Şehit, KHK, Adalet ve Reis Bey
Adem Yavuz Irgatoğlu

Adem Yavuz Irgatoğlu

Şehit, KHK, Adalet ve Reis Bey

29 Ekim 2019 - 16:00

Başlıkta yer alan kelimelerin her biri sayfalarca açıklamayı bünyesinde barındıran anlamlarla yüklü. Son günlerde okuduğum kitaplar ve Ağrı’da şehit düşen Zekeriya Altınok’un hikâyesi bu kelimeleri aynı başlıkta toplamımıza sebep oldu. Şehitlik mertebesi hiç şüphesiz en yüce mertebelerden biridir. Şehit deyince akan sular durur hepimiz için. KHK’lar ise daha çok da 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra gündemimizde yer aldı. Adalet ile emniyet ise bir düzenin en önemli ve asli unsurlarıdır. Gelelim Reis Bey’e… Bu ay içerisinde okuduğum kitaplar arasında Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı, Turganyev’in Babalar ve Oğullar’ı, Franz Kafka’nın Dönüşüm’ü, Necip Fazıl’ın Reis Bey’i ile İskender Pala’nın İki Dirhem Bir Çekirdek yer aldı. Her biri özünde farklı konuları ele alsa da art arda okunduğu zaman bir bütünlük arz ediyor. Bir tarafta hukuk okuyan bir kişinin suça bulaşması ve ona yaşattığı cezayı ele alan Suç ve Ceza, diğer tarafta bir hâkimin verdiği yanlış kararın kendisine yaşattığı ıstırabı konu edinen Reis Bey… Bir de bunların üzerine son günlerde yaşadığımız Şehit Zekeriya Altınok’un acı hikâyesi…

Madem öyle Reis Bey’den başlayalım anla(t)maya… İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kültür sanat etkinlikleri kapsamında oynana tiyatro eserleri arasında Necip Fazıl’ın Reis Bey tiyatrosunun kaldırılması bir hayli gündem olmuştu. Meğer aynı Reis Bey Ankara Devlet Tiyatrosunun repertuarında yer alıyormuş. Bu konuda söz söyleyen kaç kişi bu tiyatroyu izledi ya da o kitabı okudu acaba? Açık konuşmak gerekirse o tiyatroyu izleyemediğim ve kitabı okuyamadığım için bu konuda bir kelam etme hakkını kendimde görmemiştim. Kısa bir süre önce Reis Bey’i en azından okuma imkanım oldu. ‘Adli hata’nın hayatlara sebep olan kişinin ruh dünyasında oluşturduğu ıstırabı, tramvayı ele alan Reis Bey en azından herkesim okuması gereken bir eser. Üstad Necip Fazıl masum bir kişiye idam cezası veren mahkeme reisine öyle bir iç sancı yaşatmış ki ortaya çıkan dönüşüm de Franz Kafka’nın eserinin başlığını bir kez daha hatırlatıyor. Bu adalet sancısını hep çektik ve çekmeye devam ediyoruz. En son sancıyı Şehit Zekeriya Altınok’un hikayesinde şiddetli bir şekilde tekrar yaşadık. Hazır kıta yargısız infazda bulunanların, “Devlet yapıyorsa bir bildiği vardır” diyenlerin, “Kurunun yanında yaş da yanar” anlayışında olanların, “vicdanın yerini cüzdana” terk edenlerin Reis Bey’deki şu diyaloga kulaklarını sonuna kadar açması lazım: Reis Bey: “Öldürdüğüm kanun emanetini yağlı ip diye boynuna geçirip boğduğum masumun hayali beni oraya sürüklüyor (kendime)… Beş dakika uyusam merhametsiz uyanıyorum.” Reis Bey’e verilen cevap: “Sizin kalbinizden rahmet kaldırılmış. Buz çölünde yol alıyorsunuz…” “Kararların borsaya düştüğü” anları günlerce kamuoyunda tartıştık. “Mazlumun hasadı bir şekilde görülüyor ama ya zalimlik yapanların?” sorusu çokça soruldu.  Zekeriya Altınok KHK ile ihraç edilmiş, 16 ay cezaevinde yatmış, sonra beraat etmiş, görevine dönememiş ama askere alınmış, hain PKK terör örgütü ile çıkan çatışmada ise şehit düştü. Bu acı hikâyeyi de böylece öğrenmiş olduk. Vicdan sahibi herkes bir kez daha yanmadı mı? Kim bilir böyle nice hikâyeler var. Terörle sonuna kadar mücadele edelim ama adil olmaktan asla geri durmayalım! Bu yaşanan örnekler ve Necip Fazıl’ın Reis Bey’i bize gösteriyor ki adaleti, hukuku ve vicdanımızı kaybederken aslında insanlığımızı da kaybediyoruz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar