Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Darbe Girişimi Gecesini Haber Ankara'ya Anlattı

Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna, 15 Temmuz'da FETÖ üyesi bir grubun darbe girişiminde bulunduğu geceyi, yorumlarını ve Sincan'daki projeleri Haber Ankara'ya anlattı.


Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Darbe Girişimi Gecesini Haber Ankara'ya Anlattı

Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna, 15 Temmuz'da FETÖ üyesi bir grubun darbe girişiminde bulunduğu geceyi, yorumlarını ve Sincan'daki projeleri Haber Ankara'ya anlattı.  

 

Tuna, tüm Türkiye'de olduğu gibi Sincan'da da vatandaşların darbe karşısında net tavır koyduğunu belirterek, "Canını ortaya koyan vatandaşlarımızın yanında, bizim belediye olarak yaptıklarımızı söylemeyi ayıp buluyorum." ifadelerini kullandı.  

 

İşte Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı:


- Sayın Başkan, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı anda neredeydiniz?

Kızılay'da bir görüşmedeydim. En başta ihtimal vermedik. Sonra anladık ki 40-50 senedir ince ince hesaplanmış bir hareket. Ortalık karışmaya başlayınca biz de meydana indik daha sonra da devamı geldi.  

 

- Darbe girişimini Sincan Belediye Başkanı olarak nasıl yorumluyorsunuz?

Yapılan bütün girişimleri düşününce daha iyi analiz etme imkanı buluyoruz. Örneğin; 28 Şubat hadisesi de bu olayın bir parçası. 28 Şubat'ta üst akıl, askere böyle bir darbeyi gerçekleştirerek, memleketteki onların dışında olan dini ve İslami gruplara ciddi baskılar uyguladı.  Şimdi anlıyorum ki; başörtü gibi bir çok yasak getirerek muhafazakar insanları kendilerine çekme çabasında olmuşar. İnsanları, İslami değerleri kullanarak kendi okullarına, kendi çevrelerine çektiler. 28 Şubat darbesini yapanların bunları bildiklerini zannetmiyorum. Üst akıl, 28 Şubat darbesini gerçekleştirenleri ve FETÖ grubunu kulandı. Daha sonra günümüze geldikçe baktılar ki Gezi olaylarındaki tartışmalar da tutmadı. 17/25 Aralık darbe girişimi gerçekleşti, o da tutmadı. 17/25 Aralık'tan itibaren herkes olayın boyutlarını görmeye başlayınca, bu FETÖ örgütü mensuplarının temizlikleri başladı. Yargıda ve poliste yapılabildiği kadar temizlik yapıldı. TSK'da da yapılacağını duyunca ayaklanıp, işi bitirelim düşüncesinde olduklarını düşünüyorum. 15 Temmuz hadisesiyle birlikte birçok şey de ortaya çıkmış oluyor. 40-50 yıldır yavaş yavaş Türkiye içinde iç savaş çıkarmak, Suriye'ye benzetmek için uğraşıldığını görüyoruz. Bu ülkenin Kurtuluş Savaşı'nda verdiği mücadeleden rahatsız oldukları ve hedeflerini ulaşamadıkları için bu ülkenin coğrafyasında bir düzenlemeye gittiklerini görüyorum.  

 

- Ülkemiz sıkıntılı bir süreçten geçti, geçmeye de devam ediyor. Sizce bu süreçte nasıl hareket edilmeli?

Neticede atalarımızın söylediği gibi ''Su uyur düşman uyumaz''. Düşmanlarımız her gün adım adım hesap yapıyor. Buradan sonuçla; biz birlik ve beraberliği daha güçlendirmeliyiz. Siyasi ve ekonomik istikrarın devam etmesi ve büyümesi gerekiyor. Türkiye kendi ayakları üstünde duran, dünyadaki Müslümanların  ve masumların sözcülüğünü yapan konumunu sürdürmesi lazım. Bu girişimlerin asıl hedefi Sayın Cumhurbaşkanımızı devre dışı bırakmak. O gittiği zaman, Sultan Abdülhamit'i devirdiklerinde Osmanlı'yı düşürdükleri durum gibi, Türkiye'yi de düşürmekti.Daha ciddi çalışmamız, ileriye dönük hedeflerimizi sıkı takip etmemiz, birlik, beraberlik, kardeşlik içerisinde çok çalışmamız ve yaptığımız işi en iyi şekilde yapmaya gayret etmemiz gerekiyor. Ülkemizin son 15 yıldır ki gelişmeleri düşmanlarımızı çok rahatsız ediyor. Bu hadiselerden ders alıp, rehavete kapılmadan çok çalışmamız gerekiyor.  

 

2 Haziran 2016 günü düzenlenen "Haber Ankara 3.Yıl Ödül Töreni"ne, Başbakan Sn.Binali Yıldırım ile programı çıkması nedeniyle katılamayan Tuna'ya, ''Yılın Çevre Projeleri Ödülü''nü Haber Ankara İmtiyaz Sahibi Volkan Memduh Gültekin makamında takdim etti.  

 

"VATANDAŞIN YAPTIKLARININ YANINDA..."

- Genelden özele doğru ilerlersek, darbe girişimi sonrasındaki süreçte siz Belediye olarak ne tür çalışmalar yaptınız? Bizim belediye içerisindeki bütün iş makinelerini Zırhlı Birliklerin oraya gönderdik. Daha sonra vatandaşlarımız Zırhlı Birliklerin oraya gitti. Kızılay'daki nöbetlere yoğun katılım gerçekleştirdik. Yine aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne giden Sincanlı vatandaşlarımız vardı. Belli bir saatten sonra oralara gidemeyen halkımız Sincan'daki Lale Meydanı'nda toplandılar. Tüm Türkiye'de olduğu gibi Sincanlı vatandaşlarımızda yaşanan olayın bilincinde olarak, herkes elinden gelen gayreti gösterdi. Canını ortaya koyan vatandaşlarımızın yanında, bizim belediye olarak yaptıklarımızı söylemeyi ayıp buluyorum. Herkes elinden geleni yaptı. Düşünün, Kızılay Meydanı'nda bir hanımefendi elinde hiçbir şey olmamasına rağmen tanka vuruyor. Bu demektir ki; 100 sene sonra milletimiz, Kurtuluş Savaşı'nda ecdadımızın verdiği mücadeleye layık olacak şekilde gereken duruşu gösterdi.  

 

- Darbe süreci ve sonrasındaki nöbet süreçleri belediye hizmetlerinde aksamaya yol açtı mı? Sincan'da şu anda devam eden veya bitmeye yakın olan projelerden biraz bahseder misiniz?

Ciddi anlamda bir aksama olmadı. Sincan'da şu anda proje aşamasında olan ciddi anlamda çalışmalarımız var. İnşallah bu projelerimizi bu yıl içerisinde başlatabilirsek, seneye tamamlamayı hedefliyoruz. Bunlar arasında, 2000 kişilik çok amaçlı toplantı salonu, 2000-2200 kişilik kapalı spor salonu gibi projeler var. Kültür Sarayı projemiz var, orada da yaklaşık 5000 kişilik bir konferans salonu ve çok amaçlı bir salon yapmayı planlıyoruz. İnşallah bu çalışmalarımızın bu yıl ihalelerini gerçekleştirip, hızlı bir şekilde tamamlayacağız. Şu anda devam eden parklarımız, konaklarımız, onların inşaatları tamamlandı. Esas olan büyük projelerimizi, bu sene ihalelerimizi gerçekleştirebilirsek, gelecek seneye hizmete almaya planlıyoruz. Tabii bu arada bürokraside aksamalar oldu, yavaşlama oldu. Burada çok bahsetmek istemiyorum ama 7 Haziran-1 Kasım seçimleri arasında bütün kurumlarda bu aksamalar oldu. Ama Elhamdülillah, 1 Kasım seçimlerinde vatandaşımız istikrara evet dedi. Daha sonra tabi bu olaylar durmuyor, terör olayları vs... Bunlar genelde, ülkenin gelişmesini yavaşlatmak için yapışmıştır. Bize düşen daha şuurlu, daha bilinçli bir şekilde onlardan daha çok çalışıp, onlara bu fırsatı vermemek. Yarın başka bir şey çıkar, öbür gün başka şey çıkar, bu topraklarda tarih boyunca böyle olmuştur. Biz ne zaman rehavete kapılırsak, o zamanlar sıkıntılar bizi bekler.  

 

- Sincan deyince akla bir de "laleler" geliyor. Bu gelenek her sene sürecek değil mi?

Evet bu bizim kültürel değerimiz. Sincan'ın laleyle ayrı bir hikayesi var. Diğer ilçelerden farklı olarak, ilk defa Sincan'a Atatürk zamanında soydaşlarımız Yugoslavya'dan, Bulgaristan'dan gelirken, yanlarında lale soğanlarıyla geliyor ve burada lale bahçelerinde lale üretiyorlar. Gençliğimde hatırlıyorum; buradan Banliyö treniyle götürülüp Sıhhıye'de, Kızılay'da lale satıldığını hatırlıyorum. Yıllar içerisinde çarpık yapılaşma neticesinde lale bahçeleri şimdiki çarpık apartmanlara dönüşmüş. Dolayısıyla lalenin adı kalmış, kendisi kaybolmuş. Bir kaç vatandaşımız, birkaç aile özel olarak kendi bahçelerinde bu işi sürdürmeye çalıştılar ama Sincan'ın laleyle bir geçmişi var. Dolayısıyla biz bu lale kültürünü Sincan'da sürdürmeye devam ettirmeye gayret ediyoruz, bundan sonrada buna devam edeceğiz..  

 

- Sayın Başkan, röportaj için teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum.