Fatih Bizimle Kal!
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Fatih Bizimle Kal!

01 Eylül 2016 - 11:17

 

Fatih  YAZICI

35 Yaşında,

Milli atlet, gülleci

İstanbul’da yaşıyor.

 

FATİH BİZİMLE KAL!

Arkadaşlarla maç yapıp kaldığım tesise dönmüştüm. Televizyonu açtığımda haberlerde  askerlerin köprüyü tuttuğu söyleniyordu. O ara telefonuma mesajlar gelmeye başladı. Az evvel çıktığım spor kulübünün önünde çatışma var diyorlardı. Borsa İstanbul’u ele geçiren bir grup asker halka ateş açıyormuş. O ara Cumhurbaşkanımızın çağrısını duydum. Hemen sokağa fırladım.

Havaalanına gitmeye çalışan, İstinye’den gelen halka ateş açan birileri vardı. Ormandan sesler duyuluyordu. Polis ve halk ateş açanlara doğru yürümeye çalıştıkça daha şiddetli karşılık veriliyordu. Borsanın önündeki projektörleri halkın ve polisin yüzüne doğru çevirmişlerdi. O yüzden polis nereye ateş edeceğini tam olarak göremiyordu. Asker kılığına girmiş teröristler ayakta olanları patır patır vuruyorlardı. Onca insanın vurulup yere düşmesine rağmen ateşi kesmiyorlardı. Bunu yapanlar insan olamazdı.

Birkaç kişiyle birlikte arabaların altına yattık. Ben kafamı kaldırdım. İlerlemek istediğim anda karnımdan vuruldum. Yere düştüm. Tekrar kalktım. Tekrar düştüm. İlk vurulduğumda hiçbir şey hissetmedim. Hatta vurulduğum için mücadeleye devam edemeyeceğim için kızdım.

Gömleğimi kanayan yarama bastırıp, “Ben nasıl vurulurum?” diyerek tekrar ayağa kalktım. Yürümeye devam ettim. İlerde ateş açanları artık görebiliyordum. Bana ateş eden er değildi. Onu gördüm. Bir binbaşıydı. Bana baktı ve öldürmek için tekrar ateş etti. Bir şarapnel parçası kasıklarımı delip geçti. Yere düştüm.

Etraftan bağrışmalar duyuyordum. Kendimi teskin ederek bilincimi açık tutmaya çalıştım. Yaklaşık on dakika yerde kaldım. Çok kan kaybediyordum. Karnım parçalanmıştı. Yoğun ateşten dolayı kimse yanıma gelemiyordu.

 

Kendimden geçmek üzereyken birinin bana doğru eğilip,

“Abi, abi aç gözlerini. Bak senin adın da Fatih’miş. Benim adım da Fatih. Adlarımız aynı. Dayan abi!” dediğini duydum. Fatih olduğunu söyleyen bu vatan evladının minibüsüyle hastaneye yetiştirdiler. Doktorlar beni gördükleri anda umutlarını kesmişler.

Etraftaki sedyelerde inleyen ya da baygın yatan başka yaralılar da vardı. Bizleri durumlarımızın ağırlığına, aciliyetine  göre yan yana sıraya koydular. Ben ikinci sıradaydım. Başımı sağıma çevirdiğimde durumu benden daha ağır olduğu için ilk sıraya konulan bir polis memurunu gördüm. Doktorlar müdahale için gelip polise bakınca,

 “Şehit olmuş.” dediler. Sonradan öğrendim. Borsa İstanbul’un önünde TOMA’da vurulan Mehmet Şevket UZUN’muş. O şehit olduğu yerde sukûnetle yatarken ben ona bakmaya devam ettim. Şehit olunca sırası bana geçmişti.

***

Ben şehit olamadım.

***

Doktorlar yaramı görünce,

“Durumun ağır, müdahale edecek aletlerimiz yok.” diye beni yakındaki başka bir hastaneye sevk ettiler. Hemen ambulansla yola çıkıldı. Ambulanstaki görevli sürekli bana,

“Fatih, bizimle kal!” diyordu.

“Bizimle kal!”

 Bilincim açılıp kapanıyordu. Çok kan kaybetmiştim. On beş dakikalık yolu kırk beş dakikada gidebilmişiz. Çoğu yer kapalıymış. Ambulans şoförü oraları iyi bildiğinden önüne kapalı bir sokak çıkınca başka bir sokağa giriyormuş. O şekilde hastaneye beni yetiştirmişler. Dört saat ameliyet etmişler. Kasığıma  saplanan şarapnel parçaları o sıcaklığıyla sol testisimi eritmiş. Şarapnel parçasını doktor parmağıyla çıkarmış. Karnımdaki mermiyi almışlar. Sol karın kasım tamamen parçalanmış. Doktorlar bağırsaklarımdan bazı parçaları kesip almak zorunda kalmışlar. Karnıma elli yedi tane zımbalı dikiş atmışlar. Sol karın kasım tedavi olmadı. Midemde sıkıntı var. Ölecek gözüyle bakmışlar. İki gün yoğun bakımda kaldım. Hastabakıcılar iki saatte bir çarşaflarımı değiştiriyordu. O kadar çok terliyordum ki tüm örtüler sırılsıklam oluyordu. İki günde altı kilo vermişim.

Ziyaretime gelenler beni tanıyamıyorlar.

Vurulunca karnım öyle açılmış ki o anımı gören bekçi, beni ziyarete geldiğinde hüngür hüngür ağladı. Hayatta kalmam mucizeymiş

 

Milli gülleciyim. Artık aktif olarak spor yapamayacağım.

Ben duydum, adaşım Fatih SATIR beni hastaneye yetiştirip tekrar çatışmanın olduğu yere geri dönmüş. Şehit olmuş. Ben olamadım.

 Çok isterdim.

 Şu anda yeniden bir  olay olsa, vatanıma bir saldırı olsa hiç düşünmem bu halimle yine giderim. Gözümü kırpmam mermilere yine göğsümü siper ederim.

***

 O meydanda iki Fatih vardı. Biri Fatih SATIR diğeri Fatih YAZICI. İkisi aynı anda, aynı yerde, aynı duygularla bir araya geldi. Hak, birini yanına çağırdı diğerini vatana emanet bıraktı. Vatanı da O’na emanet etti. Birinin ruhu mücerret gibi turna kuşlarının uçuşu misaliyle göğe doğru yükseldi diğerinin kanadı vuruldu. Biri şehit oldu. Diğeri gazi.

 İkisi de bu vatanın evladı. Kalbi. Bayrağımdaki al kanı. Ay ve yıldızı.

 

Ataman KALEBOZAN

atamankalebozan@hotmail.com

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar