Koray Aydın’ın Avukatı Erdil, Haber Ankara’ya Konuştu

Koray Aydın'ın Avukatı Erdil, Haber Ankara'ya Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi'nde geçen hafta mahkemenin verdiği "Kurultay'a gidilmesi" kararının ardında hareketli günler yaşanıyor. Haber Ankara ekibi olarak, Genel Başkan Adaylığını açıklayan isimlerden Koray Aydın'ın 2000 yılından beri Avukatı olan Dilşat Erdil'e, kurultay sürecini sorduk; önemli cevaplar aldık.

16 Nisan 2016 - 16:08 - Güncelleme: 02 Eylül 2016 - 16:20

Milliyetçi Hareket Partisi'nde geçen hafta mahkemenin verdiği "Kurultay'a gidilmesi" kararının ardında hareketli günler yaşanıyor. Haber Ankara ekibi olarak, Genel Başkan Adaylığını açıklayan isimlerden Koray Aydın'ın 2000 yılından beri Avukatı olan Dilşat Erdil'e, kurultay sürecini sorduk; önemli cevaplar aldık.   İşte ekibimizin Av. Dilşat Erdil ile gerçekleştirdiği röportaj:  

 

- Sayın Erdil, öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1990 mezunuyum. 2006 yılından bugüne, halen Rusya Federasyonu'nun tek Türk Hukuk Bürosu'nun yöneticisi ve ortağıyım. Moskova Devlet Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi üzerine yaptığım yüksek lisans bulunmaktadır.  

 

- MHP'de kongrenin mahkemeye taşınması süreci nasıl başladı?


Milliyetçi Hareket Partisi, Parti Tüzüğü’nün 63/3. maddesinin değişikliği amaç ile, parti üst kurul delegesinin 543 tanesinin imzalarını içeren noter tastikli talepnamesinin toplanması neticesinde, bu talebi avukatlar olarak 15 Ocak 2016 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezine, yanımızda Ankara 17. Noterliği’nin katibi ile birlikte teslim ettik. Bu şekilde başlayan olağanüstü kongre süreci, 8 Nisan 2016 tarihinde Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce tesis edilen hüküm neticesinde “kongre delegesinin olağan üstü kurultay yapılarak, tüzüğün değiştirilmesi gündemi ile toplanmasına, bu kararın çağrı heyetince kurultay hazırlıklarını yapmaya yetkilendirilmiştir." kararı ile pekişmiştir. Burada öncelikle incelenmesi gereken husus, şekli manada talebin varlığıdır. Gerek siyasi partiler yasası, gerekse parti tüzüğüne göre, kongre delegelerinin 1/5’nin talebi ile toplanması gereken bir kurul talebinin yasal unsurlarının var olup olmadığıdır. İmzalar gerçek ve sarih irade beyanını ortaya koymaktadır. Bu oluşan iradenin inceleme ve değerlendirme mercii ilk önce MHP Genel Merkez Yönetimi'dir. Kabul görmesi gereken bu hak, Sn.Genel Başkan'ın 9 Ocak günü Kızılcahamam toplantısında ‘"Haklarını sulh hukuk mahkemesinde arasınlar." beyanatı üzerine, dava yoluna gidilmiş ve mahkeme gerekçeli kararındada bu beyana işaret etmiştir.  

 

- Yargı sürecinde Genel Merkez'den mahkemenin yetkisiz olacağına dair itiraz sesleri yükselmişti...

 

Yargı yolunun caiz olup olmadığı konusu MHP Genel Merkezince ileri sürülmüş ve buna ilişkin bazı hukukculardan alınan görüşlerle desteklenmeye çalışan soyut bir iddiadır. Biz bu davayı açarken gerek diğer avukat arkadaşlarımızla gerekse emsal kararları inceleyerek hareket ettik. Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkileri bellidir. Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş ve yargılama usullerı hakkındaki kanunun 3. maddesinde "siyasi partilerin kapatılmasına, dağılma durumlarının tespitine, devlet yardımından yoksun bırakılmasına ihtar başvuruları ile gelir giderlerinin kanuna uygunluğunun denetlenmesi olarak" açıklanmıştır…. Bu hükmün adli yargıya, yani hukuk mahkemelerine başvuruyu engelleyen bir hüküm olmadığı, adli yargıya başvurunun amacının parti içi demokrasi kurallarının gereçekleştirilmesi olduğu sonucuna varılmıştır.   Adli yargılama, medeni kanunun 75. maddesi gereğince çağrı heyetinin görevlendirilmesi sonuç ve yaptırımları farklı olması sı sebebi ile yargılamaya yetkisini Sulh Hukuk Mahkemesi'ne vermektedir. Ayrıca parti tüzüğünün 63/3 maddelerindeki "Kongre, delegelerinin 1/5’inin başvurusu üzerine çağırılabilir." ifadesi, genel Merkez'e takdir yetkisi vermemektedir. Nedeni ise, siyasi partilerin 90. maddesinde, partilerin tüzük, faliyetleri ve programlarının bu kanunun hükümlerine aykırı olamayacağının düzenlenmiş olması; HMK’nın 58.maddesi tüzüğün kanuna aykırı olamayıcağı ve kanunların hiyararşik üstünlüğü sebebi; SPK’nın hükümleri doğrultusunda Genel Merkez üst yönetiminin onay ve izniyle ihtiyaç duymamasıdır.      

 

"KARARIN İCRA EDİLEMEZ İDDİASI HUKUKİ AÇIDAN MESNETSİZ"  

 

- Karar ile birlikte "MHP'ye kayyum atandı" denilebilir mi?


Bu karar ike kayyum değil, Mk. 75’e göre çağrı heyeti atanmıştır. Görevi yalnızca olağanüstü kurultay için gerekli yasal müracaatları yapmak, ilan etmek, il başkanlıklarına bildirmek, salon tutmaktır. Kongrenin başlaması halinde divan başkanlığı seçilince görevleri sona erecektir. Dolayısı ile medyada yer alan "MHP'ye kayyum atandı." şeklindeki başlılkar yanıltıcıdır.  

 

- MHP Genel Merkez yönetimi, kararı temyize götüreceklerini beyan ettiler. Bu durum süreci uzatır mı?


HMK. 367. madde, temyizin icrayı etkisini düzenlemektedir. HMK tarafından genel ilkeye göre mahkeme kararının temyiz edilmesi ile bu kararın icrası durdurulmayacaktır. HMK 367/1 ile getirilmiş olan bu ilkenin istisnası, HMK 367/2 ile düzenlenmiştir. Bu istisna; kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz ile ilgili aynı haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez ifadesidir. Üzerine durulması gereken husus HMK 367/2 hükmünün HMK’nın kişiler ve hukuku kitabı kapsamında verilmiş olan bütün kararları kapsayıp kapsamadığıdır.


Bazı hukukçuların açıklamaları bu kararın Yargıtay denetiminden geçmeden icra edilmeyeceği yönündedir. Bu noktada mahkeme kararının niteliği incelenmelidir. Kişiler hukuku ve aile hukuku alanında tesis edilen kararlar büyük çoğunlukla “inşai tesir” doğurma özelliğine sahiptir. Yani bu alanlarda tesis edilen kararlar sadece kişinin hukuki durumunda değişiklik yaratmaktadır: Boşanması veya tasfiye gibi… Mahkemenin verdiği karar incelendiğinde bu kararın, MHP‘nin hukuki durumunda herhangi bir değişiklik oluşturmadığı, yani inşai tesiri olan bir karar olmadığı görülmektedir. Bu karar ile MHP’nin hukuki statüsü değişmemiş, herhangi bir organı görevden alınmamıştır... Mahkeme karar alırken MHP’nin tüzel kişiliğine ilişkin hiçbir araştırma veya inceleme yapmamıştır. Dolayısı ile kararın icra edilemez olduğu iddiaları kamuoyunu, tarafları yanıltıcı şekilde ve hukuki mesnetten yoksundur.  

 

- Aslında davaya ilerisi için emsal olacak gözüyle bakabilir miyiz?

 

Bu dava Türk siyasi hayatının en önemli davalarından birisidir. Birinci önemi; parti içi demokrasinin uygulanabilmesi yolunu açmıştır. İkinci olarak ise, yürürlükte olan Siyasi Partiler Yasası'nın günümüze cevap vermediğini, mutlaka yeniden hazırlanması gerektiğini ortaya koymuştur… Bu karar emsal olmasının ötesinde, yeni hazırlanacak yasaya da bir ışık tutacaktır.              

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Çankaya Zabıtası Denetimde
Çankaya Zabıtası Denetimde
O Kişi Görevinden İstifa Etti! İşte Detaylar...
O Kişi Görevinden İstifa Etti! İşte Detaylar...