Doktorun Tedavide Özen Yükümü Ve Hasta Rızası...

''Haber Ankara Hukuk Köşesi''nde Avukat Özkan Ertekin, günlük hayatımızda sık sık karşılaştığımız konularla ilgili hukuki bilgilendirmelere devam ediyor.


Doktorun Tedavide Özen Yükümü Ve Hasta Rızası...

HABER ANKARA / ÖZEL HABER -  ''Haber Ankara Hukuk Köşesi''nde Avukat Özkan Ertekin, günlük hayatımızda sık sık karşılaştığımız konularla ilgili hukuki bilgilendirmelere devam ediyor.   Av.Özkan Ertekin,   DOKTORUN (HEKİMİN) TEDAVİDE ÖZEN YÜKÜMÜNÜN SINIRI NEDİR? 
DOKTORUN SONUCU ELDE ETME BORCU VAR MIDIR?

TEDAVİ SÜRECİNDE HASTANIN RIZASI ALINMALI MIDIR?

RIZA NASIL OLMALIDIR? SALT AMELİYATA RIZA GÖSTERMEK (ONAMA ALINMASI) YETERLİ MİDİR?

AYDINLATILMIŞ RIZA (ONAM) NE DEMEKTİR? konusunda sorduğumuz sorulara yanıt verdi. İşte Ertekin'e sorularımız ve aldığımız yanıtlar:   Bir örnek olayla anlatmaya çalışalım.
Fizik tedavi ve protez araçlar yardımı ile tedavisini yürüten doktorların, önceki ameliyatın hatalı yapıldığını, sinirlerine hasar verildiğini, fizik tedavi ve protez araçlar yardımıyla tedavisinin devam etse bile asla ameliyat öncesindeki eski haline gelemeyeceğini söylediklerini, içinde bulunduğu derin üzüntü ve acının üzerine atıl olma, bir işe yaramama, yük olma psikolojisi de eklendiğinde yoğun depresyon içine girdiğini ve hayata uyum sağlayamadığı gibi yaşam sevinci ve neşesinin de son bulduğunu ileri sürerek, kendisini % 80 iş göremez duruma sokan davalılardan fazlaya ilişkin haklarını saklı tutularak şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir….
Bu tip sorunlarda uyuşmazlığın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Borçlar Kanunu'nun vekalet akdini düzenleyen 386 vd ( Yeni TBK 502 vd ) maddeleri uyarınca, VEKİL VEKÂLET GÖREVİNE KONU İŞİ GÖRÜRKEN YÖNELDİĞİ SONUCUN ELDE EDİLMEMESİNDEN SORUMLU DEĞİL İSE DE, BU SONUCA ULAŞMAK İÇİN GÖSTERDİĞİ ÇABANIN YAPTIĞI İŞLEMLERİN, EYLEMLERİN VE DAVRANIŞLARIN ÖZENLİ OLMAYIŞINDAN DOĞAN ZARARLARDAN DOLAYI SORUMLUDUR. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi Özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur.( TBK.nun 396/1 md.) O nedenle, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören doktor olan vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1.( TBK 510/1.) maddesi hükmü uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.
Bu konuda Avrupa Biyotıp Sözleşmesi neler getirmektedir?

Önemli bir diğer düzenleme de AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİDİR. Bu sözleşme 9.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu sözleşmenin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu sözleşmenin tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler.”
Sözleşmenin 4. maddesinde ise, “Meslek Kurallarına Uyma” başlığı altında; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” denilmektedir. Anayasamızın 90. maddesi uyarınca sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiştir. Bu durumda, her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.
Diğer yandan, Biyotıp Sözleşmesinin 5. maddesinde “Rıza” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatını her zaman serbestçe geri alabilecektir.” düzenlemesiyle rızanın kapsamı belirlenmiş ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına paralel düzenlemeler getirilmiştir. Salt ameliyata rıza göstermek (onama alınması) yeterli değildir. Ayrıca, komplikasyonların da izah edilmesi gerekmektedir. Ancak bu rızanın da az yukarıda vurgulandığı üzere aydınlatılmış rıza olması gerekir.

Hekim Etiği Yönetmeliği Neler Getirmektedir?
Nitekim bu konuda yürürlükte olan Hekim Etiği Yönetmeliği'nin 26. maddesinde düzenleme yapılmış ve " Hekim hastasını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, başarı şansı ve süresi, tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, verilen ilaçların kullanılışı ve olası yan etkileri, hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemesi durumunda hastalığın yaratacağı sonuçlar, olası tedavi seçenekleri ve riskleri konularında aydınlatır. Yapılacak aydınlatma hastanın kültürel, toplumsal ve ruhsal durumuna özen gösteren bir uygunlukta olmalıdır. Bilgiler hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verilmelidir. Hastanın dışında bilgilendirilecek kişileri, hasta kendisi belirler. Sağlıkla ilgili her türlü girişim, kişinin özgür ve aydınlatılmış onamı ile yapılabilir. Alınan onam, baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yoluyla alındıysa geçersizdir. Acil durumlar ile, hastanın reşit olmaması veya bilincinin kapalı olduğu ya da karar veremeyeceği durumlarda yasal temsilcisinin izni alınır. Düzenlemesiyle aydınlatmanın ne şekilde yapılacağı açıklanmıştır. Aydınlatılmış onamda ise ispat külfeti hekim yada hastanededir. Öyle olunca, davalıların ameliyat öncesi muhtemelen hasıl olabilecek sonuç ve komplikasyonlar hakkında hastasını bilgilendirmeleri bir zorunluluktur.
Uyuşmazlık durumunda mahkemece, davacının geçirdiği ameliyatlar konusunda uzman olan tıp fakültesinden seçilecek bilirkişi heyetinden nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, aydınlatılmış onam hususunda ispat külfetinin davalı yanda olduğu gözetilmeli, ameliyat sonrası oluşan arazların komplikasyon olduğunun belirlenmesi halinde ise, aydınlatılıp aydınlatılmadığı üzerinde durulmalı, davalının bu konudaki delilleri toplanmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermelidir. 13. H.D. 2013/29446 E. - 2014/13272 K. - 25.4.2014          Avukat Özkan Ertekin'in Eski Yazıları İçin Tıklayın:      

Ecrimisil Tazminatı Nedir? Miktarı Nasıl Tespit Edilir?

 

Yaralanmalı ve Ölümlü Kazalarda Maddi-Manevi Tazminat

 

İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Tedbirleri

 

İş Kazaları ve Haklarımız

 

Sigorta Hukukunda Hasar

 

Trafik Kazaları Ve Haklarımız