'Sesini Ankara'dan duyuran her yerde başarılı olur'

Sesini Ankara’dan tüm dünyaya duyuran Besteci ve Orkestra Şefi Musa Göçmen, sanatı, müziği ve pandemi döneminde ruh sağlığını sanatla korumanın yollarını Haber Ankara’ya anlattı. Ankara’nın değeri ve öneminden bahseden Göçmen, Ankara’nın sanatın da başkenti olduğunu ve Ankara’da başarılı olan bir şeyin her yerde başarılı olacağını söyledi.

RÖPORTAJ 09.09.2020, 17:48 09.09.2020, 17:50
471
'Sesini Ankara'dan duyuran her yerde başarılı olur'

 

1-      Geçmişten bugüne Musa Göçmen’i araştırdığımızda tüm hayatınız müzik. Bize bu yolculuğu anlatır mısınız? Neden müzik?

Herkesin bir hikayesi var sonuçta. Bir yaşantı, yaşanmışlık bir hikâyeyi beraberinde getiriyor. Benim hikayem de biraz daha farklı bir çizgide ilerliyor. İlk defa müzikle askeri mızıka okulunda buluştum ve bir ordu mensubu olarak başladığım müzikal hayatıma kışlalardan, sahneye hareketle tekrar bir şef ve besteci olarak. Kendi mekânında çalışan bir müzisyen olarak devam ettim. Müzisyen dediğimizde içine şefliği de alıyor, piyona çalmayı da besteciliği de her şeyi içine alıyor. Ben o yüzden müzisyen lafını çok önemsiyorum. Bana sorduklarında ne iş yaparsın dediklerinde müzisyen diyorum. Çünkü beni bir gün orkestra yönetirken bir gün gitar çalarken bir gün piyano çalarken bir gün belki şarkı söylerken görebilirsiniz. O yüzden müzisyen kimliğiyle bu çatının altında olmak çok daha keyifli geliyor.

 

2-      Kendinizi nasıl bir müzisyen olarak tanımlarsınız? Müziğinizi insanlara nasıl anlatırsınız?

Ben müziği iletişimin en üst boyutu olarak görüyorum. Dünyadaki ilk kitlesel iletişimin dili müzik. Çünkü ne duyguda olduğumuzu anlatmak için insanlar müziği icat etmişler. O yüzden aslında müzik hepimiz için iletişimin en tepe noktası. Kendi duygularınızı insanlara geçirmek, insanların toplu duygularını müzik yoluyla yansıtmak. Belki insanları hep birlikte bir duygudan bir duyguya taşımak ve aslında ruhumuzun en ihtiyacı olan sanatı müzikle birleştirerek sunmak bence benim yolum diye düşünüyorum. Çünkü en keyifle yaptığım, insanlarla buluştuğumuz ve bütün projelerde ortak dili, iletişimin dilini, müziği kullanarak aslında bir sevgi ortamı yaratıyoruz. Böyle olunca da herhalde müzik de bu iletişimin içinde en anlamlı yere oturmuş oluyor.

 

3-      Tüm sanatseverler gibi Ankaralılar da müziğiniz ve tarzınızla Başkent’in çok önemli bir değeri olduğunuzun farkında? Bu noktada Ankara’nın sanata ve müziğe olan bağı nedir sizce?

Ankara, üretim ve sanat açısından potansiyelinin pek farkında olan bir şehir değil bunu kabul etmek lazım. Ankara sanat üretiminin her zaman destekleyen şehirlerin başında gelmiştir. Bakın mesela İstanbul müziği ve sanatı tüketim bazında kullanan bir yapıdadır. Orada bir üretim olduğunu düşünüyorsunuz ama ağırlıkta baktığınızda sanatçıların tamamına Ankara ağırlıklıdır orada çalışanlar. Haliyle aslında Ankara bu potansiyelinin farkında değil. Ankara bence üretimin de sanatta başkenti. Burada ürettiğiniz her şey bu şehrin, bu dinginliğin içinde o kadar değerli ve anlamlı yere doğru hareket ediyor ki. Bence Ankara bir an önce bütün yöneticisinden, insanından bürokrasisinden sanatın ve sanat üretiminin hangi noktasında olduğunun, potansiyelinin farkına varması lazım. Bunun farkına vardığımız da o zaman her şey daha farklı, daha üretime yönelik bir yapıya doğru ilerleyecek. Şöyle bir şey vardır. Yeni bir oyun ya da konser yapılacak mesela Ankara’da başarılıysanız her yerde başarılısınızdır.  

 

4-      Kendi tarzınızı yansıttığınız, müziğe farklı bir anlam yüklediğiniz ‘senforock’tan bahsedelim biraz da nedir senforock?

Senforock adı üstünde senfoniyle rock müziğin bir birleşimi. Ben bunu yurtdışında yapıyordum. Bunun kendi ülkemizde de yapılmasının gerekliliğini, kendi ülkemizden çıkan bu potansiyel gücü tüm dünyaya gösterme olan bir planla başladığımızda da gerçekten başarılı bir çizgiye doğru hızla ilerledi. Zaten senfoni orkestrasının çok güçlü bir yapısı var, rock müzik kitleleri harekete geçiren, özü itibariyle güç üzerine kurulmuş. İkisi birleştiğinde de müziğe inanılmaz bir güç katıyor. Senforock da kendi içinde zaten kitleleri harekete geçiren, binlerce, on binlerce kişiye konser veren bir projenin yanında literatüre kattığı değerli orkestrasyonlar sayesinde de bence ilerde çok daha kıymeti ortaya çıkacak.

 

5-      Dünya gündeminde global bir salgın söz konusu ve bu salgın sürecinde çok önemli bir projeye imza attınız. Türkiye’de ilk sosyal mesafeli konser salonunu hayata geçirdiniz. Pandemi müziği nasıl etkiledi, bundan sonra sizce neler olacak?

Şu an da biz zaten kendi salonumuzdayız. Bu anlamda baktığımızda da aslında böyle bir özel senfoni orkestrasının böyle bir binaya sahip olup, böyle bir konser salonu, çalışma alanları, kulislerine sahip olması, Türkiye ve dünya anlamında da aslında çok özel bir durum. Bir şekilde neden böyle bir ihtiyaç doğduğunu hep beraber aslında tartışabiliriz de. Türkiye’de aslında çok sayıda konser salonu var. Ama baktığımızda çok amaçlı tiyatro ve konferans salonudur. Yani haliyle konserler için uygun alanlar değildir. İhtiyaç aslında buradan çıktı. Ankara’da güzel bir salon olsun, iyi bir akustiği olsun ve özel teşebbüs olsun ki herkese kapısını açabilsin.

 

6-      Haber Ankara izleyicilerine neler söylemek istersiniz?

Haber Ankara, adı üstünde. Sizin için lokal haberler yapan bir grup, bir çalışma çok değerlidir. Çünkü oradan, belki o ulusalın içinde kaybolup giden her şeyin, özü süzülmüş şekli, size en yakın haber sizin için çok daha değerli olacaktır. O yüzden ben de Haber Ankara ekibini tebrik ediyorum ve salonumuzu çektikleri için, destek oldukları için teşekkür ediyorum.

 

Teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Gonca ÖZTÜRK

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner3
banner4
15°
hafif yağmur
Namaz Vakti 30 Ekim 2020
İmsak 05:44
Güneş 07:08
Öğle 12:37
İkindi 15:29
Akşam 17:56
Yatsı 19:15
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P