Tanrıkulu: ’Başka Bir Faili Meçhul Dosyayla Karşı...

Tanrıkulu: 'Başka Bir Faili Meçhul Dosyayla Karşı Karşıyayız'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır'da öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi'nin soruşturmasını yakından izlediğini belirterek başka bir faili meçhul dosyayla karşı karşıya olduklarını söyledi. Tanrıkulu, aradan 44 gün geçmesine rağmen soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla tek bir kişinin dahi ifadesinin alınmadığını ifade etti.

11 Ocak 2016 - 16:47

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır'da öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi'nin soruşturmasını yakından izlediğini belirterek başka bir faili meçhul dosyayla karşı karşıya olduklarını söyledi. Tanrıkulu, aradan 44 gün geçmesine rağmen soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla tek bir kişinin dahi ifadesinin alınmadığını ifade etti.

Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Tanrıkulu, Türkiye'nin Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun okun yayı gerdiği gibi gergin durumda olduğunu ifade etti. "Davutoğlu'nun attığı ok, insan haklarına, demokrasiye, yaşam hakkına atılan oktur." diyen Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015 yılında 774 gazetecinin işten çıkarıldığını belirterek "Adli makamlar tarafından 484 işlem yapıldı, 200 basın mensubu ve 7 yayın kuruluşu soruşturmaya tabi tutuldu, 156 gazeteci gözaltına alındı, 238 gazeteci için dava açıldı, en az 32 gazeteci tutuklu. Bu iktidar döneminde Türkiye'de demokrasi iflas etti, yerlerde sürünüyor." diye konuştu.

Sokağa çıkma yasaklarının devam ettiğini anlatan Tanrıkulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bugün ya da yarın tedbir konusunda karar vereceğini savundu. Bu kararın insan hakları ortamına hizmet vermesini temenni eden Tanrıkulu, her gün kadın, çocuk ölümlerine tanık olduklarını, Sur, Cizre ve Silopi'de son bir ayda 24'ü kadın olmak üzere 70 kişinin öldürüldüğünü savundu.

Başbakan Davutoğlu'nun sivil ölüm olmadığını söylediğini aktaran Tanrıkulu, "Davutoğlu'nda bilim adamı etiği varsa nasıl öldükleri konusunda açıklama yapar. Afyonkarahisar'da okun etrafına geçip, güç gösterisinde bulunup, bir gözünü kısıp hedefi vurduğu imajı yaratmanın, algı operasyonlarının, bu ölümlerle alakası yok. Bu ölümleri örtmüyor. Türkiye, o yayı gerdiği gibi gergin durumda. Attığı ok, insan haklarına, demokrasiye, yaşam hakkına atılan oktur. Türkiye, gerdiği o yay gibi gerilmiş durumda. Ok hedefi vurdu mu, karavana mı attı bilmiyoruz. Sayın Başbakan'ın, sadece gözü kısık bir pozu vardı. Bu dönem içinde Cizre'de 14, Silopi'de 8, Sur'da 3 kadın, 58 çocuk yaşamını yitirdi. Bir yılda Filistin'de ölen çocuk sayısından daha fazla kayıp var." şeklinde konuştu.

Halen sokaklarda ölülerin olduğunu, cenazelere saygı gösterilmeyen ortama gelindiğini belirten Tanrıkulu, savaş, çatışma, nefret dili kullanıldığını, bunun her ortama yansıdığına dikkat çekti. Diyarbakır'da öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi'nin soruşturmasını yakından izlediğini dile getiren Tanrıkulu, başka bir faili meçhul dosyayla karşı karşıya olduklarını kaydetti.

Aradan 44 gün geçmesine rağmen soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla tek bir kişinin dahi ifadesinin alınmadığını anlatan Tanrıkulu, Türkan Elçi'nin, olay yerindeki bütün polislerden şikayetçi olduğunu, ancak ifadelerinin alınmadığını, olay yeri incelemesinin yapılamadığını söyledi.

Ölümlerde hükümetin sorumluluğu bulunduğunu ileri süren Tanrıkulu, kamu görevlilerinin kanunsuz emirleri yerine getirmeleri halinde yarın öbür gün kimsenin sahip çıkmayacağını ve yargılanacaklarını ifade etti. Hükümetin yaptığının, görevi kötüye kullanma, taksirli adam öldürme boyutunu aştığını, insanlığa karşı suç boyutunda olduğunu iddia eden Tanrıkulu, bir gün ulusal, uluslararası yargı önünde bunun hesabının verileceğini savundu.

Televizyonda 'çocuklar ölmesin' diyen bir kişi üzerinden kıyametin koptuğunu hatırlatan Tanrıkulu, kadının 7 sülalesinin araştırıldığını, haberi yapan kanalın savunmaya geçtiğini, özür meselesini devreye sokmaya çalıştığını, savcılığın soruşturma başlattığını söyledi.

Bu nefret dilinin nasıl izah edileceğini soran Tanrıkulu, "Bu şovu izleyenlerin bir şeyden haberdar olmasından korkuluyor. Bu kişinin söylediklerini, herkes, her yerde söylüyor. Derin devlet zihniyeti ve hükümeti, bilgilenme hakkından uzak olan, bu şovları izleyen kitlenin, bu ölümlerden, ağır insan hakları ihlalleri tablosundan haberdar olması meselesi ürkütmüştür. Türkiye, beraber yaşamaktan uzaklaşıyor. Linç kültürü başlatan soruşturmalar bir arada yaşamayı, aynı acılara beraber üzülmeyi, aynı sevinçlere beraber sevinmeyi zorlaştırıyor." dedi.            

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başkent'te kar şoku
Başkent'te kar şoku
 Ankara'da 15-20 yaş arasındaki gençler sokağa çıktı
Ankara'da 15-20 yaş arasındaki gençler sokağa çıktı