banner50

banner10

Fatih Terim'den gündem olacak itiraflar

Galatasaray ve Türk futbolunun efsane isimlerinden Fatih Terim gündeme oturacak açıklamalar yaptı. Kariyeri ve futbol dışı yaşantısına dair konuşan Terim samimi itiraflarda bulundu

SPOR 22.11.2022, 18:35 tayfun1
Fatih Terim'den gündem olacak itiraflar

Galatasaray'ın efsane ismi Fatih Terim, GQ Türkiye dergisine çok özel bir röportaj verdi. İşte Fatih Terim'in çarpıcı açıklamaları...

"VAR OLSA YARI FİNAL OYNARDIK"

Bundan 10 yıl önce, GQ dergisi Türkiye’ye geldiğinde düzenlediği ilk Men Of The Year Ödül Töreni'nde "Yılın Spor Adamı" ödülünü almıştınız. Bugün dergide 10. Yılımızı kutluyoruz; sizinle ödülün ve derginin yıl dönümünde bir röportaj yapıyoruz. Biz takip ettik ama Fatih Terim’in bu 10 yılı nasıl geçti?

Böyle söylenince çok uzun bir dönem gibi geliyor aslında insana 10 yıl. Sayısal bakınca, 2012. Neler oldu diye düşününce o yıldan bu yana, benim hem kişisel hem de teknik direktörlük hayatım için önemli bir kilometretaşı olduğunu görüyorum. Neden? Ben 2011-2012 sezonunda Galatasaray’a yeniden döndükten sonra, kulübümle birlikte ilk iki senede iki şampiyonluk yaşadım. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde güzel bir serüvenimiz oldu, çeyrek final oynadık. Bazen düşünürüm, belki VAR olsa, o sezon yarı finale de çıkabilirdik. Kim bilir! Fenomen bir takım vardı o iki sezonda.

"GALATASARAY İLE 4 KUPA VAR"

Sonra yeniden Milli Takım ve 2017’den sonra Galatasaray ile dört kupa daha... Kariyerim boyunca kupalar, madalyalar, başarılar kazanmaktan tabii ki çok mutlu oldum. Ancak sportif anlamda bu dönemde edindiğim en değerli şey, yeni jenerasyonlarla kucaklaşma fırsatını bulmam oldu. 90'lı yıllarda ve 2000’lerin başında Milli Takım ve Galatasaray, hatta biraz daha ileri gidelim, Euro 2008 serüvenlerini izleyemeyen nesildeki futbolseverlerle, yeni Galatasaraylı'larla tanışmak, onların hayatına dahil olabilmek en büyük kazanımlarımdan oldu.

"10 YIL ÇOK UZUN"

Bu, işin saha içi kısmı elbette. Son 10 yıla bakınca, artık ben de üç torun sahibi bir insanım. Canlarımın canları beni hayata sıkı sıkıya bağlıyor, motive ediyor. Mutluluklar kadar, tabii hüzünler de oldu. Rol modelim, benim bu hayattaki en büyük yoldaşım olan babam da bana bıraktığı onca hayat dersi, prensibi ve hatırasıyla ayrıldı aramızdan. Evet, 10 yıl bir anda söylenince kolay ama bu satırları okuyan herkes kendi hayatını düşünürse, aslında ne uzun...

OLAY İTİRAF: "KENDİMİ YORGUN HİSSEDİYORDUM"

Ben ailemle, işimle, sevdiklerimle dinleniyorum. Bana futbolu bıraktığım 1985 yılında, “çok yoruldun” dediklerinde, kendimi gerçekten yorgun hissediyordum ama o an önünüzde geride bıraktığınızdan çok daha uzun bir yol olduğunu kavrayamıyorsunuz. Futbol kariyerimi noktaladıktan bir yıl sonra, teknik direktörlük kariyerim başladı. Ve daha sonra hiç durmadım. Yoruldum mu? Aslında hayır. Çünkü beni bu hayata bağlayan en önemli unsurlardan biri futbol. Ben 50 yılı aşan futbol yaşantımda, futbol harici tek bir günümü dahi ailemden farklı bir yerde geçirmedim. O yüzden ara vermek, yorulmak da hiç olmadı benim bünyemde. Ailemden güç aldıkça futbola odaklandım. Bu çok sorulan bir soru aslında, ne hissettim o an? Tam o anı bilemiyorsunuz, üzerinizden bir ağırlık kalkıyor, sıra dışı bir rahatlama; ruhunuz hafifliyor, onu fark ediyorsunuz. Ama tam olarak açıklamak da çok mümkün değil. O gün ailemle konuştuğumda da söylemiştim, ilk kez baba olduğum an gibi, ben de daha önce Avrupa Şampiyonu olmamıştım ki, açıklayabileyim. Bildiğim bir şey vardı, yıllar geçtikçe o anın, maçın değeri daha da anlaşılacaktı. İşte, bakın, bugün hala onu konuşuyoruz.

Futbolculuğu bıraktığınız dönem, 1986 FIFA Dünya Kupası izlenimlerinizi yazmak üzere Meksika’ya gidiyorsunuz ve orada kaderinizde futbol olduğunu anladığınızı söylüyorsunuz. Futbola sizi yine futbol ikna etmiş diyebilir miyiz?

Çok da güzel bir turnuvaydı, sizi temin ederim... Yani bir adım ötenizde Maradona; tüm o büyük yıldızlar, farklı kıta ve coğrafya. Onun dışında tüm maçları izlerken aklımda da, gönlümde de futbol tabii ki vardı. O günlerde pek görülmeyen bir şey oldu aslında çünkü iki kişi yan yana geldiğinde çekilen fotoğraflar, “özel röportaj” olarak servis ediliyordu. Yine de Meksika’da ciddi bir ekip vardı. Ben de doğrusunun Meksika’ya gitmek olduğunu söylemiştim. Mekanları cennet olsun, rahmetli Can (Bartu) Abi ve Turgay (Şeren) Abi ile birlikte izlenimlerimizi yazdık. Türk futbol tarihinin en değerli isimlerinden ikisiyle orada beraber olmak çok kıymetliydi. Turnuva boyunca Meksika’da kaldım, sonrasında teknik direktörlük kariyerim başladı. Futbolun beni ikna etmesine gerek yoktu aslında, ben futbola ikna olalı epey olmuştu...


"HERKESE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR"

İstisnasız herkesi heyecanlandıran bir insan olmak... Gözlerin hep üzerinizde olması ve kendini aşma beklentisi... Bu başarı beklentisi sizi nasıl biri yaptı?

İnanın, bundan hiç şikayetçi olmadım, samimi söylüyorum. Bazen insanları dinlersiniz, “çok bunaldım, artık hareket edemiyorum, ben de rahatlıkla dışarıda gezmek istiyorum” derler. Anlık bu tip şeyler yaşayabilirsiniz, bunu da doğal karşılıyorum. Ama biliyorum ki, sizin için rutin bir an, bir 30 saniye başka insanların hayatları boyunca taşıyacakları önemli bir hatıra. Bunu artık çok daha fazla hissettiğimi söyleyebilirim. Kendini aşma beklentisi de bununla bağlantılı. Eğer insanlar sizi lider, öncü olarak görüyorsa ona göre hareket etmeniz gerekiyor. Bazen çalışma arkadaşlarım bana hatırlatır, ben gülüyorsam veya keyifli bir gün geçiriyorsam, tesisteki veya çalışma alanımızdaki herkesin bundan etkilendiğini, tersinde ise aynı şekilde tesir altına girdiğini söylerler. O yüzden sadece kendinize değil, size inanan, sizinle birlikte aynı hedefe odaklanan insanlara karşı da sorumluluğunuz var.

"Düşünsenize, ben 69 yaşındayım ve 17 yaşından beri her anım kayıt altında. Herkes kendisinden yola çıkarsa, bundan 10-15 yıl önceki halini, sözlerini, davranışlarını veya hayat tarzını anımsarsa, bunu daha iyi anlayabilir. Yaptığım her hareket, ağzımdan çıkan her söz, attığım her adım... Hayatım, hep bir üçgen içinde; ailesine, prensiplerine ve işine bağlı olarak geçti. Bu başarı beklentisi beni değiştirmedi, ben hep aynı insan olarak kaldım; tüm bunlarla birlikte sorumluluğumu da hiç unutmadım."

"BAŞARININ SEVENİ KADAR SEVMEYENİ VAR"

Futbolla ilgisi olsun olmasın herkesin sizinle ilgili bir fikri var. Sizinle duygusal bağ kuran milyonlardan söz ediyoruz. Kariyeriniz boyunca size duyulan sevgi, saygı ve nefret duygularını en yoğun hissettiğiniz üç anı paylaşır mısınız?

Sevgi, saygı, nefret gibi yoğun duyguları belli bir sınıfa veya sıralamaya koymak istemem. Her gün, her yemek masasında, iki kişinin bir araya geldiği herhangi bir anda, en çok konuşulan isimlerden biri olduğumu söylüyorsunuz sanırım. Başarının seveni kadar, sevmeyeni de vardır. Bunu biliyorum ama bugün aynı masada bir büyükbaba ile konuşurken, onun evladının da, torununun da benimle ilgili bir şeyler anlatması, hatırasını benimle paylaşıyor olması, beni o kadar mutlu ediyor ki... Farkında olmadan insanların hayatına dokunabilmek, söylediklerinizle veya tavrınızla onları etkileyebilmek, bunun farkında olarak yaşamak benim için çok değerli.

"HEDEFİMİ GERÇEKLEŞTİRDİM"

Kendinize koyduğunuz “Özünü, değerlerini koruyan, açık, dürüst ama bunları modern bakış açısı ile birleştirebilen bir insan” olma hedefini gerçekleştirdiniz mi?

Hiç değişmedim ben. Doğduğum andan itibaren beni ben yapan tüm bildiklerimle yaşantımı sürdürdüm. Ama dönüştüm, hem de çok. Bunu da sıkça söylerim. İnsanlar dönüşmekten hiç korkmamalı, hatta bunun üzerine gitmeli. Ben özümde aynı kalıp değerlerimi korurken, dürüst ve adaletli davranırken yeniliklere de hep açık oldum. Bugün bunun gönül rahatlığını yaşamak çok özel bir duygu. Evet, bu bağlamdan bahsettiğiniz hedefi gerçekleştirdiğime inanıyorum.

"BAŞARI KADAR BAŞARISIZLIK DA OLABİLİR"

Başarılarla anılan bir insan olarak başarısızlıklardan sonra nasıl ayağa kalkarsınız? Başarısızlığa verdiğiniz tepkinin başarınızdaki etkisi nedir?

Çok... Böyle bir iş yapıyorsanız, içinde başarı kadar başarısızlık da olabilir. Bunu bilmeli, bunun riskini almalısınız. Ama kaybetmekten korkamazsınız; bu endişeyle yola çıkarsanız, onun psikolojisini yönetemezsiniz. Euro 2008’deki Hırvatistan maçından sonra flaş röportajda bana, “takımınıza penaltı çalıştırdınız mı” diye sormuşlardı, “hayır” dedim. Oyuncularıma o yükü maçtan önce bindirmek istemedik. Belki de kariyerinde ilk kez penaltı kullanan oyuncular vardı ama rakibimizi tek penaltı vuruşu kaçırmadan yenerek yarı finale çıkmayı başardık.


"BİRLİKTE OLMAK KUVVET VERİR"

Başarılı insan, kayıplarından ders çıkarır. Bazen başarısızlıklar hedefinize ulaşmak için gitmeniz gereken yolu kısaltabilir çünkü. Yenilgilerde en büyük cezayı kendime keserim. Çok zaman olmuştur, “hocam o kadar maç, kupa kazandınız; kaybetmeye de hakkınız var” diyen sevdiklerimi işittiğim. En fazla kahrımı çeken de ailemdir bu konuda; ne akşam yemekleri, ne tatil planları... Çok iptal olmuştur. Ama durmak gibi bir lüksünüz olamaz. Kendimle kaldığım o hayal kırıklığı anlarında, ayağa kalkma gücünü de tekrar ailemden, birlikte yola çıktığım ve her zaman güvendiğim, tek bir amaca doğru birlikte gittiğim çalışma arkadaşlarımdan aldım. O anlarda sizinle birlikte üzülen ve size sarılan insanlarla birlikte olmak her zaman kuvvet verir.

"HEP DAHA FAZLASINI YAPMAK İSTEDİM"

Metin Oktay “Bizi sevenleri üzmeyelim” der, siz de kariyeriniz boyunca aynı düsturla hareket ettiniz. Aidiyet duygusunun profesyonel dünyadaki yeri nedir? Aidiyetin getirdiği, üzüntüleri paylaşmanın yükü olmasaydı profesyonel dünyada daha mutlu olur muydunuz?

Geri dönüp baktığımda gördüklerimden mutluluk duyuyorum, ilk olarak hissettiğim duygu bu. Mutluluğun da azı veya çoğu olur mu, emin değilim. Ben çalıştığım her yerde hep daha fazlasını yapmak istedim. Belki dediğiniz gibi, teknik direktörlüğün temel görevlerini yapıp evine o şekilde giden bir insan olsaydım, duyguları yoğun yaşamayıp kendime daha az yüklenmiş olabilirdim. Ancak Galatasaray’da, Milli Takım’da, İtalya’da, Göztepe’de, Ankaragücü’nde ve futbolculuk dönemimde Adana Demirspor’da hep çok sahiplendim.

"GALATASARAYLILIĞI EN İYİLERDEN ÖĞRENDİM"

Profesyonel olarak hizmet ettiğiniz yerin sosyal hayatınızda da bir yeri olduğunda, taraftar olarak yaşadığınız hüzün de aynı hissettiriyor. Ama ben Galatasaray’a ilk imzamı attığımda yanımda Metin (Oktay) Abi vardı. Beni Adana’daki evimden İstanbul’a götürürken rahmetli babam, Metin Abi’nin kulağına eğilerek, “evladım sana emanet, yolunuz açık olsun; Allah utandırmasın” demişti. Ben Galatasaraylı'lığı, en iyilerden öğrendim. O yüzden onların Galatasaray’a bakış açıları, kulübü sahiplenişleri bana örnek oldu. Sanırım onlar gibi hareket etmem de çok normal.

"HAFIZALAR ÇABUK SİLİNİYOR"

“İlk tökezlemede verilen kararlar farklı olsa daha başka şeyler konuşurduk” diyorsunuz 17 Mayıs belgeselinde. Sanırım bu değerlendirme Türk futbol yönetim anlayışını gösteren bir yorum... Sizce başarıya olan sabırsızlık mı bu kadar ani karar vermeye iten bir futbol eko-sistemi yaratıyor yoksa kurumsal mekanizmaların önüne geçen kişisel kararlar mı?

Futbolda bazı nüanslar ve onların getirdiği sonuçlara ilişkin verdiğiniz kararlar geleceği belirleyebilir. Biz 1996-2000 arasındaki dört şampiyonluğun temellerini çok sağlam attık, bunun meyveleri toplandı. Artık sadece Türkiye’de değil, daha önce bu gibi durumlarda örnek gösterdiğimiz Avrupa’da da kararlar benzer şekilde alınabiliyor. Az önceki aidiyet sorusuyla bağlantılı olarak, eskiden “hayır, o isim şu camianın sembolü” dediğimiz kişilerin hızlı bir şekilde yer değiştirdiği bir futbol dünyasındayız. Artık gündemler çok hızlı değişirken hafızalar daha çabuk siliniyor. Ve bazı ceketler de birtakım insanlara büyük geliyor.

"HALA TESİSİ OLMAYAN KULÜPLER VAR"

Benzer bir şekilde kulüpler yıldız isimleri tercih ederek altyapı özelinde yatırımları küçülterek uzun vadeli olmayan kararlar alıyor. Milli takımlar Futbol Direktörü iken "Bir oyuncu yetiştirmek şampiyon olmaktan daha önemlidir" demiştiniz. Bu değerlendirme, bugün ekonomik olarak da geçerli bir tespit. Bugün altyapı konusunda Türkiye’de son durumu nasıl görüyorsunuz?

İnandığım şeyin özeti hatta bu işin ideali, sorduğunuz soruda var. Ancak bugün altyapıdan önce üstyapıda çözüm bekleyen ve futbolun ABC’si sayılabilecek konular, sorunlar var. A takımlar düzeyinde hala tesisi, stadı olmayan veya standartlara uymayan kulüplerimiz bulunuyor. 
Adil bir rekabetten söz edebilir miyiz bu ortamda? Hala A takımlar düzeyinde tesisleşme, yerli yabancı gündemi, UEFA finansal kriterlerine uyum, harcama limitleri, hakem atamaları, VAR tartışmaları devam ederken ve çözülemezken hiçbir kulüp başkanını veya yönetimini altyapıyla ilgili yargılayamıyorum. Çözümün altyapıda olduğunu herkes biliyor ve söylüyor fakat öncesinde günü kurtarmaya çalışmaktan yetenek kurtarmaya zaman, kaynak ve enerji kalmıyor.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner3
banner4
Günün Anketi Tümü
Ankara'da sonbahar mevsiminde en çok tercih ettiğiniz yer neresi?
Ankara'da sonbahar mevsiminde en çok tercih ettiğiniz yer neresi?
Namaz Vakti 30 Ocak 2023
İmsak 06:26
Güneş 07:52
Öğle 13:07
İkindi 15:47
Akşam 18:11
Yatsı 19:32
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 20 48
2. Fenerbahçe 20 44
3. Başakşehir 20 40
4. Beşiktaş 19 38
5. Adana Demirspor 20 37
6. Trabzonspor 20 35
7. Kayserispor 20 29
8. Konyaspor 20 27
9. Alanyaspor 20 25
10. Karagümrük 19 22
11. Gaziantep FK 20 22
12. Ankaragücü 20 22
13. Antalyaspor 19 21
14. Giresunspor 20 21
15. Hatayspor 19 20
16. Kasımpaşa 20 19
17. Sivasspor 20 18
18. İstanbulspor 20 15
19. Ümraniye 20 14
Takımlar O P
1. Eyüpspor 21 41
2. Samsunspor 20 38
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 21 22
13. Altay 21 19
14. Tuzlaspor 21 19
15. Erzurumspor 20 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 18 47
2. Real Madrid 18 42
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 18 31
6. Real Betis 18 31
7. Osasuna 19 28
8. Athletic Bilbao 19 26
9. Rayo Vallecano 18 26
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 18 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 19 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6