Aile, LGBT, Belediyeler, Sosyal Medya


Toplum olarak sinirlerimizin yıprandığı, duygularımızın kabarık olduğu dönemlerden geçtik/geçiyoruz. Ülke olarak terör saldırıları, darbe girişimleri gibi ağır travmaları yaşadık. Sarsıntılarını hala hissediyoruz. Şimdi ise aile kurumuna yönelik saldırıları ve bunun doğurduğu/doğuracağı sonuçları tartışıyoruz. 

Her dönemde toplumun değerlerine saldıran, sinir uçlarına dokunanlar oldu, bundan sonra da olmaya devam edecek. Yerel seçimlerden hemen sonra bir anda sosyal medyada CHP’li bazı belediyelerin paylaşımlarıyla başlayan eşcinsellik tartışmaları ve AK Partili bazı belediyelerin de karşı atağa geçmesiyle devam eden paylaşımlar, bir anda ülke gündemine oturdu.

Kamu hizmeti veren, herkese eşit mesafede olması gereken ve hizmetleri arasında kadın, aile, çocuklar gibi önemli vaat/icraat alanları bulunan belediyelerin/yöneticilerinin, böyle bir ortamın zeminini oluşturması kafalarda soru işaretleri oluşturdu! Yerel seçimlerin ardından bunun yapılması ise ayrıca manidardı. 

En değerlimiz olan aile kurumunu hedef alan paylaşımlar ve bunlara karşı yapılan açıklamalar yine toplumun bir kısmını ikiye böldü. Bir tarafta eşcinsellik gibi bir sapkınlığı destekleyenler, diğer tarafta ise aile kurumunun önemini anlatmaya çalışanlar vardı. Ahlaki ve hukuki sorumluluktan uzak kalan sosyal medyada, birileri sosyalleşirken geride ne yazık ki tahripkâr bir geçmiş bırakıyor.

Son yıllarda cinsiyet değiştirme ameliyatı için başvuran transseksüel bireylerde azımsanmayacak bir artışın olduğu ifade ediliyor. Eşcinselliğin temelindeki faktörün ise “Bozuk aile dinamiği” olduğu belirtiliyor. Bu da “hatalı anne ve baba modelini” karşımıza çıkarıyor. Günümüzde psikologların bir kısmı eşcinselliği meşrulaştırıp teşvik ederken,  bir kısmı da bunu bir gelişim bozukluğu olarak tanımlıyor. 

Bir toplu ayakta tutan, geleceğe taşıyan en önemli unsur hiç şüphesiz ailedir. Aile toplumun özüdür. Kur’an’da Allah (CC), kadın ve erkeği yarattığını apaçık bir şekilde buyurmuştur. Bunun yanı sıra kavimlerin helakına sebep olan onursuz ilişkileri de ibretlik olsun diye bizlere örnek vermiştir. 

Eşcinsellerin eylemi bize Lut kavmini hatırlatıyor. Lut kavminin helakının sebeplerinden birinin de eşcinsellik olduğu Kur’an’da zikredilir. (Örn: Ankebut 28-29, A’raf 80, Şuara 160, Neml 55…) Bu ayetlerde eşcinsellik durumunda gelecek olan azap anlatılır. “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.” Şimdi sormak lazım; Allah’ın “lanetlediği” eylemler ne zamandan beri “onurlu” bir davranış haline geldi?

Özgürlükleri, farklılıkların zenginliğini, eşcinselliği teşvik edecek şekilde anlamak zihinsel erozyonun göstergesidir. Gelin hep birlikte hatırlayalım. 2015 Temmuz’unda İstanbul’da LGBT’li grupların “Onur yürüyüşü” adı altında yaptıkları eylem ve bu eyleme destek veren siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, öğrenci topluluklarına karşı polisin “müdahalesi” bir hayli gündem olmuştu. Yanlış duymadınız, aslında gündem olan toplumdaki sapkınlık değil de polisin müdahalesiydi! Bu tavır da hadiselere hangi pencereden baktığımız ve toplum olarak nasıl değiştiğimiz hakkında ipucu veriyor.

Şu sorulara özellikle cevap aramalıyız: 1-Hangi kuşakta evlilik öncesi flört-öpüşme-birlikte yaşama daha yaygındır? 2-Hangi kuşak farklı inanç sisteminden biri ile evliliğe daha sıcak bakmaktadır? 3-Hangi kuşak için farklı kimlik ve cinsel yönelimlere karşı daha hoşgörülü yaklaşım vardır? 4-Hangi kulakta cinsiyet değişimi ameliyatı başvurusu daha fazla? 5-Hangi kuşak için boşanma daha kolay hale gelmiştir…?

Toplumun temel yapı taşı olan aile her geçen gün zedeleniyor. Maalesef modernizmin iliklerimize kadar işlediği ve kapitalist bir dünya düzenin pusulasında, aile kurumu çatırdıyor. Gemi rotasını başka yöne çevirdi. “Zina yasasının” ardından da Avrupa Konseyi’nin dayattığı, eşcinselliğin “meşrulaştırıldığı” ve 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’yle aile yapısı kökünden sarsılmaya başladı. Çok geçmeden LGBTİ Derneği kuruldu. Gencecik yavrular başka alanlara savurulmaya başladı. 

Avrupa uyum yasalarıyla bozulmaya başlanan aile kurumu sarsıldıkça, geleceğimizi de barışık bir toplumu da inşa edemeyiz!

 

Adem Yavuz IRGATOĞLU

ayavuz.irgatoglu@gmail.com