Belediye Başkanları ve Devr-i Sabık
Adem Yavuz Irgatoğlu

Adem Yavuz Irgatoğlu

Belediye Başkanları ve Devr-i Sabık

18 Eylül 2019 - 10:17

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, farklı siyasi partilerin adayı olarak 31 Mart Yerel Seçimlerine girip seçilen 30 büyükşehir belediye başkanını eylül ayı başında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladı. AK Partili, CHP’li, MHP’li bir de HDP’den seçilip “terör gerekçesiyle” görevden alınanlar yerine atanan belediye başkan vekilleri (kamuoyunda kayyım olarak adlandırılan) isimler bu toplantıya katıldı. Farklı siyasi partiden seçilen ancak şehrin tamamına hizmet etmekle yükümlü olan belediye başkanlarını aynı masa etrafında toplamak ve bu toplantıda bakanları da hazır bulundurarak talepleri, çözüm önerilerini ele almak önemli bir gelişmedir. Başlığa taşıdığımız ifade ise tamda bu toplantıda Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dillendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan belediye başkanlarına hitap ederken “Hepimizin bulunduğumuz yerler polemik siyaseti değil, eser siyaseti üretme makamlarıdır. Çalışmadan, çabalamadan, eser vermeden yapılan siyaset, şehirlerimize ve insanlarımıza vakit kaybettirmekten, ülkemizin enerjisini heba etmekten öte bir işe yaramaz. Belediye Başkanlarının görevi, devr-i sabık peşinde koşmak değil, şehirlerine en güzel, kalıcı, verimli hizmetleri getirmek için çalışmaktır.” Bu konuşmanın ardından çoğu insan kavramın ne demek olduğunu araştırmaya ve arama motoru Google’a başvurmaya başladı. Hal böyle olunca “devr-i sabık” kelimesi tıpkı “pejmürde”, “istikşafi”lerde olduğu gibi Google’da ilk sıradaki yerini aldı. 2 Meşrutiyet sonrası Türk siyasi hayatına giren “devr-i sabık” kavramı neden Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dillendirildi? 31 Mart seçimleri sonrası İstanbul’un AK Parti’den CHP’ye geçmesi, bir süre sonra da “haksız yere” işçi çıkarılması ve “israf” adı altında belediye araçlarının Yenikapı Meydanında sergilenmesi, vakıf, dernek isimlerinin gündeme gelmesi kamuoyunda bir hayli tartışıldı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı da Türk siyasi jargonunda “Önceki dönemde görev yapanları potansiyel suçlu gibi görmek ve buna göre davranmayı” tanımlayan “devr-i sabık yaratmak” ifadesini gündeme getirdi. Peki, devr-i sabık olayını sadece CHP’ye geçen belediyeler mi yapıyor? Elbet de hayır. 31 Mart Yerel Seçimleri sonrası bırakın farklı partiye el değiştirmesini, AK Parti’den AK Parti’ye, CHP’den CHP’ye, MHP’den MHP’ye, HDP’den HDP’ye geçen belediyelerin belki de birçoğunda küçük de olsa devr-i sabık sayılabilecek gelişmeler yaşanmıştır.

Örneğin ilk araç tasarrufu konusu Ankara’da gündeme geldi. Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeki görev değişiminin ardından makam araçlarındaki cakar lambalar söküldü, “fazla” olduğu söylenen araçlardan “şu kadar tasarruf yapıldı” denildi. Ama bunlar sergilenecek türden bir şova dönüştürülmedi. Ardından (aynı partiden olmasına rağmen) geçmiş dönem AK Partiden seçilen ilçe belediye başkanlarının makam araçları (ki aynı markayı kullanan birçok belediye başkanı varken) bazı  isimler özellikle gündeme getirilerek “israf” algısı oluşturulup haberler yaptırıldı. Sosyal medya hesaplarından (üstelik yanlış bilgilerle) boy boy fotoğraflar paylaşıldı. Elbet de her başkan hatasıyla sevabıyla değerlendirilecektir. Görev süresince güzel işler yapanlar olduğu gibi yanlış yapanlar da olmuştur. Ancak yeni başkanların veya ekiplerinin ilk işi “geçmişin izlerini silmek ve onları karalamak” olmamalıdır. Geçmişin izlerini silmek demişken; mesela devir teslim törenlerinin ardından Türkiye’deki birçok belediyenin internet sitesindeki yazılı haberler, görsel haberler, videolar, fotoğraflar, çalışmalar, galeriler silindi. Geçmiş dönem yapılan hizmet haberlerinin kime ne zararı vardır acaba? Oysa belediyelerin resmi kurumsal web siteleri aynı zamanda bir arşivdir. Çünkü habercilerin, emniyetin ve diğer ihtiyaç durumundakilerin ilk başvurduğu kaynak kurumların resmi siteleridir. Ama buna rağmen devr-i sabık konusunda “iğne ve çuvaldız” yer değiştirmiş gibi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar