olarak seçilmiş kişilerle birlikte koçluk çalışmaları yapıyorum ya da halihazırda yöneticinin, bazı liderlik vasıflarını, yönetimsel yetkinliklerini geliştirmek için onlarla koçluk çalışmaları yapıyorum. Koçluk çalışması dediğimiz şey aslında, bireyin kendine bir gelişim hedefi koyduktan sonra o yolda ilerlemesi için gerekli olan bütün kaynaklara ulaşmasını sağlamak. Bazen bu iç kaynakları olabiliyor. Mesela motivasyonla ilgili ya da iletişimle ilgili. Bazen dıştaki kaynaklara ulaşmak olabilir. Ben takımımla daha iyi performans yönetim nasıl sağlarım? Bunlarla ilgili yapılmış bir sürüakademik ya da halihazırdabir sürü profesyonelin kullandığı çalışmalar var, bunlar olabilir. Kişinin iç ve dış kaynaklarına gelişim planında ulaşması için gerekli olan çalışmalar diyebiliriz. Orada da sorduğumuz sorularla, onların biraz daha o kaynaklara ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. Bir anlamda koç olarak onlara bir yol açmış oluyoruz. Ama koçlukta bütün işi aslında koçluğu alan kişiyapıyor. Hem sorumluluk ona ait, hem de bütün çalışma. Çünkü koç dediğimiz kişi bir süre sonra hayatımızda olamayabilir. Önemli olan bu koçluk aşamasında o iç disiplini oturtabilmek.

Peki siz bu yaptığınız çalışmaları akademik ortamla da birleştiriyorsunuz. Özellikle Bilkent Üniversitesi bu konuda ön planda. Bilkent Üniversitesi’nde akademik sunum becerileri dersleri veriyorsunuz. Biraz bize bunlardan da bahseder misiniz?

Ben aslında profesyonel kişilerle sunum koçluğu da yapıyorum. Mesela politikaya atılmak isteyenler, bir derneğin başkanlığına geçmek isteyenler, CEO olmayı hedeflemiş ya da genel müdür, yönetici olmak isteyenler bu grupta yer alıyor.Fikirlerini, kendini ifade etmesi lazım. Onlar da alabiliyor sunum koçluğunu. Bunun dışında öğrenciler de alabiliyor. Aslında sunumu biz her yerde kullanıyoruz. Mesela iş mülakatlarında bile aslında sunum yapıyoruz. Her soruya verdiğimiz cevap aslında bir sunum. Böyle farklı alanlarda etkili sunum becerilerini geliştirmek isteyen, etkili sunum yapmak isteyen kişilere sunum koçluğu yapıyorum.

Bilkent’te de verdiğim ders;Akademik Sunum Teknikleri. Onlar da özellikle öğrencilerin kendi derslerinde sunum becerilerini çok daha iyi bir hale getirmek; geliştirmek istiyorlar. Çünkü Bilkent’in verdiği eğitim öğrenci merkezli ve onların İngilizce'yi çok iyi kullanarak kendilerini ifade etmesi, yaptıkları araştırmaları akademik camiadaki diğer kişilerle paylaşabilmeleri veya uluslararası konferanslara girdiğinde kendilerini ifade edebilmeleri çok önemli. Daha da önemlisi aslında öğrencileri iş hayatına hazırlamak istiyor. Sunum teknikleri de aslında her profesyonel yetkinliğinözünde kullandığımız becerilerin en başında geliyor. Mesela sunum yaparken, zaman yönetimini kullanıyoruz, liderliği kullanıyoruz, insanları ikna etmeyi kullanıyoruz, eleştirisel düşünceyi kullanıyoruz. Bunların hepsi aslında zaten sunumun içinde. Yani biz sunumu hazırlarken bütün bu becerileri de kullanmak zorundayız. Böylece öğrenciler bir kere herhangi bir fikri çok net,kısa ve açık bir ana mesaja indirgemeyi öğreniyorlar.Çünkü artık teknoloji çok hızlandı, iş hayatı çok hızlı.Hani bir tabir var ya:“asansör konuşması” denen şey. Patronunuzu ya da size yatırım yapmasını istediğiniz kişiyi asansörde yakaladığınız. Fikrinizi anlatmak ve onları ikna etmek  için 30 saniyeniz var. 30 saniyede anlattınız, anlattınız. 30 saniye sonra asansör duracak ve siz şansınızı kaybedeceksiniz. O yüzden kısıtlı zamanda kendinizi ifade edebilmeniz  çok önemli. O yüzden fikri ana mesaja indirgemek, çok büyük bir sentez ve analiz yetkinliği beraberinde getiriyor. Onun dışında topluluk önünde konuşabilme, o özgüvene sahip olabilme konuları da önemli. Zaten öğrenciler üniversiteye girdiği andan itibaren bunlarla boğuşuyor. Bütün derslerinde sunum yapıyorlar, araştırma yapıyorlar bunu anlatıyorlar ve o özgüveni sağlamak istiyorlar. Bizim derslerimiz buna da yönelik. Sürekli alıştırma yapıyoruz, küçük 5 dakikalık sunumlar yapıyorlar, hepsini kendileri hazırlıyorlar, birbirlerine geri bildirim veriyorlar. Ben onlarıgözlemliyorum ve ben de onlara geribildirim veriyorum. O yüzden hem üniversitede hem de iş hayatında gerekli olan bir sürü beceriyi bu ders sayesinde elde ediyorlar. Ben de onlardan çok şey öğreniyorum. Beni de oldukça olumlu etkiliyor. Özellikle bazen benim geride kalmış olduğum alanlar olabiliyor teknoloji alanında, çünkü iş hayatına girince yeniliklerin bazen farkına varmayabiliyorsunuz. Yaş grubu olarak bana da çok şey öğretiyorlar.

Bilkent Üniversitesi’nden mezun olan öğrencilerin bu konuda bir farklılıkları oluşuyor diyebilir miyiz?

Uluslararası alanda yapılmış böyle bir çalışma var ama ben de böyle bir akademik çalışma yapmayı planlıyorum. Biz derste sunumları kayıt altına alıyoruz. Öğrencilerim ilk ve son sunumlarını tekrar izleyebiliyorlar. Aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorlar. Biraz daha içten gelen, içgüdüsel yaptığımız şeyler sonlara doğru bilerek, işin teknikleri ve konularla ilgili yapılmış olan bütün akademi araştırmaları okumuş oluyorlar. O yüzden ilk sunumlarından son sunumlarına kadar gerçekleşen çok büyük bir fark oluyor, kendileri de farkına varıyorlar.

 

Mesela yapmaları gereken ödevler arasında ikna edici sunumlar, bilgi verici sunumlar, motive edici sunumlar var. Yani her alandan iş hayatına girdiklerinde bu alanlarında hepsinde yapmış olduğumuz dersler doğrultusunda bilgi edinmiş ve yetkinlik kazanmış oluyorlar.

 

İş hayatında hikaye anlatıcılığı ile de ilgilendiğinizi biliyoruz. Bizlere biraz bu alandan da bahseder misiniz?

Sunum yaparken insanlar şunu görüyor: Tamam anlatıyoruz, görseller giriyor işin içine, slaytlar var vs. Ancak anlattığımız herhangi bir sunumda, bilgi verdiğimiz sunumda bizi dinleyenlerle bir bağ kurmamız lazım. Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki;en iyi duygusal bağ aslında hikayeile geliyor. En iyi dinlenen,en çok akılda kalan sunumlarda hep bir hikaye var. Ya kendini anlatmış, ya bir başkasının başından geçen birşeyi anlatmış ya da bildiğimiz, herkesin bildiği bir hikayeyi anlatmış. Neden hep bunlar akılda kalıyor diye bakılmış.  Hikayede şunlar çok önemli;  bir olay kurgusu var, problem varve bir çözüm var. Dinlerken aslında o hikayenin kahramanı ile kendini özdeşleştiriyor dinleyici ve sonucu da bulmaya çalışıyor. “Bu durumda kalsaydım acaba ben ne yapardım?”sorusunu kendine soruyor. Bir anlamda hikayeyi sonuçlandırıyor. İşte o esnada beyin sürekli aktif oluyor.

Örneğin bu noktada SteveJobs’unhikayesiçok dikkat çekici.Onun“Dünyayı değiştireceğiz,marka yaratıyoruz” dediğindeki hikaye. Özellikle marka yönetiminde ve marka oluşturmada hikayelerden çok yaralanılmaya başladı. Arkasında bir hikaye ile anlattığınız zaman daha fazla akılda kalmasını sağlıyorsunuz. Dinleyiciyi daha çok işin içine çekebilmek, hikaye ile özdeşleştirebilmek önemli. Burada en önemli şey; dinleyicinin hikayedeki kahramanla kendini birleştirebilmesi. Onu sağladığınız zaman çok başarılı sonuçlar alabiliyorsunuz.

Yeni bir alan mı hikaye anlatıcılığı?

Öğretmenler çocuklarla çok fazla yapıyor hikaye anlatıcılığını, anaokullarında ve ilkokullarda. Onun dışında yetişkinlerin hikayeanlatıcılığı gelişen bir alan. Şimdi Ankara'da da düzenleniyor,hikayegecelerioluyor. Tamamen yetişkinler için Anadolu hikayelerinden, dünya hikayelerinden yola çıkarak dinleyiciye ulaşılıyor.

Çıkış sebebi aslında şu:Yazı bile olmadan önce birbirimizi hikayelerle anlıyorduk. Sonra teknolojigelişti araya bir sürü şey girdi ve biz aslında o hikaye ile kurduğumuz iletişimi bir anda kopardık ve uzaklaştık. Tekrar o günlere geri dönsek aslında aramızdaki iletişimi kuvvetlendireceğiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Büyükşehir'den Genç Beyinlere Büyük Destek...
Büyükşehir'den Genç Beyinlere Büyük Destek...
Başkent Sokaklarında Yaprak Temizliği
Başkent Sokaklarında Yaprak Temizliği