Yasemin Öney Cankurtaran Haber Ankara’ya Konuştu

Yasemin Öney Cankurtaran Haber Ankara'ya Konuştu

Şehrin en çok okunan yerel internet sitesi Haber Ankara, Başkent’in nabzını tutmaya devam ediyor. Ekibimiz bu kez, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yapılan son kongrede Parti Meclisi’ne seçilen ve ardından Tanıtım ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevine getirilen Sayın Yasemin Öney Cankurtaran’a konuk oldu.

09 Nisan 2016 - 12:07 - Güncelleme: 02 Eylül 2016 - 16:15

Çok yönlü ve renkli kişiliği ile dikkat çeken Öney, Haber Ankara İmtiyaz Sahibi Volkan Memduh Gültekin’e samimi, içten ve dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Volkan Memduh Gültekin’in kaleminden:

Aslında Yasemin Hanım ile irtibatlandırılıp röportaj için bir araya gelmemiz planlandığında hiç de böyle renkli bir karakter ile karşılaşmayı beklemiyordum. Tabi önce hakkında tüm detayları öğrenmemiz gerekiyordu. Araştırdıkça durum ilgi çeken bir boyuta ulaştı. Ve röportaj esnasında tam da araştırmalarımız doğrultusunda bir kişi çıktı ortaya. İşte CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajımız:
 

- Yasemin Hanım, sizin isminizi biraz araştırdığımızda çok renkli bir kişiliğin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu renkli ve çok yönlü edinimleri nasıl kazandınız?


Ben memur çocuğuyum. Babamın ateşe olması nedeniyle çocukluğumda dört ayrı ülke, sekiz farklı şehir ve 13 farklı okul değiştirdim. En son Diyarbakır Lisesi’nden mezun oldum. Diyarbakır’dan birincilikle tek tercihim olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdim. Okuduğum okul hep Türkiye sonuncusu olduğundan dolayı her zaman Diyarbakır’dan birincilikle çıktığım konuşulur. Dindar bir ailenin kızı olarak, aklımda hep siyasal okumak vardı. Siyaset her zaman içimde bir tutkuydu. Özellikle 1980 yıllarında, yaşadığım şehirlerdeki siyasi olayları hatırlıyorum. 1978 yılında Sivas’ta yaşarken, Alevi Mahalleleri olayları vardı. Bu olaylar benim için bir travmaydı. Aileme ‘’Alevi ne demek?’’ diye sorardım. Arkasından Diyarbakır’a gittik. Kürtçe konuşuluyordu. Kürtçe’nin ne demek olduğunu orada yaşayarak gördüm. Okurken ‘’Ya bana da Kürtçe öğreteceksiniz ya da hepiniz Türkçe konuşacaksınız yoksa kopya vermem’’ diye arkadaşlarıma takılırdım. Biz hepimiz kardeş gibiydik. Terör olayları nedir bilmezdik. Bir gün babama dil sorununun halledilmesi gerektiğinden bahsettim. Babam o gün siyasetçi olacağımı anlamış.


- Üniversite sürecinin ardından neler yaşadınız?


Almanya’da vakıflarla çalışan bir Alman hocam vardı. Türkiye’de öğrencilere bir proje yaptırılacaktı. Projeye 10 öğrenci başlayacak ve bir öğrenci seçilip Almanya’ya gidecekti. TBMM’de bir dönem boyu sürecek bir araştırmaydı bu. Ben seçildim. Araştırma konusu; Her milletvekili ile bölgesinin, küreselleşme sürecine hazır olup olmadığının tespitiydi. O süreç ideolojik temellerimin atıldığı süreçti. O çalışmayı yaparken aslında beni neleri sevdiğim ortaya çıktı. İnsanların renklerini, kimliklerini, kültürlerini bırakmaması gerektiğini ve küreselleşmenin aslında tek tipleştirme olduğunu fark ettim. Arkasından beni Almanya’ya gönderdiler. Gittikten sonra vakıfta finansa yatkın olduğumu ve orada çalışmam gerektiğini söylediler. Arkasından Friedrich Naumann Vakfı Sosyalist Enternesyonel temsilcisi olarak Londra’ya gittim. Yurtdışında yaşamaya alışkındım fakat hep ülkeme dönmek istedim. İnsanlarımızı, ülkemi, ülkemin renkliliğini çok severim. Evet çok renkli bir kişiliğim çünkü; ben Türkiye’de büyüdüm. Ülkemin bütün kültürlerinden tat almak isterseniz, çok farklı lezzetleri bilen bir aşçı olursunuz.  

 


“HER SENE KÂR PAYI ALARAK ŞİRKET SAHİBİ OLDUM”

- Bu süreçte Türkiye’deki iş hayatı nerede başlıyor?


Türkiye’ye döner dönmez finansçı olmaya karar verdim ve ilk işe Şekerbank’ta başladım. Arkasından aracı kurumlarda, Finansbank’ta çalıştım ve Yatırım Bankası’ndan Genel Müdür olarak bir teklif geldi. İlginç bir anlaşma yaptım ve maaş istemeyip, her sene kar payı istediğimi belirttim. Her sene kar payı alarak sekiz yılda şirketin sahibi oldum. Yaptığım işi en iyi şekilde yapmak isterim. Tabii bu, kolay olmadı. Uyamadan çalıştım, rüyalarımda işimi gördüm. Sıfırdan başlayan biri olarak patron oldum. Bizim sektörde öz düzenleyici kurumlar vardır. Bunların hemen hemen hepsinde seçilerek, yönetici olarak görev yaptım.


- Bu birikimi, akademik alanla nasıl birleştirdiniz?


Okuldan mezun olduğum gibi ODTÜ’de ekonomi alanında yüksek lisansa başladım. Almanya’dayken aynı anda yüksek lisansa devam ediyordum. İstanbul’a taşındıktan sonra Bilişim Teknolojileri’ne ilgi duymaya başladım. Siyasaldayken son sene bir bilgisayar gelmişti ve sadece tuşa basmayı biliyordum. Yönetim – bilişim alanında yüksek lisans yaparak yazılım yapmayı öğrendim. Benim bir de dinlerin siyasetteki etkisini öğrenmem gerektiğini düşündüm. Akademiye kayıt oldum. 3,5 – 4 sene boyunca Dinler Tarihi eğitimi aldım. Arkasından hızımı alamadım ve Etnik Kimlik dersi almaya başladım. Galatasaray Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi’nde Etnik kimlik üzerine çalıştım. Etnik kimlik üzerine siyaset yapan kadınları üzerine yazdım. AK Parti’den çağırdılar. ‘’Ben solcuyum, size dokum uymaz, Atatürkçüyüm, dindarım ama dini dar değilim. AK Parti’yi dini dar buluyorum.’’ dedim ve reddettim.  

 


"100 YILLIK CHP TARİHİNİ YAZDIRIYORUZ"


- Siyasi hayatınız nasıl başladı?


İlk önce söz verdiğim için Abdüllatif Şener Bey'in partisine katıldım. Orada örgütlerin kurulması görevindeydim ve bütün Türkiye’yi gezdim. 6 ayda 81 ilde örgüt kurulmasını sağladım. Ancak gönlüm hep CHP’de idi. CHP ile Türkiye Partisi’nin birleşmesi için çok uğraştık. Bir gün kendisine ‘’Madem seçime girmeyeceksin, ben CHP’ye geçip seçimde katkı sunmak istiyorum’’ dedim. CHP’de İstanbul İl'de danışman olarak çalıştım. 2014’te Parti Meclisi'ne girdim. 2016’da örgüt kongrede yine parti meclisine seçti. Genel Başkanımız da takdir etti ve Merkez Yönetim Kurulu’na girdim. Şu anda Tanıtım ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım.



- Göreve geldikten sonra hangi çalışmalara yoğunlaştınız?


CHP’yi anlatmak, CHP’nin gerçek kimliğini anlatmak için çalışıyorum. CHP’nin gerçek kimliği; sosyal demokrat, özgürlükçü demokrasi, hukuka saygı… Bildirgemizdeki 21 madde. Baktığınız zaman CHP’ye karşı oluşturulan algı yönetiminin tamamen gerçek dışı olgularla sağlamlaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Kendi örgütlerimizi örgütlenme anlamında tekrar yapılandırdık. Saha çalışmalarımızı hızlandıracak bir örgüt yapısı kurduk. Kurumsallaşma alanında –ki benim alanıma giriyor- iki ayda çok büyük adımlar attık. Yakında bununla ilgili bir basın açıklaması yapacağız. 100 yıllık CHP tarihi yazdırıyoruz ki bu 100 yıllık Cumhuriyet tarihi demektir. 1919’dan 2019’a kadar tüm fasiküllerin tamamlandığı uzun soluklu bir çalışma. Çok büyük bir arşiv açılıyor. Öğrencilerin gelip çalışabileceği bir kütüphane oluşturuyoruz. 6-7 aya kadar biteceğini tahmin ettiğim, son teknolojiyle hazırlanan bir müze yaptırıyoruz. En çok şikayet aldığımız telefonlarımıza, maillerimize, mektuplarımıza cevap alamıyoruz konusu çözüldü. Son 1.5 aydır dönüş yapmadığımız kimse yok. Artık kapıda karşılamalarımız, ikramlarımız başladı. Cumhuriyet Halk Partisi güler yüzünü, sosyal demokrat sıcaklığını hissettirmek üzere değişime binadan başladı. Değişim yeni bir şey demek değildir, değişim yenilenmek demektir. Altı oku siyasi zeminimiz olarak aldık ve onun üzerinde çağa ayak uydurarak hem örgütsel yapımızı hem halkla ilişkiler hem de teknoloji alanında tüm yapımızı yeniliyoruz. Gayet hızlı adımlarla, çok çalışarak ilerliyoruz.   


"HEDEFİM HER ZAMAN BAŞARMAK"


- İş dünyası, akademik ve siyasi hayatı gören bir insan olarak sizi hangisi daha çok cezbediyor?


Ben bir makam veya maddi hedefler koyan biri değilimdir. Başarılı insan para peşinde koşmaz. Başarılı insan makam peşinde koşmaz. Başarılı olduğunuz zaman onlar kendiliğinden gelir. Ben yaptığım işi en iyi yapmaya çalışan biriyim. Hedefim her zaman başarmaktır. Şu anda hedefim CHP’nin iktidar olması. O yüzden şuanda bana en cazip gelen siyaset.


- Şehit haberlerini duyunca ne hissediyorsunuz?


Bu topraklarda artık bir ananın gözyaşını, bir evladın kanını alacak yer kalmadı. Her gün televizyonu açtığımda, sosyal medyaya baktığımda şehit haberi var mı diye titriyorum. Kendimde bir anneyim. O anaları, babaları, eşleri, çocukları düşünemiyorum(Gözleri dolarak).

- Kemal Kılıçdaroğlu’nun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı hakkında söylediği sözler çok tartışılıyor...
Çocuk istismarında ‘’Bir kereden bir şey olmaz’’ diyen bir Bakan'a, o vasfın sipercisi olduğun anlamında söylenilen bir sözü, suçlu olan taraf gündemi değiştirerek ve kendi suçunu örtbas etmek için bir çıkış arıyordu. Amaç sadece gündemi saptırmak ve algı yönetimidir.

YASEMİN ÖNEY CANKURTARAN HAKKINDA BAZI BİLGİLER

- Evli ve 12 yaşında bir kız çocuğu annesi.
- Çok iyi derecede Kuran-ı Kerim okuyabiliyor.
- Her gün yatmadan önce 10-15 dakika yüksek sesle müzik dinlerken spor yapıyor.
- Tam bir türkü sevdalısı; türkü dinlemeye ve yöresel danslara ilgi duyuyor.
- Profesyonel bir dalgıç. 16 yaşından beri düzenli olarak dalış yapıyor.
- İyi bir kayakçı. “Golf de oynardım ama artık zaman bulamıyorum.” diyor.


ATATÜRK SEVGİSİ

Yasemin Hanım kendisini tam bir "Atatürkçü" ve "Anadolu Kadını" olarak tanımlıyor. Hemen bizimle bir anısını paylaşıyor: "1981 yılıydı; İlkokul 5. sınıftaydım. Öğretmenimiz panik halinde sınıfa girmiş, Atatürk'ün 100. yaşına dair Türkiye yarışması yapılacağını, ancak kendilerinin bu yarışmayı unuttuklarını, yarışmanın bir gün sonra olacağını söylemişti. Konu Atatürk'ün hayatıydı. Her sınıftan 5 öğrenci seçildi. Bir gün çalışıp sınava girmemize rağmen okul birincisi olmuştum. Öğretmenimiz aileme hiç çalışmadan birinci olduğumu anlattığında hiç unutmam babam ‘’Zaten benim yetiştirdiğim bir çocuk, Atatürk ile ilgili sınava girecekse çalışmasına gerek yoktur’’ dedi. Ailemin ve babamın nerede durduğu açısından, bu sözün önemini daha sonra anladım."    

 

SATRANÇTA TALİHSİZLİK

Çok iyi bir satranç oyuncusu. Üniversiteler arası Türkiye şampiyonasında birinci olduktan sonra Çekoslavakya'daki finallede gider. Ancak hastalanır. Bir gün sonra da Türkiye'de mezuniyet balosu vardır. "Maçı erteleyelim dediler; kabul etmedim. Sonuna kadar mücadele ettim ama oyunu verdim." diye anlatıyor o günleri.
 
İYİ BİR SİVİL TOPLUMCU

Yasemin Hanım Sivil Toplum Kuruluşları'na önem veriyor. Hayatını çocuk haklarına üzerine çalışmaya adadığını belirtiyor. Bağımlı çocukların kurtulması için C4 Recovery Solutions Vakfı’nın Türkiye’deki Yerel Yönetimler temsilciliğini üstlenmiş. Vakfın sistemi sayesinde dünyada milyonlarca kişinin madde bağımlılığından kurtulduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Bunu Türkiye'de CHP'nin belediyelerinde uygulamaya başladık. Ancak Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla ayrım gözetmeksizin bütün partilere bu teklifi götürüyoruz. Siyaset üstü düşünmek çok önemli bir şeydir."


MANDOLİNİ ÇOK İYİ ÇALARIM AMA…

Bu kadar müzik dinlemeyi seven bir kişi olduğu için hemen sorduk: “Müzik aleti çalabiliyor musunuz?” Aldığımız cevap çok samimiydi: “Çok iyi mandolin çalarım. Çocukluğumda birçok resitalim oldu. Piyano çalmayı da denedim ama yeteneğim olmadığını söyledikleri için vazgeçmek durumunda kaldım.”                        

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Büyükşehir'den Genç Beyinlere Büyük Destek...
Büyükşehir'den Genç Beyinlere Büyük Destek...
Başkent Sokaklarında Yaprak Temizliği
Başkent Sokaklarında Yaprak Temizliği