Hüzün İçin Erken
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Hüzün İçin Erken

28 Kasım 2016 - 16:58

Taş merdivenlere oturmuş küçük kızın düz kumral saçları omuzlarına dökülmüştü. Minik kahverengi gözleri hüzün doluydu. Başını yanında oturan, kendinden bir kaç yaş büyük ağabeyinin koluna yaslamıştı. Bekliyorlardı.

“Abi, babam annemi ne zaman geri getirecek?”

“Bilmem.”

“Abi, hastaneyi ara. Babama, Yasemin annesini özlemiş. Çabuk getir, de.”

“Olur, söylerim.”

Ağabeyi iç çekti. Kollarını kardeşinin omuzlarına sardı. Taş merdivenler soğuyana kadar beklediler.

Yasemin’in annesini, o akşam babası geri getirmedi. Eve yalnız geldi. Sabah erkenden gitti. Sonra akşam yine yalnız geldi. Sonra sabah erkenden gitti. Bir akşam eve gelen komşu kadınlar, dualar okudular. Yasemin’le ağabeyine acıyarak baktılar. Sessizce bir köşede oturan babaanneleri gözlerini tülbendinin ucuyla kuruladı. Burnunu çekti. İki yanına salınarak, dudakları kıpır kıpır pencereden dışarıya dikti gözlerini.

Çiçekler soldu. Dut ağacının yaprakları döküldü. Bir iki yağmur çiseledi. Taş merdivenler i rüzgârlar soğuttu. Kış beyaza boyadı. Yasemin bekledi.

Annesi bir daha geri gelmedi. Kış bahara dönünce bir kadın geldi. Babasının koluna girerek taş merdivenlerden çıktı. Yasemin’le ağabeyinin saçlarını okşadı. Gülümser gibi yaptı. Babası çocuklara, tanımadıkları bu kadının artık onlarla yaşayacağını söyledi. Kadın elini uzattı. Öptüler. O gün babaannelerinin koynunda yattılar. Biri bir yanına diğeri öbür yanına sokuldu. Gözlerini kapatırken babaannesi burnunu çekti.

Uyudular. Yasemin rüyasında annesini görmek istedi. Ona çok şey anlatacaktı ama annesi rüyasına da gelmedi. Sabah kalktığında içi hüzün doluydu. Oysa hüzün için erkendi. Mutfaktan gelen kızartılmış ekmek kokusuyla hemen kalktı. Koştu mutfağa girdi. O kadın kahvaltı hazırlamıştı. Babasıyla karşılıklı gülüşerek çay içiyorlardı. Yasemin’i görünce sustular.

O günden sonra kadın, babası varken güldü. Yokken sustu. Babaannesinin köye döndüğü gün Yasemin büyüdü. Büyümek için erkendi.

***

“Nerede kaldın kız?”

“Geldim işte abla.”

“Sana kaç defa söyledim, bana abla demeyeceksin diye.”

“Demem abla.”

“Anne diyeceksin. Ann-nee!”

“Derim abla.”

Anne olmak isteyen abla, su dolu kovayı Yasemin’in önüne koyup eline bezi tutuşturdu.

“Salona geç. Yerleri iyice sil. Hadi oyalanma.” deyip telaşla dışarı çıktı.

Yasemin bezi kovada ıslattı. Sıktı. Dizlerinin üzerine çöküp beton zemini silmeye başladı. Islak bezin zeminde çıkarttığı hışırtı uzun bir süre dinmedi. Kovadaki su renk değiştirdi. Dizleri kızardı. Elleri acıdı. Kovayı zorlanarak kaldırıp banyoya götürdü. Köşedeki gidere suyu boşalttı. Kovanın içine tekrar su doldurup çalkaladı. Ters çevirip yere koydu. Bezi yıkayıp kovanın üzerine serdi. Ellerini kurulayıp dışarı çıktı. Taş merdivenlere ağabeyinin yanına oturdu.

“Abi, ne zaman getirecekler?”

“Ne bileyim ben. Adam yerine koyup bana bir şey dedikleri mi var sanki. Alıp başımı gideceğim buralardan zaten. “

Gitme dercesine ağabeyinin kirpiklerine baktı. Hırsla büzülmüş ince bir çizgi haline gelmiş ağzına baktı. Alnındaki sivilcelere baktı.

Evin önünde bir kamyon durdu. Kamyonun ön tarafından babasıyla abla indi. Ayakkabılarını tıkırdatarak merdivenlerden çıktı. Çocukların yanından hızla geçerken;

“Çekilin, ayakaltında dolanmayın.” diye kızdı.

Epeydir kavgasını ettiği yeni koltuklarına kavuşmuştu artık. Adeta uçarak salona doğru gitti. Yasemin’in babasıyla şoför kan ter içinde kalarak yeni koltuk takımını salona taşıdılar. Ablanın söylediği yerlere yerleştirdiler. Ayakkabılarıyla salonun zeminine bastılar. Kirlettiler. Yasemin yerleri yeniden sildi ama kimse ona teşekkür etmedi. Babasıyla karısı hevesle yere koltuk takımına uygun yeni halıyı serdiler. Halının ortasına koydukları sehpaya cam vazoyu yerleştirdiler. Kadın tül perdeyi düzeltti. Kocasıyla birlikte kapının ağzından koltuklara beğenerek baktı. Oturmaya kıyamadılar. Salonun kapısını örtüp oturma odasına yerleştirdikleri eski koltuk takımına oturdular. Çocukları odalarına yollayıp çekirdek çitleyip çay içtiler. O günden sonra salona izin almadan kimse giremedi. Yalnızca bayramlarda ve özel misafirler geldiğinde açıldı salonun kapısı. Yasemin yeni koltuk takımına bir defa oturabildi onda da azar işitti. Kimse koltuklara öyle rahat rahat yayılmayacaktı. Tek ayağını altına çekip oturmayacaktı. Ya çorabı kirliyseydi. Koltuklarda bir şey yenip içilmeyecekti. Kırk yılın başı eve yeni bir eşya gelmişti. O da onun zorlamasıyla alınmıştı. Onun izniyle de oturulacaktı. Bu kadardı işte. Babası koltuklarda oturmak zorunda kalınca hep tedirgin oldu. Bir rahat rahat çay içemedi. Ayağını altına alıp kollarını koltuğun kenarına koyup sohbet edemedi. Koltuk oturulmak içindi ama zorunlu kalınmadıkça oturanı olmadı.

***

Yasemin’le ağabeyi babalarını kaybettikten sonra önce babaannelerinin yanına sonra da okumak üzere başka şehirlere gittiler.

Yıllar sonra bir veraset işi için, hâlâ ablanın oturduğu baba evlerine gelmek zorunda kaldılar. Yasemin taş merdivenleri tek tek çıkarken çocukluğunu ve çocukluğuna dair yaşayamadıklarını hatırladı. İçi sızladı. Ağabeyiyle kapıda durup zile bastılar. Abla onları gülerek karşıladı. Kollarına girip salona getirdi.

Salonda bir zamanların yeni koltuklarında, pijamalarıyla oturmuş çekirdek çitleyen yeni kocasıyla tanıştırdı. Adam altına çektiği ayağını düzeltip kalkarken çayı döktü. Yasemin tedirginlikle bir zamanların anne olmaya çalışan ablasına baktı. Yıllar önce duyduğu o tanıdık korku yeniden içine doldu. Adam umursamadan kalktı. Üzerindeki çekirdek çöplerini yere silkeledi. Tekli koltuğa geçerken “Buyurun… Buyurun oturun. Hoş geldiniz.” dedi. Bir zamanların anne olmaya çalışan ablası içeriye temizlik bezi getirmeye gitti.

Yasemin’le ağabeyi koltuğun kenarına iliştiler. Çocukluklarına erken gelen tüm hüzünlerini toplayıp oturdular. Ablanın koltuk minderini silişini izlediler. 

 

Ataman KALEBOZAN

atamankalebozan@hotmail.com

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ertan Coban
    3 yıl önce
    Tebrikler Ataman Hocam, En güzel betimlemeler ile en şirin tasvirler ile hayalimizi öyle tahrik ettiniz... Demek hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.. Öyle ise kiymetini şimdi bilemediğimiz yarin ise çok geç olacak sevdiklerimizi şu kubbe altinda hoş birakmak lazim..

Son Yazılar