Türk Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Gözet: ’’Ankara’da...
Reklam
  • Reklam

Türk Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Gözet: ''Ankara'da Hayvanat Bahçesi Olması Gerekir''

Haber Ankara ekibi, Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konsey Başkanı Talat Gözet'e konuk oldu. Gözet, "Buradan özellikle belediye yetkililerine sesleniyorum. Çocuklarımızın hayvanları görebileceği, sevebileceği, tanıyabileceği bir hayvanat bahçesinin olması gerekir. Bu konuda biz de Birlik olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız" ifadelerini kullandı.

26 Eylül 2018 - 00:33 - Güncelleme: 26 Eylül 2018 - 00:40

Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konsey Birliği Başkanı Talat Gözet, Haber Ankara'ya etteki şarbon tehlikesinden Ankara'da hayvanat bahçesi bulunmaması sorununa kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Kırmızı etten sonra balık etinde de sorun olduğu iddialarına yanıt veren Gözet, "Yeterince hayvansal gıdalar tüketmiyoruz, tüketeceğimiz zamanda bu kirli bilgiler toplumun geleceğini sıkıntıya sokuyor. Yeterli miktarda hayvansal gıda tüketmeyen çocuklar mental gelişimde bir takım problemler yaşarlar. Türk toplumunun gerek kırmızı et, gerek beyaz et gerekse balık tüketiminin önündeki engelleri kaldırmamız lazım" dedi.

 

Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konsey Birliği Başkanı Talat Gözet ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı: 

 

- Türk Veteriner Hekimler Birliği nedir? Ne amaçla kurulmuştur?

Türk Veteriner Hekimler Birliği 6343 sayılı yasayla, 1954 yılında kurulmuştur. Anayasa'nın 135. maddesini kapsayan tüzel kişiliğe sahip, kamu kurum niteliğinde bir meslek örgütüdür. Şu anda ülkemiz genelinde 56 tane il ve bölge odamız mevcut. Bu odalara kayıtlı 24 bin veteriner hekimle, ülkedeki hayvan sağlığı, hayvan haklarıyla mücadele, gıda güvenliği, gıda güvencesi ve halk sağlığı konusunda hizmet vermeye çalışan bir mesleki teşekkülüz.

 

- Hayvan hastalıkları ile mücadeleyle ilgili çalışmalarınız nelerdir?

Hayvan hastalıkları ile mücadelede yetki Tarım Orman Bakanlığı'nda. Bakanlıkta hayvan sağlığı çalışmaları veteriner hekim doğrultusunda sağlık çalışanları tarafından yürütülmektedir. Bakanlık bünyesine bağlı, taşra, teşkilat ve merkez bölgelerinde 8200'e yakın meslektaşımız vardır. Aynı zamanda özel muayenehanelerinde hayvan sağlığına katkı sağlayan veteriner hekimlerimiz var. Çalışan hekimlerimiz her geçen gün artmakta.

 

- Ankara'da ve Türkiye'de sokak hayvanları ile ilgili bir sorun olduğu biliniyor. Bu konuda net bir çözüm üretilebilmiş de değil. Bir yandan bir kısım vatandaşların şikayetleri var; bir yandan ise hayvanları ve onların sağlığını korumamız gerekiyor. Sizlerin sokak hayvanları sorunu ile ilgili çalışmalarınız var mı?

Sokak hayvanları ciddi olarak Türkiye'nin bir problemidir. Bizim Türk Veteriner Hekimler Birliği olarak bu sorunu tek başımıza çözmemiz mümkün değildir. Bir önceki yönetimde sokak hayvanlarının bakım ve besleme giderlerinin karşılanması görevi Çevre ve Orman Bakanlığı'na verilmişti. Çevre ve Orman Bakanlığı'da bu görevi belediyelere yönlendirdi ama son 10-15 yılda belediyelerimiz yeterince veteriner hekim istihdam etmiyorlar. Belki Büyükşehirlerde bir miktar var ama belediyenin alt yapısı buna çok müsait değil. Bizim zaman zaman gerek Bakanlık, gerekse Büyükşehir nezdinde girişimlerimiz oldu. Öncelikle bir popülasyonumuz olması lazım. Ankara Kedisi, Van Kedisi gibi numune olarak vatandaşlarla iç içe yaşayan bir popülasyon gerekli. Bunun yanı sıra kedi ve köpeklerde özellikle sık ve çoklu doğum söz konusu. Bu durumu kontrol altına almazsanız insan nüfusunu geçecek kadar çoğalırlar. Biz geçmişte belediyelere bu öneriyi getirmiştik. Serbest veterinerlerle bir protokol gereği  hayvanların aşılanması ve kısırlaştırılması görevini üstlenmeye çalıştık ama sadece bazı belediyeler bu protokole yanaştılar. Özellikle dişi hayvanların kontrol altına alınması gerekiyor.

 

''HAYVANLARIN ÇİPLENMESİ GEREK''

Aşılamak ve kısırlaştırmak tek başına yeterli değil. Tarım Bakanlığı'nın çıkardığı yeni yönetmenliğe göre hem sahipli hem de sahipsiz hayvanların çiplenmesi gerekiyor. Örneğin, anne ve babalar çocuklarına hediye olsun diye hayvan alıyor ve bakamayacaklarını anladıklarında veya hevesleri geçtiğinde sokağa bırakıyorlar. Bunların hepsinin bir mevzuatı olması gerek. Hayvan sahiplenecek kişilerin bir eğitimden geçmesi lazım. Hayvanlara çip takılarak, hayvan sahipleri kayıt altına alınmalı.

Sokak hayvanlarıyla ilgilenen ve belediyede çalışan meslektaşlarımız çok büyük problemler yaşamaya başladı. Bir takım hayvan severlerin baskısına maruz kalıyorlar. Veteriner hekim, nihayetinde belediye çalışanıdır ve yetkisi imkan verildiği kadardır. Belediye başkanlığı tarafından yeterince bütçe ayrılmayıp, sağlık ve bakım için gerekli malzemelere alt yapı ve imkan sağlanmadıktan sonra veteriner hekimin yapabileceği çok fazla bir şey yok.

 

"ANKARA'DA BİLE KUDUZA RASTLANDI"

- Sokak hayvanları insan sağlığı için önemli bir tehlike yaratır mı?

Sokak hayvanlarından bulaşabilecek en riskli hastalık kuduzdur. Genelde yaban hayvanlarından (kurt, tilki, yarasa gibi) bulaşır. Gelişmiş ülkeler kuduzu yok etti, bizde de mücadeleler sürüyor. Maalesef Ankara'da bile kuduza rastlandı. Sokakta başı boş, sahipsiz bir hayvan olmamalı. Hangi kurum veya kuruluşa yetki verildiyse sahibi onlar olmalıdır. Büyük kentlerde alt yapılar olduğu için bu görevler yerine getiriliyor ama kırsala gittiğiniz zaman sıkıntı oradan başlıyor.

Sokakta başı boş gezen hayvanın hem kuduz bulaştırma riski var hem de psikolojik olarak bir takım sıkıntılara yol açıyor. Okula giden küçük çocuklar, camiye giden yaşlı amcalar... Bu konuya çözüm bulmak için biz Türk Veteriner Hekimler Birliği olarak her göreve hazırız. İnşallah önümüzdeki dönemde, gelişmiş ülkelerdeki gibi Türkiye bu sorunu çözer. Bir vatandaşın kuduz bir hayvan tarafından ısırılması bize yakışmaz.

 

- Bu sıralar gündemde olan diğer önemli bir konu ise ''Şarbon''. Şarbonlu et nasıl anlaşılır? Şarbon nasıl bulaşır? Gölbaşı'nda en son kötü bir olay yaşanmıştı...

Ülkemizde kırmızı et ağırlıklı olarak büyükbaş hayvanlardan, koyun ve keçilerden elde ediliyor. Bu hayvanlar çiftlikler, ahırlarda yetiştiriliyor. Hayvanlar mezbahaya nakledilmeden önce veterinerler, bulundukları bölgenin  ve hayvanın sağlıklı olduklarına dair çıkış yaparlar. Şarbonlu bir hayvan muayene sırasında tespit edilir. Zaten hastalıklı bir hayvan diğer hayvanlara göre daha durgundur, tüyleri donuktur. Bunu bizler anlarız. Şarbonlu olduğu tespit edilen hayvan gömülür veya yakılır, tüketime izin verilmez.  2012'de çıkan yönetmelikte, hayvan sahibine tazminat ödeniyordu ama 2013 yılında iptal edilerek şarbon, tazminatlı hastalıklar kapsamından çıkarıldı. Aslında yeniden eklenmesi lazım çünkü, 10-15 liralık bir hayvan sahibi, hastalıklı olduğu tespit edilen hayvanını piyasaya sürmek için uğraşacaktır.

 

''SON 10 YILDA 8 KİŞİ ŞARBONDAN HAYATINI KAYBETTİ''

Mezbahaya getirilen hayvan, yol stresinden uzaklaşması ve etin daha kaliteli hale gelmesi için 1 gün bekletilir.  Daha sonra kesilen etler belirli incelemelerden geçer. Mesela tüberkülozlu olduğu tespit edilen bir et, sadece akciğer kapsamındaysa kavurma yaptırılır ve mezbahadan o şekilde çıkar. Çünkü hastalıklı bir etin kesinlikle mezbahadan çıkışına izin verilmez. Bu işlemler bittikten sonra sağlıklı olan etler soğutma bölümüne kaldırılır. Orada da bir süre bekledikten sonra damgalanır ve kasap reyonuna gelir.  Bu şekilde sistematik olarak kesilmeyen hayvanların, ilgili birimler tarafından takip edilmesi gerekiyor.

Şarbon geçmişte vardı, şimdi var, gelecekte de var olacak. Şarbonlu hayvanlar genelde ahırda ölü bulunurlar. Öldükten sonra hayvanın ağzından, burnundan köpüklü kan gelir. Bu kan toprağa akar ve toprakta buharlaşır. O bölgede otlayan bir hayvana da dolayısıyla bu hastalık bulaşabilir. Bulaşma kat sayısı düşük ama insana bulaşabilen bir hastalıktır. Eğer elinizdeki açık bir yara ile şarbonlu bir et ya da deriyle uğraşırsanız, yara bölgesinde kara çibanlar oluşturur. Çok fazla korkulacak bir hastalık değil. Ben Sağlık Bakanlığı'nın verilerini taradım; son 10 yılda 8 kişi şarbondan hayatını kaybetmiş.

Şarbonun gündeme geldiği Kurban Bayramı,  veteriner hekimler için yoğun bir süreç. Hayvanların en hareketli olduğu ve sadece şarbonun değil diğer hastalıklarında ortaya çıktığı bir dönem. Kurban kesenler bu işi bilen kişiler olmalı. Biz kurban kesenleri uyarıyoruz; eğer ette nahoş bir görüntü varsa lütfen veteriner hekimlere teyit ettirmeden etin dağıtımını ve tüketimini yapmayınız.

 

''KONTROLSÜZ KESİM HER ZAMAN RİSKTİR''

Türkiye'de hayvan hastalıkları konusunda ciddi risk var. Mevcut Tarım Orman Bakanlığı'ndaki alt yapıyla bunu gidermemiz mümkün değil. Çünkü sorumluluk ve yetki eşit oranda verilmiyor. Biz bakanlık bünyesi içerisinde sorumlu ve yetkili veteriner teşkilatının olmasını istiyoruz. Keşke tüm alt yapı oluşturulsa da zati ihtiyaç ve kurbanı da, ruhsatlı mezbahalarda kesimini yapabilsek.

Mesela İstanbul gibi bir ilde şarbon çıktı. Daha önce parkta kesilen ve şarbonlu olduğu öğrenilen bir hayvandan bulaştığı tespit edildi. Kurban sahibi etini kesiyor, eve getiriyor ve bir kaç gün sonra kokmaya başlayınca veteriner hekime götürüyor. Yapılan muayene sonucu etin şarbonlu olduğu ortaya çıktı. Durum hemen Sağlık Bakanlığı'na haber verildi. Hayvanı kimin kestiğinden, kimlere dağıldığına kadar araştırıldı. Sonuç olarak 22 kişi muayene edildi. Sevindirici olan insan kaybı olmadı. Kontrolsüz kesim her zaman risktir. Olması gereken kesim yerlerinin belirlenmesi ve kesilen yerde etlerin hekim tarafından denetlenmesi.

 

"ANKARA'DA HAYVANAT BAHÇESİ OLMALI"

- Ankapark ihalesi yapıldı ve bu ihalede hayvanat bahçesi yer almadı. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Burası Başkent. Ülkemizin de ikinci büyük kenti. Özellikle orta kesim ve memurların yaşadığı bir şehir. Böyle bir yerde hayvanat bahçesinin olmaması doğru değil. Artık betonlaştı her taraf. Çocukların hayvanları tanıması ve hayvan sevgisini yakalamaları için güzel bir yer. Hayvanat bahçeleri kapandıktan sonra insanlar evlerinde kedi köpek beslemeye başladı.

Bence Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin bir tane hayvanat bahçesi olmalı. Buradan özellikle belediye yetkililerine sesleniyorum. Çocuklarımızın hayvanları görebileceği, sevebileceği, tanıyabileceği bir hayvanat bahçesinin olması gerekir. Bu konuda biz de Birlik olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız.

''ETLE İLGİLİ KİRLİ BİLGİLER TOPLUMUN GELECEĞİNİ SIKINTIYA SOKUYOR''

- Şarbonlu kırmızı et iddiasının ardından balık etinde de sıkıntı olup olmadığı tartışılır hale geldi. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Biz her zaman Tarım Orman Bakanlığı'na da sesleniyoruz; Bu alt yapı ile hayvan hastalıklarının önüne geçemeyiz. Sistemin yenilenmesi lazım. 3 gün önce beni bir TV kanalından aradılar. Şarbondan sonra balıkta da sıkıntı var iddiası soruldu. Balık hem gençler hem de yaşlılar için çok iyi bir protein kaynağı. Zaten dış ülkelere göre az miktarda tüketiyoruz. İlgili birimleri çıksın, bilgilendirsin herkesi. ''Analiz yapıyoruz, balıklarda bir problem yok, halkımız tedirgin olmasın'' desinler. Yeterince hayvansal gıdalar tüketmiyoruz, tüketeceğimiz zamanda bu kirli bilgiler toplumun geleceğini sıkıntıya sokuyor. Yeterli miktarda hayvansal gıda tüketmeyen çocuklar mental gelişimde bir takım problemler yaşarlar. Türk toplumunun gerek kırmızı et, gerek beyaz et gerekse balık tüketiminin önündeki engelleri kaldırmamız lazım. Biz görevimizi yapmaya hazırız ama en büyük görev Tarım Orman Bakanlığı'na düşüyor. Yetki tamamen onda.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ankara'nın Başkent Oluşu'nun 95. Yılı Kutlanıyor! İkinci Tören 1. Meclis'te..
Ankara'nın Başkent Oluşu'nun 95. Yılı Kutlanıyor! İkinci...
'SEKTÖR BAŞKENT' Başlıyor! Ünsal Grup Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Ünsal Canlı Yayın Konuğu Olacak
'SEKTÖR BAŞKENT' Başlıyor! Ünsal Grup Yönetim Kurulu Başkanı...