banner24

banner11

banner31

banner25

banner10

banner30

13.04.2021, 14:55

Tüp bebek ve preimplantasyon genetik tanı (PGD); her derde deva mı?

Tüp bebekle ilgili bilgiler o kadar yanlış bir şekilde dağıldı ki, ailelerin birçoğu tüp bebekle bebek yapmanın, normal bebek yapmaktan daha sağlıklı bir uygulama olduğunu zanneder hale geldi. Bu nedenle tüp bebekle ilgili süreçleri anlatmak ve herkesin çok bilinçli bir şekilde yol almasını sağlamak sanıyorum çok önemli hale geldi.

Bir kere şu noktayı çok net olarak belirteyim. Hiçbir yapay uygulama doğal olanın yerine geçemez. Ancak zorunlu hallerde kullanılmalıdır. Tüp bebek ya diğer yollarla gebe kalınamadığı durumlarda ya da gebe kalabilen çiftin sağlıklı çocuğu olmasının önünde önemli engeller olduğunda tüp bebek kullanılmalıdır. Preimplantasyon genetik tanı yada PGD adı verilen işlem tüp bebek sırasında anneden yumurta babadan sperm alınarak oluşturulan embriyo adını verdiğimiz çok erken dönem bebeklerden alınan biyopsilerde genetik test yapma işlemidir. Bu işlemi her tüp bebek denemesinde yapmaya gerek yoktur. Bu işlemlerin yapılmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi, ailenin daha önceki gebeliklerin de hasta çocuk sahibi olmaları ve bunun tekrarlama riski olması ya da eşlerin bir hastalık için taşıyıcı olduğunun bilinmesi ile olur. Yani öncelikle bir genetikçi tarafından kişinin yeni gebeliklerin de bir risk olup olmadığının değerlendirilmesi lazım. Eğer böyle bir risk varsa, önce hastalığın tam adının konulması, genetik testlerle hastalığın sebebinin belirlenmiş olması ve bunun da embriyolar da test edilebilir bir hastalık olması gerekiyor. Günümüzdeki teknolojinin geldiği nokta nedeniyle eğer bir genetik hastalığa teşhis koyarsanız çoğunlukta bu tür bir uygulama yapılabilmektedir. Ancak burada yine hangi hastalığa yapalım hangi hastalığı yapmayalım soruları gündeme geliyor. Genel olarak eğilim, hastalığın yüksek mortalite veya morbiditeye yol açması halinde bunu yapıyoruz. Mortaliteden kasıt ölüm riskinin yüksek olması, morbiditeden kasıt ise hayat kalitesini çok önemli ölçüde kısıtlıyor olması denilebilir. Yani eğer bir hastalık insanın hayat kalitesini çok önemli ölçüde kısıtlıyorsa ya da ömrünü kısaltıyorsa bu hastalıklar genetik özellikleri belirlenebildiği takdirde tüp bebekle sağlıklı embriyo seçimi işlemleri için uygundur. Bu işlemler, ailenin sonraki gebeliklerdeki tekrarlama riskini sıfıra indirmez ancak çok önemli ölçüde azaltır. Örneğin bir sonraki gebeliğinizde tekrar etme riski %25 olan bir hastalığı genellikle %1’in altında bir tekrarlama riskine indirir. Bunun da diğer anlamı siz tüp bebekle riskinizi azaltırsanız bile gebelikte test yaptırmanızın faydalı olacağıdır. Gebelikte test yaptırmanın iki tane anlamı vardır. Tüp bebek ve PGD işlemi yapıldıktan sonra riskiniz önemli ölçüde azalır ve yüksek olasılıkla gebelikte yapılan testlerde normal olarak sonuçlanır. Buda sizin gebeliğin geri kalanını rahat geçirmenizi sağlar. Ancak bunun tam tersi ile karşılaşacak olursanız yani bebek hastaysa o zaman bunu gebelikte öğrenmeniz halinde yasal olarak başvurmanız halinde ve başvurduğunuz hastanedeki sağlık kurulu uygun gördüğü takdirde gebeliğinizi sonlandırtabilirsiniz. Ancak hastalık gebelik sonlandırmak için uygun bir hastalık değilse ya da aile bebek hasta da olsa ben gebeliği sonlandırmayı düşünmem diyorsa o zaman gebelikte test yapılmayabilir. Bu doktor ve ailenin birlikte alacağı bir karardır. Burada en önemlisi aileyle oturup bu detayları genetikçinin konuşması ve hastalıkla ilgili bilgileri detayları ile anlatmasıdır.

Bu çalışmalardan bir diğeri de ailede bilinen bir hastalık olmamasına karşın kromozom hastalıkları ile ilgili tarama yapılmasıdır. Önceden PGS, şimdi ise PGT-A adı verilen işlem. Embriyolarda tüp bebek aşamasında incelemeler yapılırsa çok fazla sayıda kromozom bozukluğu türü ile karşılaşılabilir. Kromozom bozukluğu olan embriyolar genellikle nakledildiklerinde gebelik oluşmaz. Ancak bazen bu kromozom bozukluğuna rağmen gebelik oluşabilir. Bu durumda ya gebelik düşükle sonuçlanır ya da bebek hasta olarak dünyaya gelebilir. Bu olasılıkları azaltmak için embriyolar da kromozom çalışması yapılabilir. Ancak bununla ilgili de genellikle bazı koşullar aranmaktadır. Annenin 35 yaşın üzerinde olması veya daha önceki gebeliklerin de çok fazla sayıda gebelik kaybı olmas, daha önceki yapılan tüp bebek uygulamalarında embriyolarda kromozom anormalliklerinin fazla görülmesi gibi yada başarısız tüp bebek girişimleri olması gibi. Bu karar verilmeden öncede yine genetikçinin değerlendirmesi ile bu işlemlerin faydalı olabileceği konusunda fikir birliğine varılmış olması gerekir. Ancak başka bir genetik hastalık için tüp bebek ve sağlıklı embriyo seçimi işlemleri yapılıyorsa, o sırada zaten alınmış olan biyopsi örneğinden bu çalışmalarda yapılabilir. Yani gereksiz işlemlerden kaçınılmalıdır. İşte tam burada, ilk baştaki sorunun cevabı ortaya çıkıyor. Gereksiz yere bu işlemleri yaptırmanın tıbbi bir faydası olmadığını bilmek gerekir. Bu tıbbın zaten genel mantığı gereksiz işlemlerden kaçınmaktır.

Tüp bebekle ilgili daha evlenir evlenmez hiçbir gebelik girişimi olmadan veya aile öyküsü olmadan bize bu yöntemler için başvurup akıl danışmaya gelenler var. Bu kesinlikle önerilecek bir yaklaşım değil. Ancak yukarıda bahsettiğim gibi önemli bir risk artışına yol açan bir durum varsa tabii ki o zaman bu uygulamaların yapılması gerekir.

Tüp bebekle ilgili bilinmesi gereken diğer önemli bir konu daha var. Çocuk sahibi olmakta güçlük çektiği için tüp bebek tedavisine başlayan ailelerin önemli bir kısmında altında genetik faktörler yatabilir. Genel olarak çok alışkanlık dahilinde olmamakla beraber, aslında bu ailelerde işlemlere başlamadan önce bazı genetik çalışmaların yapılması ve en azından bir genetikçi ile görüşmeleri çok önemlidir. Son zamanlarda meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde eskiden sebebi bilinmeyen infertilite diye isimlendirdiğimiz grubun aslında önemli bir kısmının sebebini bulmak mümkün. Bu ailenin defalarca ve defalarca tedavi almadan önce onlar için kestirme bir yol planlayabilirsiniz için yapılması gerekli bir çalışma. Öbür türlü aslında tam bir tanı konulmadan tedaviye başlanmış olabiliyor. İdeal olan tıbbi uygulama aslında her zaman kesin tanıya ulaşıldıktan sonra yola çıkılmasına dayalı olmalıdır. Aslına bakarsanız erkek infertilitesi ya da kadın infertilitesi tanısının konulması yeterli değildir. Altta genetik faktörler yatabilir. Buda ailenin bebeklerinde hasta çocuk sahibi olma riskini arttırabilir. Bu nedenle çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerin tedavilerine başlamadan önce bir genetik merkezi ile temasa geçmelerini öneririm.

Özetle; ailenizde genetik yada kronik bir hastalık varsa tüp bebek sizin işinizi görür mü sormak için genetik merkezi ile temasa geçiniz. Eğer çocuk sahibi olamıyorsanız, tedavi başlamadan önce genetik merkezi ile temas kurun.

Her yerde söylediğim gibi, tıp dediğimiz uygulama tanı ile başlar. Tıpta en pahalı olan şey ise tanısız olmaktır.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner3
banner4
42
az bulutlu
Namaz Vakti 13 Mayıs 2021
İmsak 03:46
Güneş 05:29
Öğle 12:50
İkindi 16:43
Akşam 20:01
Yatsı 21:36
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Arsenal 36 55
9. Everton 34 55
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 35 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29