Ahlaksal Erozyonda Sosyal Medyanın Rolü
Adem Yavuz Irgatoğlu

Adem Yavuz Irgatoğlu

Ahlaksal Erozyonda Sosyal Medyanın Rolü

04 Ocak 2019 - 17:33

Toplum olarak büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Bu tehlikenin adı ise yasal yaptırımları çok kısıtlı olan ve denetim altına alınması bir hayli güç olan sosyal medyadaki ahlaksal erozyon. Daha doğrusu ahlaki çöküşün sosyal medya boyutu.

Arapçadaki ‘hulk’un çoğulu olan ‘ahlak’ kavramı, genelde toplumun tamamının uyması gereken kuralları, davranış biçimlerini ifade der. O kadar önemli bir kavram ki buradan yola çıkarak Ahlak Bilimi de oluşturulmuş. Asırlardır süre gelen ahlak anlayışımız İslamiyet ile zirve noktasında ulaşmıştır. Bu ahlak anlayışını zirveye taşıyan ise Hz. Muhammed (s.a.v)’dir.

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed (s.a.v)’e hitaben “Şüphesiz ki sen yüce bir ahlak üzere bulunmaktasın” buyurulmaktadır. Öyle ki Hz. Aişe validemiz de Peygamber Efendimizin ahlakını soranlara karşı “O’nun ahlakı Kur’an ahlakıydı” sözleriyle cevap vermiştir. Ahlaki ölçülerimiz ve alınacak örneklerimiz karşımızda dururken, 21. Yüzyılın gelişen teknolojisi ile bir kez daha erozyona uğruyoruz. Bu erozyona uğrarken birçoğumuz elimizden kayıp gidenlerin farkında bile değiliz.

Toplumları, milletleri yok etmek için en etkili yollardan biri de onlar arasında milli ve manevi duyguları zedelemek, gerçek ilişkileri etkisizleştirmek ve sanal ilişkileri teşvik etmektir. İşte başlıkta kullandığımız kavram, yani ahlaksal erozyonda sosyal medyanın etkisi, birtakım sosyal medya aracında kendine uygulama alanı buluyor. Bunların başını ise Twitter ve Facebook çekiyor.

Sosyal medyada özne problemi haline gelen trollik, şizofrenik bir boyut kazanmış durumda. Medyanın sosyalleşmesinden bahsettiğimiz şu çağda farklı bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızı belirtmek istiyorum. O da sosyal medyanın ahlaki ve hukuki sorumluluğudur. Bugün sosyalleşirken geride ne yazık ki tahripkâr bir geçmiş bırakıyoruz.

Çok basit yöntemlerle, fazla sermaye gerektirmeden elde edilen sosyal medya araçları ve uygulamaları, sizin gibi düşünmeyenlere karşı kullanabileceğiniz bir ‘silah’ halini aldı. Eskinin medya patronluğunu oluşturan ‘iktidar yumakları’ şimdi yerini ‘klavye kahramanları’na terk etmiş durumda.

Sesini duyurmak isteyen ve bir internet bağlantısına erişecek kadar ‘sermaye’ sahibi olmak, tüm bunları yapmak için yetiyor bile. Sosyal medya denilen platforma baktığınız zaman, orada paylaşılanlar, yüklenen içerikler, sizin için herhangi bir maddi kıyas gerektirmiyor. Oysa bunun manevi kıyası çok daha önemli.

Kitleler üzerinde bıraktığı etkiler, buna karşı oluşan tepkilere baktığınız zaman, yıllar sonra bu meseleyi bir hayli konuşacağımızı şimdiden söylemeliyiz. Çünkü sosyal medya öyle bir hal aldı ki müstear isimler arkasında kahramanlık destanı yazanlar, klavyelerinin başında ülke kurup yıkanlar, bir tuşla nakavt edenler, ar damarı çatlayıp da ağzına geleni söyleyenler, kızaracak yüzü olmayıp da söyleyecek sözü olanlar, gece uykusu kaçıp gündüz midesi bulananlar, kısacası her türlü pisliği en ince ayrıntısına kadar uygulayanlarla dolup taşıyor.

Yazılanlar, çizilenler, paylaşılanlar pişmanlık duygusu oluştursa da ‘zamanın ruhu’ denilip geçiştirilecek kadar basitleştirilmiş bir algıyla karşı karşıyayız. Gerçek dünya ile sanal dünya arasında gelgit yapanlar, kendilerine tutunacak bir mecra peşinde koşuyor.

Bunun için de kendilerini bir ‘görünmezliğe’ büründürüyor. Oysa her görünmeyeni mutlaka gören vardır. Bu görünmemezlik anlayışı, bizlere ahlaki çöküşün sosyal boyutunu en çıplak şekliyle göstermiştir. Bu nedenle sosyal medyanın bir suç veya hakaret alanı olmaktan çıkarılıp, yasal yaptırımlara büründürülmesi, insanların kişilik haklarının güvence altına alınması gerekiyor.

 

Adem Yavuz IRGATOĞLU

ayavuz.irgatoglu@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar