Beklenenler
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Beklenenler

27 Ocak 2016 - 09:45

Bu bayramda da Şefika Halamın dışında herkes gülüyordu. Kasabadaki eski ahşap evinde toplanmıştık. Odadan odaya geçerken ha bire tahtalar gıcırdıyordu. Halama baktım, gülümsemiyordu bile. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi kalktı. Yeleğine sarınıp odadan çıktı. Sanki bütün kasavetleri de sarınmıştı. Gülen herkes sustu. Birbirimize baktık. Havada bir ağırlık oldu. Babam içini çekti. “Belki…” dedim ama söyleyeceğime kendim de inanmadığım için devamını getirmedim. Sustum. Önce saate sonra pencereden dışarıya baktım. Saat yirmi üç kırk beş. Hem bir bardak daha çay içmek için hem de beklenenlerin gelmesi için artık geçti.



Annem, sehpanın üzerindeki kuruyemiş tabaklarını, ince belli çay bardaklarını topladı. Dağınıklığı sevmezdi. Keşke annem içimizi acıtan hüzünlerimizi de toplasa, toplayıp havaya savursa, savrulan hüzünler gökyüzünde kaybolup gitse diye düşündüm ama olmaz ki. Suskunluğumuz devam ettikçe gece koyulaştı. “Havalar iyice serinledi.” dedim laf olsun diye. Babam başını salladı. Annem sehpayı sildi. İş olsun diye. Vakit ilerledikçe saatin sesi daha bir yükseldi ya da bana öyle geldi. Sürekli aynı şekilde oturmaktan sırtım tutulmuştu. Gerindim. Kemiklerim kıtırdadı. Çıkan sesten mahcup oldum.


Şefika Halam odaya geri geldi. Yanıma oturdu. Kızaran gözlerine baktım. “Başım ağrıdı. Bir aspirin içtim.” dedi. Gönülsüz de olsa sesi çıkmıştı. Yıllardır yalnız yaşıyordu. Pencereden dışarıya baktı. Sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi anlattı. Eşi öldüğünde yirmi altı yaşındaymış. İki oğlu da çok küçükmüş. Onları büyütmek, okutmak için yıllarca kasabanın okulunu temizlemiş. Tuvaletlerin amonyak kokusu genzini yaktıkça o oğullarını düşünürmüş. Okuyup birinin mühendis birinin doktor olduğunu hayal edermiş. Elleri, soğuk havalarda temizlik yapmaktan morarır çatlarmış. Meslek sahibi olacak iki oğlanı düşünmek, ellerine merhem olurmuş.Kendi kendine sevinirmiş.


Mühendis Beyle Doktor Bey diğer bayramlar gibi bu bayramda da gelmeyecekler.Bayram onlar için lüks yerlerde tatil yapma fırsatı. Halam bunu bile bile gözlerini bahçe kapısından ayıramıyor. Karanlığa dalıp dalıp gidiyor.Ay, yine bulutların arkasına saklanıyor.


Boynuna sarılıp başımı halamın göğsüne yasladım. “Arslan halam benim, oğlan istiyorsan al sana oğlan işte! Ben de senin evladın sayılmam mı?” dedim. Halam saçlarımı öptü kokladı. İçlendi.İçini çekti. Kendi kendine konuşur gibi bana:


“Hüseyin yavrum.” dedi. “Onların kokusu başka. Kimse evlat gibi kokmuyor.” dedi. Bazen yapacak bir şeyimiz kalmaz susmaktan başka.


Sustum. 

 

 

 

 

Ataman KALEBOZAN

atamankalebozan@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar