Ankara'nın UNESCO karnesi

Tüm dünya ülkeleri için önemli bir yere sahip olan UNESCO Dünya Miras Listesi’ni Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin ile konuştuk. Ankara’nın başlı başına bir miras niteliğinde olduğuna dikkat çeken Şahin, “Ankara gibi daha başka bir örnek yok. Bu şehir adeta açık hava müzesi niteliğinde bir şehir” dedi. 

RÖPORTAJ 31.08.2020, 18:25 31.08.2020, 19:25
1356
Ankara'nın UNESCO karnesi

 

Merhaba, sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Savaş Zafer Şahin, şehir plancısıyım. Sosyal bilimler alanında akademik çalışmalarımı yürütüyorum. Aynı zamanda çok uzun yıllardır Ankara ve Türkiye’de kentleşme, planlama, UNESCO Dünya Miras Listesi konusunda araştırmalar yapıyorum ve pratikte projeler yürüten bir akademisyenim. Bugün de Ankara Kent Konseyi’nde bu tür çalışmaları yürütmeye gayret gösteriyoruz.

 

UNESCO Dünya Miras Listesi nedir, nasıl girilir?

1970’li yıllarda UNESCO Birleşmiş Milletler ’in eğitim, bilim ve kültürle ilgilenen özel ihtisas kuruluşudur.  1970’li yıllarda bu kuruluş dünyanın bütün ülkelerinden temsilcilerle bir araya geldi ve dünyanın, insanlığın ortak mirası niteliğinde diyebileceğimiz kültürel ve doğal varlıkların bir listeye kaydedilmesi ve bu listeye kaydedilen varlıkların da bilimsel anlamda standart bir koruma süreciyle gelecek kuşaklara aktarılması için Dünya Miras Sözleşmesi adı altında ‘bir uluslararası sözleşme oluşturdu. Dünyanın birçok ülkesi bu sözleşmeye imza attı ve Türkiye de bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler arasında yer alıyor. Dünya Miras Listesi’nde yer alması bir yerin dünyada biricik ve tek olduğunu, olağan dışı bir evrensel değere sahip olduğunu, bugüne kadar korunarak gelmiş olduğunu ve içinde bulunduğu ülke tarafından da gerekli şekilde korunduğunu ve gelecek kuşaklara aktarılmak için gayret gösterildiğini gösteriyor aslında. Bu listeye herhangi bir alanın girmesi bu sözleşmeye imza atan herhangi bir devletin gayretini gerektiriyor. Bunun için bilim insanları bir araya geliyorlar bu alanın neden insanlığın ortak mirası olduğunu ifade eden akademik çalışmalar ortaya koyuyorlar, bir dosya hazırlanıyor ve bütün bunların sonunda da miras komitesi denilen bu tüm sözleşmeyi imzalayan ülkelerin temsilcilerinden oluşan bir kurul bir araya gelerek bu dosyayı inceleyerek evet burası insanlığın ortak mirasıdır diyerek bu alanı o listeye kaydediyor. Bir alanın dünya miras listesine girmesi aslında çok büyük bir prestij kaynağı o ülke açısından. Aynı zamanda da o alanın dünya çapında tanınması için ve turizm destinasyonlarının tur operatörlerinin listesine alınması için çok önemli bir gösterge. Özellikle tüm dünyada Dünya Miras Listesi’nde bulunan yerleri gezen çok önemli bir turist kitlesi de bulunuyor. Ayrıca bir yerin listeye girmesi orasıyla ilgili uluslararası fonlardan yararlanmak için de bir olanak tanıyor ama günün sonunda bir yerde listeye girmiş bir yerin olması da o yer için bir gurur kaynağı. Bütün insanlığın ortak mirası olarak anılıyor demek. Bu açıdan baktığımızda da Anadolu’nun tamamına Dünya Miras Listesi’ne girmesi gereken bir yer gözüyle bakabiliriz çünkü biz Türkiye’nin neresinde olursa olsun bir metreyi kazdığınızda binlerce yıllık mirasın çıktığı bir yerde yaşıyoruz.

 

Ankara’daki eserlerin UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almasının şehrimiz için avantajları nelerdir?

Ankara’nın iki tane temel problemi var. Birincisi yerel kimlik problemi yani Ankara’da yaşayanlar çoğu zaman göğüslerini gere gere Ankara’da yaşıyorum, Ankara güzel bir şehir, yaşanası bir şehirdir demekten imtina ediyorlar. Tabi Ankara’nın yerlisi olan uzun yıllar burada yaşayanlar belki 20-30 yıldaki çok hızlı kentleşme ve yapılaşma sonucunda bu noktaya geldiler. Dolayısıyla Ankaralıların bir ortak değer noktasında buluşmaları gerekiyor. UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş olmak Ankaralılar için özel bir anlama sahip diye düşünüyorum. Bir sorun da turizm. Dünyanın her yerinde Başkentler başlı başına turizme bir konudur. İnsanlar Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiklerinde New York’u gezer ama mutlaka Washington’a da ziyaret ederler. Ama başkent Ankara’ya baktığımız zaman ne yazık ki, ticari, diplomatik ve devletle ilgili işler dışında Ankara’nın Ankara’da yaşayanlar dahi turizme konu edinmediğini görüyoruz. Bugünler de üniversite tercihleri yapıldı, Ankara’da yaklaşık 600 bin öğrenci okuyacak ve 150-200 bini de şehir dışından gelecek. Çoğunlukla bu öğrencilerle ilgili yaptığımız araştırmalarda öğrencilerin Hacı Bayram’a, Ulus’a uğramadan yurtta kalıp, üniversitede okuyup geri gittiklerini biliyoruz. Bu potansiyeli canlandırmak için bunun önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Geçici miras listesinde yer Alan Hacı Bayram Veli alanının durumu nedir?

2016 yılında Hacı Bayram Veli alanı olarak adlandırılan ve Hacı Bayram olarak bilinen alan ve yakın çevresi, Agust mabediyle birlikte Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı. Bir alanın Dünya Miras Listesi’ne girmesi için şöyle bir süreç izleniyor. Önce devletler Dünya Miras Listesi’ne sokmayı düşündükleri alanları bir niyet bildirimi niteliğindeki dosyayı UNESCO’ya bildiriyorlar. Bu şu anlama geliyor. Biz burayla ilgili çalışmalar yapmayı taahhüt ediyoruz anlamına geliyor. UNESCO bu başvuruları değerlendiriyor ve çok derinlemesine, bilimsel açıdan aşırı üst düzey bir değerlendirme de yapmadan ülkelerin niyetini göz önüne alarak geçici listeye kaydediyor. Bugün itibariyle Türkiye’nin 90’dan fazla varlığı bu geçici listeye yer almakta. Sonrasında bu alanın Dünya Miras Listesi’ne alınabilmesi için başka çalışmaların yapılması gerekiyor. Bir bilimsel çalışma grubunun oluşturulması gerekiyor, bir adaylık dosyası hazırlanması gerekiyor, bu çok daha uzun bir süreç. Aradan 4 yıl geçti ancak yapılması gereken çalışmalarla ilgili yeterli bilgi alabilmiş değiliz. Devam ettiğini de zannetmiyorum çünkü şöyle de bir durum var, dünyanın dört bir tarafından listenin önemi anlaşıldığı için UNESCO’da şöyle bir kural getirdi. Eğer çok olağandışı bir durum yoksa ki burası savaş sebebiyle tahrip edilecek bir alan olabilir. Burada hızlı hareket edebiliyor. Normalde her ülkenin yılda 2 yeri aday gösterme hakkı var. Bu alanların da birinin kültürel birinin de doğal yani tabiat değeri olması öngörülüyor. Böyle olunca da Kültür Bakanlığımız da elinde ki adaylar arasında en hazır olan, çalışmaları yürütülmüş olanları daha çok öne sürmek ve onlarla ilerlemek istiyor. Hacı Bayram’da da bu anlamda ciddi sıkıntılarımız var bu yüzden de Bakanlığımız öncelik sıralamasına bu alanı alamıyor gibi. 1990’lı yıllardan beri geçici listeye yer alan alanlarımız var. Maalesef ki bu konuda bir mesafe alabilmiş değiliz.

 

Bununla birlikte Kent Konseyi’nin de Hacı Bayram-ı Veli Çalışma grubu mevcut buradaki çalışmalar neler, neler yapılıyor?

Hacı Bayram-ı Veli Çalışma Grubumuz tüm çalışma gruplarımız gibi çok yeni bir grup. Öncelikle tarihi bir şahsiyet olarak Hacı Bayram-ı Veli’nin Kent Konseyi üzerinden topluma doğru bir şekilde anlatılması, onun tarihi bir şahsiyetinin, fikri birikiminin, manevi şahsiyetinin anlatılması yönünde çalışmalar yapıyor. Yakın zamanda bizlerle temasa geçerek aynı zamanda UNESCO süreciyle ilgili de çaba harcamak istediklerini dile getirdiler ve biz de çok sevindik buna. Kendileriyle birlikte çaba harcayacağız, ilk yapacağımız şey de aradan geçen 4 yıldan sonra Hacı Bayram alanıyla ilgili toplumda ve devlet kurumlarında bir farkındalık yaratmakla ilgili çalışmalar yapmak olacak. Yani Hacı Bayram’dan bundan sonra yapılması gerekenleri ortaya koymaya çalışacağız ve bununla ilgili, ilgili kurumları bir araya getirip sürece hız kazandırmaya çalışacağız.

 

Ankara’da UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmeye uygun başka alanlar var mıdır durumları nedir bunlarla ilgili neler yapılmalıdır?

Şimdi toplumda şöyle yanlış bir algı olabiliyor. Nerede bir tarihi eser varsa, güzel bir doğa varsa burası UNESCO’ya girmeye hak kazanır şeklinde inanç var. Oysa 3 tane temel kuralımız var. Birincisi bu alanın dünyada bir tek anlamına gelebilecek olağanüstü bir değere sahip olması gerek. Bunun bir eşi ve benzerinin başka bir yerde olmaması gerekir. Ya da bir özelliğinin olması gerekir. Şimdi Hacı Bayram alanıyla ilgili örnek verelim. O alan aslında ağırlıklı olarak Agust Mabedi’nin üzerindeki kitabeyle ilişkilendirilerek Geçici Miras Listesi’ne alındı çünkü Hacı Bayram Camisi bir 13. Yüzyıl Selçuklu Osmanlı mimarisi diyebileceğimiz, beylikler dönemi mimarisi eseri bir cami. Anadolu’nun neredeyse dört bir yanında Hacı Bayram Veli Cami’nin benzeri camiler var. Hatta Balkanlar’da var. Şimdi biz orada bir tek cami deseydik UNESCO bizim başvurumuzu değerlendirmeyecekti. İkincisi ise yine orada bir hoşgörü simgesi olarak bir tapınakla bir caminin duvarlarının bitişik olması ve yüzlerce yıldır da bu şekilde var olmaları önemli bir faktör. Hacı Bayram Veli hazretlerinin tarihsel kişiliği de bu süreci destekleyen bir unsur. Ama bunun olmadığı bir yeri düşünelim. Mesela Hamamönü, çok güzel tarihi Ankara evleri var. Burası UNESCO listesine girebilir mi çok düşük bir ihtimal. Çünkü ortada bir Safranbolu var. Bir de alanların bütünlükçü bir şekilde korunması gerek. Üçüncü olarak da o alanı korumamız gerek. O alanların orijinal durumunun bozulmaması gerek, değiştirmemiş olmamız gerek. Mesela bizim Hacı Bayram alanında bu konuda sıkıntılarımız var. Orada bir yürüyen merdiven koyduk biz mesela. Biz bu sürece ciddi olarak girdiğimiz de UNESCO yetkilileri geldiğinde biz bunu nasıl açıklayacağız bilmiyorum. Ankara’nın da tüm bunlara rağmen çok ciddi değerleri var. Şu an çok önemli bir mesafe kat etmiş bir Gordion Antik Kenti var. Gordion 120’nin üzerinde Tümülüs’ün yanı mezar alanının bulunduğu, Kral Midas’ın ve babasının mezarlığının da bulunduğunun ifade edildiği bir alan. Dolayısıyla Dünya Miras Listesi’ne önümüzdeki zamanlarda girecektir. Benim bir düşüncem de Cumhuriyet Ankara’sının da Dünya Miras Listesi’ne girmeyi hak ettiği yönünde çünkü Ankara 20’inci yüzyılda modern planlama anlayışıyla neredeyse yoktan var edilmiş bir açık hava müzesi niteliğinde ve bu anlamda inşa edilen ilk İslam başkentidir. 20’nci yüzyılda Müslümanların yaşadığı ilk şehirdir Ankara. Daha önce başka bir örnek yok. Bugün de Atatürk Bulvarı, Dışkapı’dan Meclis’e kadar giden yolu gezdiğimizde etrafın bir Açıkhava müzesi niteliğinde olduğunu görürüz. Hem Türk mimarların hem de orta Avrupalı mimarların eserlerinin hala görülebilir olduğu Bahçelievler gibi, Saraçoğlu Mahallesi gibi Cumhuriyet dönemi yapılarının çok iyi izlenebildiği doku var elimizde. Bununla da aday olunabileceğini düşünüyorum.

 

Teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Gonca ÖZTÜRK

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner3
banner4
15°
hafif yağmur
Namaz Vakti 30 Ekim 2020
İmsak 05:44
Güneş 07:08
Öğle 12:37
İkindi 15:29
Akşam 17:56
Yatsı 19:15
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P