’Türkiye Erdoğan’ın Politikaları Elinde Oyuncağa Döndü’

'Türkiye Erdoğan’ın Politikaları Elinde Oyuncağa Döndü'

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Haziran’da da 1 Kasım’da da sandıktan çıkanın milletin iradesi olduğunu söyledi.

01 Aralık 2015 - 13:00

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Haziran’da da 1 Kasım’da da sandıktan çıkanın milletin iradesi olduğunu söyledi. Var olanın ötelenemeyeceğini, gerçekleştirilemez çelişkilerin 7 Haziran’dan sonra nasıl bir saray ve köşk komplosunun devrede olduğunu göstermesi bakımından anlamlı olduğunu kaydeden Bahçeli, “Erdoğan 7 Haziran’ı hazmedememiş sahip olduğu anayasal yetkileri tam ve zamanında kullanmayarak koalisyon kurulmasını zora sokmuş, hatta imkansızlaştırmıştır. Bu gerçekler herkesin gözü önünde vasat bulmuştur. Türkiye iki Erdoğan profili ablukası altında bunalmış, iki yüzlü ve ahlaken dip yapmış politikaların elinde oyuncağa dönüşmüştür.” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu. 26. dönem milletvekili genel seçiminin 1 Kasım’da yapıldığını belirten Bahçeli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na hükümeti kurma görevi 17 Kasım’da vermiştir. Genel seçimler üzerinden 16 gün geçtikten sonra ve milletvekillerinin yemin merasiminin sürdüğü bir ortamda Erdoğan yeni hükümetin kurulmasıyla ilgili süreci başlatmıştır.” dedi.

TBMM Başkanı seçiminin ise 22 Kasım’da gerçekleştiğini ifade eden Bahçeli, “Erdoğan madem bu kadar seri bir şekilde hükümet kurulmasının önünü açabiliyor idiyse aynı tutumu aynı özeni 7 Haziran’ı takip eden günlerde neden sergilememiştir. 7 Haziran’ın ertesinde teşekkül eden 25. Dönem TBMM’de tüm demokratik mekanizmalar sekteye uğramıştır. Bir önceki meclis çatışı altında milletvekili yemini 23 Haziran’da TBMM Başkanı seçimi de 1 Temmuz’da icra edilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Bu gelişmeler karşısında Erdoğan’ın koalisyon hükümeti kurma görevini 9 Temmuz’da Davutoğlu’na verdiğini anlatan bahçeli, “Anlayamadığımız taraf, Erdoğan 7 Haziran’dan sonra hangi hesap ve planlama kapsamında hükümet kurulma süreci ağırdan aldığıdır. 7 Haziran’da da 1 Kasım’da da sandıktan çıkan milletin iradesidir. Var olan ötelenemez, gerçekleştirilemez çelişkiler 7 Haziran’dan sonra nasıl bir saray ve köşk komplosunun devrede olduğunu göstermesi bakımından anlamlıdır. Erdoğan 7 Haziran’ı hazmedememiş sahip olduğu anayasal yetkileri tam ve zamanında kullanmayarak koalisyon kurulmasını zora sokmuş hatta imkansızlaştırmıştır. Bu gerçekler herkesin gözü önünde vasat bulmuştur. Türkiye iki Erdoğan profili ablukası altına altında bunalmış, iki yüzlü ve ahlaken dip yapmış politikaların elinde oyuncağa dönüşmüştür.” şeklinde konuştu. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yolsuzlukla mücadelede cesursa önce saraydan işe başlaması gerektiğini söyledi. Kanunsuzluğa gömülmüş, rüşvetçilerin denetim ve kontrolüne geçmiş bir siyasi anlayışın yolsuzlukla mücadeleden bahsetmesini kara mizah olarak niteleyen Bahçeli, “Sayın Davutoğlu’na tavsiyem, yolsuzlukla mücadelede cesursa önce saraydan işe başlaması, sonra Bakanlar Kurulu’nda yan yana oturduğu bazı isimlere kadar aşama aşama halkayı genişletmesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sorumlu ve milli muhalefetimizi korkusuzca sürdürecek, yanlışa yanlış, doğruya da doğru demekten vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde partisinin grup toplantısında konuştu. Ülkenin acil çözüm bekleyen onca meselesi, ağırlaşmış onca siyasi ve ekonomik konu başlıkları bulunduğunu belirten Bahçeli, “Bu yüzden ne Erdoğan’ın ne de Davutoğlu’nun sığınacağı, saklanacağı ve ileri süreceği herhangi bir mazeret kalmamıştır. 64. Cumhuriyet Hükümeti geride kalan AKP’li iktidar yıllarının bir devamı, gaflet ve kötürüm politikalarının bir parçası olduğu müddetçe Türkiye’nin inişi, sert düşüşü durmayacaktır.” dedi.

Gelişmelerin Başbakan Davutoğlu’nun ıslah olduğunu, yaşananlardan pişmanlık duyduğunu göstermekten son derece uzak olduğunu kaydeden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eminim ki AKP’ye oy veren kardeşlerim, AKP’nin vicdanına güvendiğim milletvekilleri bunları enine boyuna değerlendireceklerdir. 64. Hükümet'le birlikte yüzdeciler, havuzcular, devlet ihalesinden geçinen işadamı görünümlü yandaş çevreler tekrar umutlanmış, tekrar koltuk sahibi olmuşlardır. 64. Hükümet'le birlikte allame damatlar Türkiye’yi enerji cenneti yapmak için bakanlık makamına oturtulmuşlardır. Bakir petrol kuyularını açacak olan, çıkarılmayı bekleyen doğal gaz kaynaklarını arayıp bulmayı kafaya takan parlak yüzler enerji de sanıyorum devrim yapacaklardır. Nasılsa devir evlatlar, damatlar, dünürler, hısımlar, yandaşlar devridir.”

"AKP DÖNEMİNDE DEMOKRATİKLEŞME KIZAĞA ALINMIŞ, ADALET İSE AYAKKABI KUTULARINA KİLİTLENMİŞ, 17-25 ARALIK MAHZENİNE KAPATILMIŞTIR"

Başbakan Davutoğlu’nun 6 temel alanda reformların yoğunlaştırılacağını söylediğini, bunların sırasıyla demokratikleşme ve adalet, eğitim, kamu yönetimi, kamu maliyesi, reel ekonomide köklü değişim ve öncelikli dönüşüm programları olduğunu ifade eden Bahçeli, “Dikkat buyurunuz, iktidarda 14. yılına girmiş bir parti hala başarısızlığına kılıf dikmenin telaşındadır. Hala ipe un sermekte, hala boşa kürek çekmektedir. AKP’nin yırtıkları büyük, açıkları kocamandır. Hiçbir yama, hiçbir önlem bu yırtık ve söküğü kapamaya yetmeyecektir. Eğitim, kamu yönetimi ve kamu maliyesi alanlarındaki zaaf ve zedelenmelerin çok kritik seviyelere geldiğini biliyor, görüyoruz. Reel ekonomi bırakınız reformu, sorun yumağı, sorun küpü olmuştur. Demokratikleşme ve adalet konusunda reform yapılmamıştır ki, bu alanda yoğunlaşma sağlansın. AKP döneminde demokratikleşme kızağa alınmış, adalet ise ayakkabı kutularına kilitlenmiş, 17-25 Aralık mahzenine kapatılmıştır. Demokratikleşme diyen iktidarın yönettiği ülkeye bakınız ki Adana’da kime gittiği belli olmayan MİT TIR'larını manşete taşıdıkları gerekçesiyle gazeteciler demir parmaklıkları boylamışlardır. Bazı asker şahsiyetler casusluk iddiasıyla tutuklanmıştır. Bu TIR'ların içinde ‘Silah olsa ne olur olmasa ne olur’ sözleriyle herkese meydan okuyan, ‘Yanına bırakmam’ tehditleriyle gazetecileri hedef gösteren bir zihniyetin hâkim olduğu ülkede demokratikleşme iddiaları, Cibali Karakolu’ndaki Başkomiser Cafer’in gayrmeşru ilişkilerinde kendisini Necip Zoka olarak tanıtma kurnazlığına tıpa tıp benzemektedir. Bu kadar ucuz, bu kadar da basittir.” şeklinde konuştu.  
"TAHİR ELÇİ’NİN ÖLÜMÜYLE SONUÇLANAN MENFUR HADİSE FAİLİNİN PKK OLDUĞU GÜÇLÜ BİR İHTİMAL OLARAK KARŞIMIZDADIR"

28 Kasım günü Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin uğradığı silahlı saldırıda öldürüldüğünü ve iki polisin de şehit edildiğini ifade eden Bahçeli, “Dün de Mardin’in Derik ilçesinde bir askeri araca roketatarlı saldırı düzenlenmiş bir Mehmetçiğimiz şehit olmuş, birisi de yaralanmıştır. Gerek Tahir Elçi’ye, gerekse de asker ve polislerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Şiddet kimden gelirse gelsin lanetliyorum. Tahir Elçi’nin ölümüyle sonuçlanan menfur hadise failinin PKK olduğu güçlü bir ihtimal olarak karşımızdadır. Savcılar olay mahallinde güç bela ve aşırı güvenlik önlemleriyle inceleme yapmışlar, delil toplamışlardır. Diyarbakır’da Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu sokak girişinden Minare’ye kadar olan kısımda tespit edilen 83 parça kanıttan 43’ü olay yeri inceleme ekipleri tarafından muhafazaya alınmıştır. Devletin düştüğü içler acısı hal hepimizi kahretmektedir. Diyarbakır’da Cumhuriyet savcıları görevlerini yapamayacak duruma geldilerse herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekmektedir. Bir yanda barış hikayeleri yazıp, diğer yanda savaş tamtamları çalanları; bir yanda çözümü diline dolayıp diğer yanda katilinin sırtını sıvazlayanları ne Allah affedecek, ne de Türk milleti hoş görecektir. Dahası Tahir Elçi ismini duyunca timsah gözyaşları dökenler, şehit polisleri ağızlarına alacak şerefli duruşu gösteremeyecek kadar çürümüşlerdir.” ifadelerini kullandı.

Hükümet Programı’nda şeffaflığın artan ve hesap verebilir yönetim anlayışıyla güçlendirileceği, her türlü yolsuzlukla mücadele kararlılığının sürdürüleceği söylendiğini hatırlatan Bahçeli şunları söyledi: “Kanunsuzluğa gömülmüş, rüşvetçilerin denetim ve kontrolüne geçmiş bir siyasi anlayışın yolsuzlukla mücadeleden bahsetmesi kara mizahtır. Sayın Davutoğlu’na tavsiyem, yolsuzlukla mücadelede cesursa önce saraydan işe başlaması, sonra Bakanlar Kurulu’nda yan yana oturduğu bazı isimlere kadar aşama aşama halkayı genişletmesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sorumlu ve milli muhalefetimizi korkusuzca sürdürecek, yanlışa yanlış, doğruya da doğru demekten vazgeçmeyeceğiz.”              

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Otobüs Aselsan personelini taşıyan minibüse çarptı: 1 ölü, 2'si ağır 8 yaralı
Otobüs Aselsan personelini taşıyan minibüse çarptı: 1 ölü,...
Başkent'te kadın cinayeti
Başkent'te kadın cinayeti