banner11

banner10

En Çok İzlenen Videolar

Popüler Videolar

Geçmişin sıcak dokusunu bugünlere taşıyan bir isim: Raif Kara

Ankara 28.11.2020, 16:11

Gelişen teknolojiye rağmen seslerin o taze kokusunu ruhumuzun en derininde hissettiren gramofonları ve plakları koleksiyoner Raif Kara anlattı.

Kendinizi ne zaman bir koleksiyoner olarak görmeye başladınız?

Benim eski eşyalara merakım var çocukluğumdan itibaren. Önce aile büyüklerindeki eski eşyaları toplayıp sonra onlar bitince yolum antikacılara ve eskicilere düşmeye başladı. Hep sürekli bir şeyler alıyorum. Bunların arasında ilk gramofonumu aldığım zaman farklı bir boyuta geçtiğimi hissettim. Çünkü gramofon 5 duyuya değil 6 duyuya hitap ediyor. Yani ruha da hitap ediyor. Böylelikle bunun verdiği etkileşimle bir gramofon bir gramofon daha derken 33 gramofonla beni TRT haber yaptı. O haberde böyle biraz havaya girdim diyebilirim. Çünkü o zaman bir koleksiyoner olarak tanıtmışlardı. Ondan sonra da ben kendimi bir koleksiyoner olarak görüp daha bilinçli toplamaya devam ettim.

Nasıl bir koleksiyona sahipsiniz şu an?

Ben özellikle Türk müziğinde, gerek Türk Sanat Müziği gerek Türk Halk Müziği’nde taş plaklar konusunda çok iddialıyım. İddiadan kastım da şu; 6 binden fazla taş plağım var, 165 tane gramofonum var. Gramofonların tamamı fabrikadan çıktığı gibidir. Vidası dahi orijinaldir. Bu da çok rastlanılacak bir şey değildir çünkü piyasada çok derme çakma gramofonlar satılıyor ya da replikalar satılıyor. Dolayısıyla bir kültür hazinesinin sahibi olmak gurur verici.

Neden gramofon ve plaklar?

Bütün eski eşyalar arasında gramofonlar beni en çok etkileyenler oldu. Dolayısıyla onun için de gramofonlara yöneldim. Ondan öncesinde eski radyolar, eski pikaplar, semaverler. Eskiye dair her şey var ama gramofon başka bir boyuta götürüyor. Hatta şöyle bir tanım yapayım; gramofon dinlediğim zaman o şarkının yapıldığı yıllarda hissediyorum kendimi, dünyanın daha temiz insanların daha doğal olduğu yıllarda hissettiğim için kendimi daha çok keyif veriyor.

Sizin için en önemli 5 plağınız hangisi?

Zeki Müren’in 22 yaşında genç bir delikanlıyken doldurduğu ilk plağı Bir Muhabbet Kuşu plağı benim için çok önemlidir. Nurettin Selçuk’un Kalamış’ı, Gönül Yazar’ın Aman Aman Gülpembe’si, Müzeyyen Senar’ın Feraye’si ve son olarak da Abdullah Yüce’den Bu Ne Sevgi Ah Bu Ne Izdırap.

Çok uzun yıllardır sizinle yolculukta bunlar, nasıl muhafaza ediyorsunuz?

Bu gördüğünüz özel mekan, bir banka şubesinden daha güvenilir halde. Alarm sistemlerinden diğer güvenlik önlemlerine kadar. Diğer taraftan da yaz ve kış ısısı 22 derece ve nem de 40’ı geçmeyecek şekilde iklimlendirme yapıyoruz. Bunlar çok önemli. Işık bile oldukça etkili.

İyi bir koleksiyoner olmanın tanımı nedir sizce?

İyi bir koleksiyoner olmak, bir şeyleri biriktirip, onları sevip, kimselerle paylaşmamak değil bana göre. İyi bir koleksiyoner olmak için önce paylaşımcı olmak gerekiyor. Bir de bilgili olmak gerek. Öğrendiğimiz bilginin de kendinizde kalması değil diğer insanlara aktarılması önemli. Koleksiyoner olmak sadece toplayıp korumak değil. Koruyup onun insanların kullanımına ya da bilgisine sunmak. Ondan sonra da geleceğe taşımak olmalı. Diğer türlü koleksiyoner değil depocu oluyor çünkü.

Ankara’da gramofonlar ve plaklar ne kadar ilgi çekiyor?

Aslında Ankara özelinde de var ama türkiye ve dünya genelinde de ciddi bir artış var ilgi noktasında. Plakların müzik piyasasındaki yeri 1980’lerde yüzde 40’lardaydı ama geçen süre içinde mp3 ve televizyon teknolojisinin gelişmesiyle plakların müzik piyasası içindeki yeri yüzde 3’lere kadar düştü. Her ülkede farklı bir filmle çıkış yakaladı. Bizde de 2007 yılında ‘Issız Adam’ filmiyle bir çıkış yakaladı ve bu devam ediyor. Şu an da plakların müzik piyasasındaki yeri yüzde 25 aralığında önümüzdeki süreçte bunun yüzde 50’yi geçmesi hedefleniyor.

Teşekkür ederiz.

Röportaj: Gonca ÖZTÜRK

Kamera: Taylan Özgür AĞIR

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!