Saygı ’Özel’ Eğitim Okulları - Güçlü Şenel İle Röportaj

Saygı 'Özel' Eğitim Okulları - Güçlü Şenel İle Röportaj

Haber Ankara ekibi olarak, Ankara'da farklı sektörlerin nabzını tutmaya devam ediyoruz. Ekibimiz bu kez, manevi yönden ilginin yoğun olduğu bir iş alanının Ankara'da marka olmuş şirketinin yöneticisine, Saygı Özel Eğitim Okulu Kurucusu Av. Güçlü Şenel'e konuk oldu.

25 Ağustos 2015 - 16:43

HABER ANKARA / ÖZEL RÖPORTAJ - Haber Ankara ekibi olarak, Ankara'da farklı sektörlerin nabzını tutmaya devam ediyoruz. Ekibimiz bu kez, manevi yönden ilginin yoğun olduğu bir iş alanının Ankara'da marka olmuş şirketinin yöneticisine, Saygı Özel Eğitim Okulu Kurucusu Av. Güçlü Şenel'e konuk oldu.   A'dan Z'ye ilgi ve dikkat gerektiren bir iş alanında faaliyet gösteren Saygı Özel Eğitim Okulu'nda, okula girişimizden itibaren işin hakkıyla yapıldığı dikkatlerimizden kaçmadı. Personellerin güler yüzlü ve yüksek ilgili tavırları ile karşılandığımız Keçiören Özel Saygı Özel Eğitim Okulu'nda bizleri okulun kurucusu Güçlü Şenel ağırladı. Oldukça samimi bir ortamda gerçekleştirdiğimiz röportajımızda Şenel, tüm sorularımızı içtenlikle yanıtladı.    İşte Özel Saygı Özel Eğitim Okulu Kurucusu Av. Güçlü Şenel ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı:   - Güçlü Şenel kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?
1963 yılı Ankara, Keçiören doğumluyum. Aslen Bayburtluyum. Ailem 1950’li yıllarda Ankara’ya gelmiş ve buraya yerleşmiş. Erzurum Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuyum. Daha sonrasında yeniden sınava girdim, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandım ve Keçiören’de Park ve Bahçeler Müdürlüğü yaptığım dönemde (1996) buradan mezun oldum. Ancak mezun olduğum iki bölümü de icra etmiyorum. Özel Eğitim alanında 1999 yılında, kurmuş olduğumuz kuruluşun başındayım.

- Saygı Özel Eğitim Kurumları’nın kuruluş hikayesi nasıl başladı?
1999 yılında bir grup arkadaşımla kurmuş olduğumuz kuruluşum, çalışacağı faaliyet alanında kendi emeğimiz bulunmakta. Arkadaşlarımla beraber ‘’Keçiören’de nasıl bir yatırım yaparız’’ diye konuştuk ve ağabeyimin kızı engelli olduğundan dolayı bu alanda çalışma fikrine karar verdik. Onun yaşadığı sorunları, karşılaştığı zorlukları hep birlikte gözlemliyorduk. Bunun çözümleri hakkında fikir yürüttük ve bizim için manevi değeri çok yüksek olan bu sektörde olmak iin kolları sıvadıık. 2003 yılına kadar Ankara’da 4, Konya’da 3 şube sayısına ulaştık. Özel Eğitim alanında en iyi olmanın yanı sıra markalaştık da diyebiliriz. 2006 yılından beri merkez olan Keçiören’de görev yapmaktayım. 

- Yapmış olduğunuz işin maddi yönünün dışında manevi yönü de bulunmakta. Engelli öğrencilere hizmet etmek size ne ifade ediyor?
İşin maddi boyutunun dışında yaptığımız iş gerçekten çok önemli. Çünkü engelli çocuğa sahip hiçbir aile, çocuğuna yatırım yapamaz. Bu konuda devletimizin kamu desteği vardır ve bütün masrafları devlet karşılar. Yürüyemeyen bir çocuğun adım attığını görmek, okuyamayan bir çocuğun okuduğunu görmek veya yeterli olmadığı halde bir çocuğun parmağını oynatması bile bizim için büyük mutluluk. Özel çocuklarımızla ilgilenerek işin manevi boyutunda doyum sağlamanın mücadelesini veriyoruz. Bir insan kendi çocuğunu ne kadar çok seviyorsa bir başka ailenin özel çocuğunu da o kadar çok sevmeli ki bu işte başarı yakalanabilsin.     "MERDİVEN ALTI KURUMLAR BİZE ENGEL"

- Ankara’daki engelli profiline bu sektör yeterli geliyor mu? Neden eğitim gören özel öğrencilerin sayısı düşük?
Aslında Ankara'nın engelli oranı Türkiye'nin oranlarıyla paralel ilerliyor. Nüfusumuzun %7’ye yakını engellilerden oluşuyor. Ülkemizden 5 milyonun üzerinde özel kişi var. Bu özel çocukların eğitimden yararlanan kısmının sayısı %1'leri buluyor. Bu sayının düşük olmasının nedeni genellikle ailelerden kaynaklanıyor. Kendi çocuğunun özel olduğunu kabullenmeyen aileler çocuğunu özel eğitim kurumuna götürmüyor. Bu çocuklarımız Allah'ın ailelere bir lütfu. Biz bu bilinci bir an önce oturtmalıyız. Diğer bir neden; taşra kesimlerde çocukların okula taşınarak gelmesi çok zor. Bu görevi kurum üstleniyor fakat masrafları devlet karşılamıyor. En önemli nedenlerden biri ise; ‘’çocuğum eğitim alsa bile ne olacak’’ saplantısı. Onların değerini anlayacak bilinç seviyesine yükselmemiz gerekiyor. İnanın, çocukların üzerinden maddi gelir elde etmek aileler bile var. Yani ‘’çocuk üzerinden 600 TL ücret alıyorsunuz, 200 TL bana verirseniz çocuğumu kuruma yazdıracağım’’ diyen veliler ve kabul eden kurumlar da mevcut. Bu anlaşmayı kabul eden, merdiven altı dediğimiz kurumlar da bizim için önemli bir engeldir.

- Saygı Özel Eğitim Okulu'nda verilen eğitimler nelerdir?
Devletin verdiği ücret karşılığında 8 saat bireysel 4 saat grup eğitimi veriyoruz. Üniversitesi bitiremeyeceğini bilsek bile, kendi yaşantılarını devam ettirecek eğitimi vermemiz lazım. Bunu gerçekleştiriyoruz ayrıca kendi alan ve becerilerine uygun sosyal eğitim de veriyoruz. Örneğin; okulumuzda müziğe yatkın olan çocukları kendi derslerinden ekstra olarak 3-4 saat bu alanda çalıştırıyoruz. Yine müziğe yatkın olan çocuklardan 16 kişilik bir mehter takımı oluşturduk. Bu grup devletin resmi törenlerinde gösteri yapıyor. Orkestramız özellikle Gençlik ve spor Bakanlığı’nın organizasyonlarında görev alıyor. İşitme engelli bir çocuk aldığı eğitim sonucunda bateri çalabiliyor. Kişisel gelişim, çevreyi tanıma, aileyi tanıma gibi eğitimleri de yine devletin tanıdığı olanakların dışında vermeye çalışıyoruz. El sanatları atölyemizde çocukların resim, el işi gibi etkinlikleri yapması sağlanıyor. Ağaç işleri atölyemizde de çocuklar çeşitli figürler ve tablolar meydana getiriyor.       "HEM EĞİTİM KÖTÜ OLUYOR, HEM DEVLETE YÜK OLUYOR"

- Peki Saygı Eğitim Kurumları ne tür sosyal faaliyetleri gerçekleştiriyor?
Çocuklarımızı gruplar halinde sinemaya, tiyatroya götürüyoruz. Anıtkabir, hayvanat bahçesi, akvaryum, doğa yürüyüşü gibi gezilecek yerleri gezdiriyoruz. Aynı zamanda bir spor kulübü kurduk ve bu kulüpte kabiliyeti olan çocuklar arasında yarışmalar düzenliyoruz. Örneğin 2008 Şanghay Olimpiyatlarında iki yüzücümüz şampiyon oldu. Bu sene yapılan yarışmalarda derece aldık. Özel Çocuklar Federasyonu'nun yapacağı futsal yarışmalar için takım hazırladık. Mayıs ayında yapılacak olan yarışma ertelendi ve biz şu an hazır olarak yarışmayı bekliyoruz. Dolayısıyla çocuklarımıza spor alanında üst seviyede eğitim vermeye çalışıyoruz. Yıl sonlarında ünlü bir sanatçı eşliğinde, çocukların bir yıl boyunca yapmış olduğu faaliyetler doğrultusunda gösteriler düzenliyoruz. Yine her yıl çocukların ve ailelerin oluşturduğu yaklaşık 1000 kişiyle geleneksel pikniklerimizi gerçekleştiriyoruz. O kadar güzen vakit geçiriyoruz ki ailelerimiz her sene bu organizasyonlarımızı iple çekiyor.

- Aileler dışında, sektörde karşılaştığınız problemler nelerdir?
Özel eğitim kurumları yeterli olmasına rağmen devletin alt sınıflar açmasını veya otistik çocuklar uygulama eğitimi okulları açmasını uygun bulmuyorum. Bizler 600 lira karşılığında bu hizmeti verirken devlet kendi okulunda bir çocuğa 3000 TL masraf yapıyor. Bu durum hem devlete külfet hem de yeterli hizmet verildiğine inanmıyorum. Biz kendi kurumumuzda sınıf öğretmenliği mezunu olmasına rağmen engelliler öğretmenliği sertifikası bulunmayanı çalıştıramazken, bazı uygulama okullarında, personel açıklarından dolayı herhangi bölüm mezunu kişiler vekil öğretmenlik yapıyor. Bu da hem eğitimi olumsuz etkiliyor; hem de devlete fazladan yük getiriyor. Bu durumun acilen düzenlenmesi gerektiğini üstüne basa basa belirtiyorum.   - Güçlü Bey, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyoruz. Ben teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum.                

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başkent'in Vitamin Depoları
Başkent'in Vitamin Depoları
Büyükşehir'den Su Taşkınlarıyla Mücadele
Büyükşehir'den Su Taşkınlarıyla Mücadele