Hikâye Yazmak
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Hikâye Yazmak

14 Aralık 2019 - 13:13

Hikâye yazmak kolay değildir. Kendi içinde kuralları vardır. Konuyu belirle, karakterleri belirle, anlatıcı ve bakış açılarını belirle, olay örgülerini oluştur, mekân ve zamanı belirle, anlatım biçim ve tekniklerinden yararlan, dil bilgisi kurallarına uy, yazım kurallarına uy ve üstüne de yazdığın hikâye ya yaşanmış olsun ya da yaşanma ihtimali olsun ve başlığını iyi seç. Aman konuyu özetlemesin. Öz olsun. Kısa olsun. İlgi çekici olsun. Hadi başlığı buldun, giriş kısmına da dikkat etmek gerek. Giriş kısmı ilgi çeksin yoksa okuyucu daha baştan yazdığını okumaz. Ki okuyucu bizim en iyi arkadaşımızdır. Onu mutlu etmek istiyoruz. Heyecanlı girişte de okuyucuyu tutmayı başardın diyelim. Geldik gelişme kısmına. Gelişme kısmında çatışmalar yarat, heyecan fırtınaları estir ki okuyucu okumaya devam etsin. Okuyucu hâlâ okuyor diyelim. Bunlar da yetmez sonuç bölümünde de ne yap yap okuyucuyu ters köşeye yatır ki hikâye akıllardan çıkmasın.

Zor iş. Gerçekten hikâye yazmak zor iş.

Dahası da var.

Konuyu belirledin. Karakterler hazır. Yazılıp çizilmeyi bekliyorlar. Geçtin bilgisayarın başına ya da kâğıdın başına. Elin klavyede ya da kalem elinde. Dakikalarca boş boş bakıyorsun. Niye? İlham perimi bekliyorum. E ne zaman gelecek peri hanım ya da peri bey? Bilmiyorum bir şey demedi. Beklersen eğer, Güneş doğar batar. Yine doğar yine batar. Böylece geçer günler.

Bence beklememek lâzım. İlham perisi gelmez. Çünkü yok öyle bir şey. Bu yazamayanların uydurduğu bir efsanedir. Hadi perilere inandık diyelim. Bir cümlecik yazdık. Devamında yine mi peri bekleyeceğiz? Asla beklemeyeceğiz. Çünkü yazmanın yüzde biri ilhamsa yüzde doksan dokuzu emektir. Disiplindir. Plânlı çalışmadır. Çoğu ünlü yazar her gün disiplinli bir şekilde yazarak başarıya ulaşmıştır.

Peki, nasıl yazmalı? Muhakkak kendinize bir hedef koymalısınız. Koyduğunuz bu hedefe ulaşmak için her gün kelimelerle oynamalısınız. Onlar sizin oyun arkadaşlarınız değil mi zaten? Sessizlikteki dostlarınız, içinizi dışınıza aktaran sesiniz değiller mi? Günlük tutun mesela. O gün olanları ya da aklınızdan geçenleri ya da ilginç tipleri yazın. Sözlük okuyun. Yeni kelimeler keşfedin. Kurduğunuz bir cümledeki kelimelerin yerlerini değiştirin. Sonra bu cümleyi destekleyen başka bir cümle yazın. Bu sonraki cümle muhakkak hikâyenin ileriye doğru gitmesini sağlayacak bir cümle olmalı. Yoksa hikâye ilk cümlede kalır ve bu cümlelerin yerlerini değiştirin. Farklı yazarların hikâyelerini okuyun. Okuduktan sonra “Ben olsam bu hikâyedeki konuyu nasıl yazardım?” diye kendinize sorun. Böylece yaratıcılığınız artar.

Yaratıcılık, yeni konular keşfetmenizi sağlar.

Yaratıcılık, problemlerinizi çözmenize yardım eder.

Yaratıcılık, sağlıklı ilişki kurmanızı sağlar.

Kendinizi dinlemenize ve kendinizle barışık yaşamanıza olanak sağlar.

Yaratıcılık, sizi kişisel olarak geliştirir. Yazılarınızı geliştirir. Bu arada kendisi de gelişir. Ve yeni hikâyeler yazmak için size yol gösterir.

İşte bu yüzden perileri beklemeyin. Onlar zaten yerlerini masallarda bulmuşlar. Size uğramaya da hiç niyetleri yokmuş. Öyle dediler. Yani iş size kalıyor. Tek başınasınız. Şimdiden kolaylıklar diliyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar