Mesut Akgül: ''Tankların Üzerine Çıktık Çünkü...''

15 Temmuz'da, FETÖ üyesi bir grup askerin darbe girişimine karşı tankların üzerine çıkmış haldeki fotoğrafı ile iz bırakan Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, o geceyi Haber Ankara'ya anlattı. Akgül, tanklardan birinde rütbeleri üniformasından sökülmüş bir Binbaşı'nın olduğunu belirterek, o kişiyim Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim ettiklerini belirtti.


Mesut Akgül: ''Tankların Üzerine Çıktık Çünkü...''

15 Temmuz'da, FETÖ üyesi bir grup askerin darbe girişimine karşı tankların üzerine çıkmış haldeki fotoğrafı ile iz bırakan Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, o geceyi Haber Ankara'ya anlattı. Akgül, tanklardan birinde rütbeleri üniformasından sökülmüş bir Binbaşı'nın olduğunu belirterek, o kişiyim Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim ettiklerini belirtti.   Haber Ankara İmtiyaz Sahibi Volkan Memduh Gültekin'in kaleminden:  

Mamak Belediye Başkanı Sayın Mesut Akgül ile röportaja giderken, darbe girişimi sonrasındaki yoğun uğraşların getirdiği yorgunluk olabileceğini düşünüyordum. Ancak Başkan oldukça dinç bir şekilde karşımıza çıktı. Bu durumu kendisine ilettiğimde, "Bu olaylar bizi yormadı, aksine teşvik etti. Adeta yenilenmiş gibi olduk. Şimdi, daha da çok çalışacağız. Yapmamız gereken çok iş var. Allah, milletimizi korudu." dedi.

 

İşte Mamak Belediye Başkanı Sayın Mesut Akgül'ün ağzından darbe gecesinin hikayesi:  

 

- Sn. Başkan, darbe girişimi haberini aldığınızda neler oldu?


Jetlerin uçusunun ardından bulunduğumuz noktadaki arkadaşlarımız aramalar yaptılar. Televizyonlara Boğaz Köprüsü'nün tutulduğu haberi düştü. Hemen İl Başkanımız ve ilçe başkanımızla görüştük. Bir darbe girişimi olduğunu anladık. Telefon rehberimizde kayıtlı herkese mesaj çektik. Ben de ilçe binasına gittim. İlçede ilk anda 100 kişilik bir grup vardı. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın açıklamalarını dinlemek nasip olmadı, işin içerisndeydim. Mamak'taki Kolordu, Genelkurmay Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne en kısa mesafedeki askeri birlik. Güzergahlarının Mamak Caddesi olacağını düşündük. 100 kişiyle birlikte yolu kapattık, tabiri caizse yola oturduk. Tanktaki askerlerle konuşmaya başladık. En öndeki tanktaki askerlere "Ne yapıyorsunuz, bu saatte burada ne işiniz var?" dedik. Erlerin de haberi yoktu. Onlar da bize "Siz burada ne arıyorsunuz? Görev verdiler, Genelkurmay Başkanlığı'na gidiyoruz." dediler.  Biz de internetteki haberleri de göstererek "Darbe yapılıyor, siz buna destek veriyorsunuz" dedik. Genelkurmay başkanının rehin alındığı haberlerini gösterdik. İlk başta konuştuğumuz askerlerin en rütbelisi astteğmendi. "Buradan bizi ezmeden geçemezsiniz" dedik. Bu sırada insanlar akın akın gelmeye başladı. Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın konuşması milleti iyice sokaklara döktü. Bu arada alt yapı müdürüne talimat verdik; bütün iş makinalarını ve çöp kamyonlarını Kolordu'nun önüne, Emmiyet Müdürlüğünün önüne yönlendirdik. O an öyle bir süreç var ki… Bir yandan vatandaşımız sinirli. "Benzin alıp tankları yakalım." diyen var, bir nefret psikolojisi var. Önce mikrofon da yoktu. Sesimizi duyurabildiğimiz kadar anlatmaya çalıştık. Sonra seyyar mikrofon getirdik. Arkasından sa ses aracını getirdik. Vatandaşlarımızı sakin olmaya, itidalli olmaya, haberi olmayan erlerle darbeyi yapmak isteyenleri karıştırmamaya davet ettik. Bir yandan da askerlere bunun bir darbe girişimi olduğunu, bizim Başkonutanımızdan, Cumhurbaşkanımızdan emir aldığımızı anlatmaya çalıştık. Bir taraftan da tankları ordan tahliye etmeye çalıştık.  

 

    "TANKLARIN ÜZERİNE ÇIKTIK ÇÜNKÜ..."  

 

- O meşhur tankın üzerindeki fotoğrafınızın çekildiği noktada mı oluyor bunlar? O anda ne düşündünüz?


Tabii tabii... 12 Eylül darbesinin olduğu zamanlar ortam çok farklıydı. Halkın desteği vardı. Silahlı Kuvvetlerin tamamı bu işin içindeydi. Sonuçta darbe bu. Ancak bu girişim farklıydı. Burada iyi bir yönetim var. Ülkemiz büyüyor, gelişiyor. Bundan rahatsız olanların bir girişimi bu. Karşı çıkmamamız mümkün değil. Onun için tankların üzerine çıktık. Eğer bu millet başındaki yöneticileri en önde görmezse, Mamak için konuşuyorum, insanları bir araya getiremezsiniz, bu sefer iş çok farklı noktalara gelir. Biz orada hem o kalabalığın öfkesini yatıştırarak bir linç girişimi olmasını engellemek hem de o güçle orada bulunmak istedik. Bizim tairi caizse nöbet yerimiz orasıydı.

 

- Peki, Mamak’a bilançosu ne oldu bu darbe girişiminin?


İki kardeşimiz o ilk anlarda şehit oldu. Birisi silahla, bir uzman çavuşun beylik tabancası ile açtığı ateş sonucunda şehit oldu. Diğeri ise İlçe Başkanlığımız önünde kalp krizi geçirerek şehit oldu. Onun dışında toplam 9 şehidimiz var Mamak’ta. 113 tane de yaralımız, gazimiz var. Onlarla teker teker ilgileniyoruz. Bilanço Türkiye itibariyle de ağır. Ancak biz o sırada bu tip müdahaleler yapmasaydık, askerle milletimizi sakinleştirmeseydik bilanço daha da ağırlaşabilirdi. Asker de tankın içerisinde sıcaktan tabiri caizse su olmuş, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir yandan da milletimiz öfkeliydi. Bir anlık bir cinnet hali yaşansa, makineli tüfekle insanları tarasaydı birisi, çok daha ağır sonuçlar görebilirdik. 

 


- O anda kaç tank vardı bölgede? Sonrasında ne oldu?


Dört tank vardı. Biz askerlere durumu ilettikçe ve haberlerden bahsettikçe ikna etmeye başladık. Önce erlerden, tankların şoförlerinden başladık. Teker teker ikna oldular. Hatta birisi, "Biz millete sıkacağımıza kendi kafamıza sıkarız." dedi. Tanklardan çıkmaya başladılar. Vatandaşlarımıza onların bizim askerimiz olduğunu, çocuklarımızı askere gönderirken nasıl slogan atıyorsak şimdi de öyle atmamız gerektiğini söyledik. Bir koridor açtık. Ve askerlerimiz "En büyük asker bizim asker" sloganları eşliğinde İlçe binamıza yürüdüler. İlçe binasında onlara çay ve su ikram ettik. Aileleri ile görüştürdük. Daha sonradan öğrendik ki, en öndeki tankta hiç sesi çıkmayan, rütbeleri sökülmüş bir Binbaşı varmış. Askerler onu tanımadıklarını söyledi. Meğer yolda tankı durdurmuş, kimliğini gösterip tanka binmek istemiş, askerde Binbaşı, resmi üniformalı diye tanka almış. Onu da çıkardık tanktan. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim ettik. Şu anda tutuklu yargılanıyor.      

"O TANKLAR DARBE GİRİŞİMİ KARŞISINDA ÇOK İŞ GÖRMÜŞ"  

 

- Sonrasında tanklara ne oldu?

Emniyet Müdürlüğü'nden arkadaşlar geldiler. O tankların biri Genelkurmay Başkanlığı'na, bir tanesi Cumhurbaşkanlığı Külliye'sine, iki tanesi ise İl Emniyet Müdürlüğüne gitti. Tabii giderken bayaz bayraklar, işaretler asarak bunların darbeci tank olmadığını göstermej istedik. Ertesi gün İl Emniyet Müdürümüz o tankların çok büyük işler başardığını ve bütün mühimmatın darbecilere karşı kullanıldığını söyledi. Devam edelim, daha sonra Kolordu'nun önünü kapattık. O sırada Cumhurbaşkanımızın açıklamaları, hükümetimizin açıklamaları, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin büyük bir kısmının bu işin içerisinde olmadığının anlaşılmasıyla darbe girişimi geriledi.   

 

- Darbe girşimi aslında bir bütünlüğü de koydu ortaya...

Evet, bu gecenin güzel olan tarafıydı. Biz toplanma adına AK Parti mensuplarımıza mesaj çekmiştik. Ama Cumhurbaşkanımızın açıklamasından sonra sahaya darbe karşıtı olan her kesimden insan indi. Bu işin milletin iradesine darbe olduğunu düşünen herkes oradaydı. MHP'liler, hatta CHP'liler de vardı. "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır." ruhunu orada gördük. Bundan sonraki süreçte de benim ileriye umutla bakmamı sağlayan durum bu. Orada elinde silahıyla değil, yüreğiyle, gövdesiyle tankların karşısında duran insanlar vardı. Çanakkale ruhunu burada tekrar yaşadık. Ardından Cumhurbaşkanımızın HDP/PKK'yı kenara bırakarak söylüyorum, onlar da bir terör çizgisindedir, tüm partilerle bir araya geldiğini gördük. Bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey bir ve beraber olmak. Darbecilerin de hesaplayamadığı buydu. Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşu, soğukkanlı yönetimi, Marmaris'ten dört farkı plan çizilerek o tehlikelere rağmen İstanbul'a gelişi çok önemliydi. Liderlik zor zamanlarda ortaya çıkar. Can güvenliği olmadığı için başka bir ülkeye dahi gidebilirdi. Ama bunları hiç düşünmedi, riski aldı ve milletiyle kucaklaştı. 

 

      "BELEDİYE'DE CADI AVI OLMAYACAK"  

 

- Darbe girşiminin ardından kamuda bir çok kişinin görevine FETÖ bağlantısı sebebiyle son veriliyor. Mamak Belediyesi'nde durum nedir? 

Biz 17/25'ten sonra 22 kişinin işine son vermiştik. Zaten mevcut kadrolu personelimiz çok eskiden beri çalışan kişilerden oluşuyor. Onların FETÖ/PDY ile bir bağlantısı yok. Yeni eleman da almadık. Sözleşmeli elemanlardan tespit ettik ve gereğini yaptık. Bu tamamen sıfır oldukları anlamına gelmiyor. Şu anda komisyonumuz çalışıyor. Donelerle, belgelerle hareket ediyoruz. Bu tip durumlarda ortalığı bulandırma, PDY bağlantısıyla içeriyi karıştırma, makam sevdasıyla hareket etme gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Personelimiz müsterih olsun. Bunların en güzel yaptığı şey korku salmak, tereddüt ettirmek. Suçsuz yere, hiçbir günahı olmayan personelimize dokunmayacağız. Mamak'ta komisyonumuz çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. İlerleyen günlerde 7-8 kişi çıkaracağız gibi. Belgeli bir şekilde gerek Cumhurbaşkanımıza, gerek Başbakanımıza hakaret eden kişiler var. Bunlar doğrduan darbeyle ilgili olmasa da FETÖ/PDY dediğimiz oluşumun PDY dediğimiz kısmına giren kişiler. Terörin bir yüzü yok, KCK kısmına giren kişiler de var. Bu sayı toplamda en fazla 10 civarı çıkar. Ama bunu yaparken cadı avı gibi hareket etmiyoruz. Acele etmiyoruz. Kimsenin haksız yere ekmeğiyle oynamak gibi bir niytimiz yok.  

 

- Sn. Başkan, haftalardır demokrasi nöbeti sürüyor. Bir felaket atlatıldı. Sizler de sokaklardasınız sürekli. Bu, Mamak Belediyesi'nin çalışmalarını aksatır mı?

Tam tersine, daha çok çalışma azmi oluyor. Biz 2016 yılını "temel atma yılı" olarak ilan etmiştik. Yıllardır hazırlıklarını yaptığımız plan ve projelerimiz var, temel atma aşamasına gelinen. İhale aşamasında olanlar var. Bir tek temel atma törenlerimizi erteledik diyebilirim. Yoksa çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Temizlik, asfalt, kaldırım, ve tüm Belediye işlerimiz ara vermeden sürüyor. "Gece nöbette, gündüz işinde" düşüncesiyle hareket ediyoruz. Sadece uykumuzu kıstık. Daha çok çalışacağız. Çünkü bu ülke güçlendikçe, kendi savunma sanayini kuran, adımlar atan, büyük projelere imza atan bir ülke oldukça bu adımları atamaz hale gelecekler. Bu ülke emir alan bir ülke olsaydı belki bunlar yaşanmayacaktı. Dünyada ilk 17 ekonomi arasındayız. Bunlardan rahatsız olanlar var. Sadece ülkemiz değil, gönül coğrafyası dediğimiz, kan bağımız, kültür bağımız olan Bosna'dan Kosova'ya; Suriye'den Filistin'e ve Türmenistan'a kadar yerlerdeki mazlum insanlarında umudu Türkiye. Bu yüzden azaltmayı bırakın, daha çok çalışmak, daha çok üretmek için çabalayacağız.       

"HAYATIMDA İLK KEZ..."  

 

Mamak Belediye Başkanı Sayın Mesut Akgül ile röportaj yaparken bizimle bir anekdot paylaştı. 7-8 senedir ruhsatlı silahı olduğunu, buna rağmen ömründe üzerinde hiç silah taşımadığını belirten Akgül o anları şöyle anlattı: "Bu artık bir darbe girişimi. Benim ruhsatlı silahım var 7-8 senedir. Hiç yanımda taşımamıştım. Bu olayı duyar duymaz özel kalemimi arayıp "Silahımı al gel." dedim. Artık ne olacaksa olacaktı. Allah'tan kullanmak nasip olmadı. O anda tek düşündüğünüz şey şu bu ülkenin bu milletin iradesine bir darbe yapılıyor olmasıydı."    

 

"DARBE KONUSU AÇILDI, 20 DAKİKA SONRA DUYDUK"  

Başkan Mesut Akgül'ün darbe girişimi öncesi bulunduğu ortamda konuşulan konu bir hayli dikkat çekici. O anda bir dost ortamında bulunduğunu belirten Akgül, "Ortamdaki arkadaşlardan biri danışmanlık yapıyor, Bakanlıklara rapor hazırlıyor. O dedi ki, "Ben raporumda anlattım. YAŞ Kararlarını Ağustos ayına çekildi. Bu adamlar rahat durmaz, bir şeyler yapabilirler." Bir arkadaşımız da "Ne yapabilirler, darbe mi yapacaklar sanki." demişti. Bu konuşmadan 15-20 dakika sonra böyle bir haber aldık. O arkadaşımız 'İşte darbeye kalkıştılar' dedi."