Belediyelerdeki Nepotizm Sorunu-2
Adem Yavuz Irgatoğlu

Adem Yavuz Irgatoğlu

Belediyelerdeki Nepotizm Sorunu-2

17 Ağustos 2019 - 11:50

Bir önceki yazımızda belediye kanunu, belediyenin görev ve sorumluluğu, liyakat, ehliyet kriterlerinin yerini alan akraba, eş dost kayırmacılığına, yani nepotizme, bu kavramın kökenine, ilk örneğine değinmiştik. Özetle sorunun kaynağına işaret etmiş ve “Liyakat esasının yerine siyasi yandaşlık üzerinden sağlanan istihdamlar başarısızlığa ve çürümeye sebep olur” şerhini düşmüştük. Bu yazımızda ise biraz daha örnekler üzerinden konuyu irdelemeye çalışacağız. TÜİK verilerine göre ülkemizde işsizlik oranı yüzde 12’nin üzerinde. Bu da resmi rakamlara göre 4 milyondan fazla işsizin olduğunu gösteriyor. İşsizliğin giderek arttığı, sığınmacıların ucuza çalıştırıldığı bir dönemde belediyelerde, bakanlıklarda ve diğer kamu kurumlarında yapılan her atama, işe alınan her personel için sosyal medya tam bir muhalefet görevini üstleniş durumda. Rahmetli Bülent Ecevit döneminde uygulamaya konan KPSS ile memur alma konusu zamanla tek başına yetersiz olup, “torpil”in yumuşatılmış hali olan “referans” sistemini doğurmuştur. Durum böyle olunca her dönem, her iktidar kendi “kadrosunu, ekibini” oluşturmak için çeşitli yöntem belirlermiş. Bu kadrolaşmaların en yaygın olduğu yer ise belediyeler olmuştur.
Çünkü partileri, iktidarları bir anlamda “besleyen” yerel yönetimlerdir. Bu nedenle “iktidarın yolu yerelden başlar” ilkesi her seçim meydanında tekrarlanır, her teşkilat toplantısında önemsenir. Kendi bütçesini yönetme yetkisi, kendi personelini istihdam etme kolaylığı ve kendi şehrinin yerel politikasını belirleme gücünü elde eden belediye başkanları, özellikle istihdam ettikleri personel ve yaptıkları atamalarla dikkat çekerler. Her seçim öncesi sahada çalışan personellere istihdam sözü verilir, eş, dost, akraba için makam mevki tayini yapılır. Hatta öyle zamanlar olur ki –özellikle kazanılması neredeyse garanti olan yerler için- başkan adaylarının yanındaki bazı akrabaları, eşi, dostu şirket yönetimi paylaşımında bulunur. Seçim olamadan personel yerleştirmeleri başlar, müdür atamaları yapar, başkan yardımcıları, daire başkanları, koordinatörler oluşturur, kendilerine makam tayin edilir. Liyakat ve ehliyeti önemseyip de akrabasını belediyenin kapısından dahi sokmayanları tenzih ederek söylemek gerekir ki göreve gelen başkanların, genel müdürlerin, genel sekreterlerin, başkan yardımcılarının, müdürlerin birçoğu ilk önce kendi yakınlarını işe yerleştirmeye, liyakat ve ehliyet sahiplerini ise hiçe saymaya başlarlar. Hatta bu durumun öyle vahim tablolar oluşturduğu belediyede, yıllar önce liyakatiyle işe girmiş, yılarca görev yapmış, alanında uzmanlaşmış, referansı liyakatı ve dürüstlüğü olan kişiler, değişen yönetimlerle birlikte işinde veya makamında kalabilmek için yeni REFERANSLAR bulmak zorunda
bırakılır. Herkes birbiri hakkında yalan yanlış bilgi toplar. Beceriksiz ve liyakatsiz bazı yöneticiler kendilerine gelen yalan yanlış “bilgilerle” kişiler hakkında yanlış kanaat sahibi olurlar. Ve böylece önyargılarının, ihtiraslarının esiri haline gelirler.

İlk önce beyaz koltuklardan makam odasını dizayn ederler. Oysa bilmezler ki beyaz koltuklarla kimse aklanmaz, siyak koltuklarla da kimse karalanmaz. Meslek ahlakını savunan, işin nasıl yapılması gerektiğini izah eden birçok personel, seçilmişlerin gölgesinde makam ve mevki sahibi olan, geldiği yerde dikili bir ağacı, çakılı bir çivisi dahi bulunmayan, kendini bilmez bazı bürokratların ihtiraslarına yenik düşer. Tek bir partiyi eleştirmekten ziyade mesela bu konuda istisnasız bütün partilerdeki belediyelerin personel listeleri alınsın ve hangi belediyede, hangi dönemlerde, hangi başkanın kaç akrabası, hangi bürokratların kaç akrabası işe yerleştirilmiş bakılsın. O zaman nepotizm sorunu daha iyi anlaşılacaktır.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar