banner50

banner10

Hz. Ali'nin Alevilikle bağlantısı ne? Alevilik nedir, nasıl ortaya çıktı? Aleviler müslüman mı, Allah'a inanıyor mu?

Ünlü türkücü Musa Eroğlu'nun Hz. Ali ve kılıcına ilişkin sözleri gündem olurken vatandaşlar ise Alevilik hakkında araştırmalara başladı. Aleviliği ve Aleviliğin HZ. Ali ile bağlantısını merak eden vatandaşlar "Alevilik nedir, nasıl ortaya çıktı?" sorusuna yanıt aradı. İşte detaylar...

GENEL 01.09.2022, 00:39 Ezgi Kılıç
Hz. Ali'nin Alevilikle bağlantısı ne? Alevilik nedir, nasıl ortaya çıktı? Aleviler müslüman mı, Allah'a inanıyor mu?

Ünlü türkücü Musa Eroğlu'nun, "Zülfikar'ın ağırlığı 2 ton 700 kilo. Tasviri doğruysa onu anca Tanrı kullanabilir. Kul kullanamaz çünkü ağır gelir. Şimdi düşün, 2 ton 700 kilo kılıç taşıyan herifi biri kamayla öldürüyor. Gel de buna inanasın"sözleri gündem olurken vatandaşlar ise Alevilik hakkında araştırmalara başladı. Aleviliği ve Aleviliğin HZ. Ali ile bağlantısını merak eden vatandaşlar "Alevilik nedir, nasıl ortaya çıktı?" sorusuna yanıt aradı. İşte detaylar...

Alevilik nedir?

Sözcük anlamı Hz. Ali’ye bağlı ya da onun soyundan olanlar demektir. Bir inanç sistemi olarak karşımıza çıkan Alevilik, tarikat olmadığı gibi, tek bir tarikata da bağlanamaz. Daha çok bir mezhep, bir din görünümündedir (A. Gölpınarlı). Kısaca söylemek gerekirse, Hz. Muhammed’in ölümünden sonra, Ali’nin halife olmasını isteyen, onu imam olarak kabul eden, daha sonra ise Şii-Batıni inançlara bağlananların tümüne Alevi denir.

Alevilik nasıl ortaya çıktı?

Alevilik, önceleri siyasal bir olay olarak belirmiş, sonra Sünnilik dışındaki düşünüş biçimleriyle de beslenerek, İslamiyet’i kabullenen topluluklarda, düzene karşı bir hareket niteliğine bürünmüştür.

Aleviliğin tarihsel gelişimi kısaca şöyle özetlenebilir: Peygamber’in ölümünden sonra, ilk kez belirgin bir düşünce ayrılığıyla karşılaşılır. Onun yerine kimin geçeceği sorusu Müslümanları Mekkeliler ve Medineliler grubu olarak ikiye böler. Medineliler kendi aralarında düşünce ayrılığına düşünce, Mekkeliler duruma egemen olurlar. Ama Muhammed’in soyu olan Haşimoğulları başta olmak üzere bir bölüm insanın, Peygamber’in soyundan geldiği, onun damadı olduğu için Ali’nin halife olmasını ileri sürdükleri görülür. İşte daha bu dönemde Ali’yi tutanlarla, onlara karşı olan ve Ebubekir’i tutanlar olmak üzere iki karşıt grup ortaya çıkar. Ali’yi tutanlar (Aleviler), Osman döneminde çıkan bir isyanda halife öldürülünce Ali’nin halife olmasını sağlarlarsa da kuşkusuz kökeni toplumsal ve ekonomik olan bu siyasal ayrılık, düşünce ve inanç ayrılıklarıyla da beslenerek günümüze kadar sürer gelir. Düşünce ve inanç ayrılıkları, mezhepleri ve bu mezheplere bağlı tarikatları doğurur.

Aleviler, mezhep olarak Şiiliği (Türkiye’deki Alevilerin bütünü için aynı şey söylenemez) benimserler ve Batıni inançlara bağlanırlar. Kızılbaş adını almaları ise XIV. Yüzyılda Erdebil şehrini merkez edinen Şeyh Sâfıyüddin İshak Erdebilî’ye (ölm. 1334) kadar uzanır. Burada, kızıl tacı kabul eden ve İran’daki Safevî şahlarına bağlanan Alevilere, Sünnilerce Kızılbaş adının verildiği belirtilmelidir. Nitekim Anadolu’daki Aleviler Sünni halk tarafından genellikle bu adla anılacaktır. Şii ve Batıni oldukları için de Sünni akide ile uyuşmayan bütün tarikat mensupları Alevi olarak bilinecektir.

Gerçekten, ta Rum Abdalları’ndan başlayarak, Şii-Batıni inanca bağlı tarikatlarla Alevi inançları arasında kimi benzerlikler vardır. Ama Aleviliğin bir tarikat olmadığı, tarikatlar üstü bir inanış biçimi olduğu unutulmamalıdır. Temelde Şii-Batıni inançlara sahip olma, böylesi bir yanılgıyı doğurmaktadır. Oysa her tarikatta Alevi olana rastlamak mümkündür. Hele sözcüğün genel anlamından yola çıkarak, Ali’ye bağlı olanların tümüne Alevi demek de yanlış olacaktır. Bu nedenle, başta verilen genel tanım, ayrıntıda, inanç ve düşünüş açısından gerçek Alevi’nin kim olduğu sorusunu açıklamaya yetmez.

Yine önce de belirtildiği gibi, Alevilik daha çok bir mezhep, bir din görünümündedir. Böyle olunca da Aleviliğe genel ve özel olmak üzere iki açıdan yanaşmak gerekiyor. Şimdiye dek çizilen genel tabloya, Alevi olarak adlandırılan Şii-Batıni tarikatlara mensup olanların, Osmanlı devleti içinde, Osmanlı düzenine başkaldıran topluluklar olduğu da eklenmelidir. Zaman zaman önemli isyanlara yol açan bu düşünüş ayrılığının, bir mezhep çatışmasından öte, siyasal, toplumsal ve ekonomik nedenlere dayandığı da bilinmektedir. Yine Alevilerin Yavuz Sultan Selim döneminde (1512-1520) şiddetle cezalandırıldıkları da biliniyor. Ama son devirlere kadar, Alevilerin, Safevî hanedanına olan bağlılığı yok edilememiştir. Alevi-Bektaşi edebiyatında, şah sözünün yerini saygıyla koruması da bunu gösterir.

Bir tarikat olmayan Aleviliğin, genellikle Bektaşîlikle birlikte düşünüldüğü görülmektedir. Oysa bilindiği gibi Bektaşilik bir tarikattır. Bu durum, Bektaşiliğin, daha XIII. yüzyılda Anadolu’da görülen Şii-Batıni inançları örgütleyen bir tarikat olmasından ileri gelmektedir. Alevilerin bu tarikata girdikleri bilinmeli, ama Aleviliğin ayrı bir inanış olduğu unutulmamalıdır. Bir kez Alevilikte kan bağı esastır. Yani Alevi olabilmek için, Alevi ana babadan gelmek şarttır.

“Kızıl-başlıkta inanç daha ziyade göreneğe ve ananeye dayanır. Bu bakımdan Alevilerin itikatlarını, ya kendileri ile beraber olup duyarak, görerek anlamak yahut mukaddes saydıkları kitaplarından, deyiş ve âyet dedikleri nefeslerden, yâni dinî ve hece vezni ile söylenmiş, dörtlüklerden meydana gelen şiirlerden istidlâl etmek icap eder.” (A. Gölpınarlı). Yalnız burada, bu şiirlerin, özde kimi ayrılıklar göstermekle birlikte Yunus’a, hattâ Ahmet Yesevî hikmetlerine dek uzanan bir birikimden yararlandığını, Bektaşilikle beslendiğini de belirtmek gerekecektir. Bu nedenledir ki zümre edebiyatlarını sınıflarken Alevi-Bektaşi halk edebiyatı biçiminde bir ayrıma gidilmektedir. Böyle olunca bu edebiyatın ürünlerinin Alevi inancını sağlıklı bir biçimde yansıttığı söylenemez.

Kaldı ki Osmanlı düzeninde, siyasal bir baskı altında kalan Alevilerin, inançlarını açık biçimde dile getirdikleri de ileri sürülemez. Alevi şairler, göz yumulan düşünüş biçimlerinin ardına sığınmışlar, remizlere başvurmuşlardır. Böyle olunca da yanlış yorumlardan, yakıştırmalardan kurtulamamışlardır. Sünnî halk arasında anlatılan “Mum söndü âyinleri” böylesi bir yanlış anlayışın sonucudur.

Alevilik nasıl olur?

Kısaca özetlemek gerekirse Alevilik şu esaslara dayanır: Ali sevgisi: Alevilerin, Hz. Ali’ye duydukları derin  sevgi ile Hz. Ali son derece ayrıcalıklı manevi bir iklime, makama yükseltilmiştir. “Lâ-ilâheillallah Muhammed Resullullah Aliyyun Veliyullah Veliyyun Aliyullah” biçiminde şahadet getirmeleri bu inancın sonucudur.  Ali’nin Peygamber’in vâsisi ve imamı, Muhammed’in mürşidi olduğu da ileri sürülür. Kesin olan, Ali sevgisinin, tarihsel gelişim sonucu her şeyin üstünde tutulduğudur. Nitekim, Allah, Muhammed, Ali üçlüsünü bir sayan inanç da bunun sonucudur. 

Aleviler nasıl olur?

Aleviler, alış-verişte doğruluktan ayrılmazlar. Bu nedenle, terazinin insanları yanıltabileceğine inanır, teraziyle satılacak şeyleri (yine geçmişte) satmazlar. Tane ile satılacakları yeğlerler. Halk arasında onlar için söylenen “terazi tutmaz” deyimi bu inanca dayanır. Eskiden bıyıklarını ve sakallarını hiç kesmedikleri halde, günümüzde sakallarını kestikleri, bıyıklarını genellikle korudukları görülür. Muharrem’de Hüseyin’i anmak için 12 gün oruç tutarlar, bir de şubatta üç günlük Hızır oruçları vardır. İbadet zamanları kıştır. Yazın, çift ve harman zamanı dedeler bile işleriyle uğraşır. 21 Mart, yani nevruz en büyük bayramlarıdır. Çünkü yine onlara göre Ali o gün doğmuştur. Hacca gidenine pek rastlanmaz. Onlarca, Ali’nin yattığı Necef ile Hüseyin’in yattığı Kerbelâ en kutsal makamlardır. (Alevilikle ilgili bu bilgiler tarihsel olguların bir özetidir. Günümüz Aleviliğinde toplumsal yaşayışa bağlı olarak törelerde ve inançlarda kimi esneklikler görülmektedir.)

Aleviler nerede yaşar?

Türkiye’de, genellikle Edirne, Kırklareli, Dobruca, Deliorman, Eskişehir, İzmir-Narlıdere, Sivas, Çorum, Mecitözü, Sungurlu, İskilip, Divriği, Tunceli, Malatya, Erzincan, Erzurum, vd. … dolaylarında yoğunluklu olarak yaşamaktadırlar…

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner3
banner4
Günün Anketi Tümü
Ankara'da sonbahar mevsiminde en çok tercih ettiğiniz yer neresi?
Ankara'da sonbahar mevsiminde en çok tercih ettiğiniz yer neresi?
Namaz Vakti 02 Şubat 2023
İmsak 06:24
Güneş 07:50
Öğle 13:07
İkindi 15:50
Akşam 18:15
Yatsı 19:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 21 51
2. Fenerbahçe 20 44
3. Başakşehir 20 40
4. Beşiktaş 20 39
5. Trabzonspor 21 38
6. Adana Demirspor 20 37
7. Kayserispor 20 29
8. Konyaspor 20 27
9. Gaziantep FK 21 25
10. Alanyaspor 21 25
11. Karagümrük 20 23
12. Ankaragücü 20 22
13. Kasımpaşa 21 22
14. Sivasspor 21 21
15. Antalyaspor 20 21
16. Giresunspor 21 21
17. Hatayspor 20 20
18. İstanbulspor 20 15
19. Ümraniye 21 14
Takımlar O P
1. Samsunspor 21 41
2. Eyüpspor 21 41
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 21 22
13. Altay 21 19
14. Tuzlaspor 21 19
15. Erzurumspor 21 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 19 50
2. Real Madrid 18 42
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 19 31
6. Real Betis 19 31
7. Rayo Vallecano 19 29
8. Osasuna 19 28
9. Athletic Bilbao 19 26
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 18 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 19 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6