Leke
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Leke

01 Nisan 2016 - 09:55

Gözlerimi kırpıştırarak açtığımda gökyüzü kararmaya başlamıştı. Elimi başıma götürdüm. Zonkluyordu. Nerede olduğumu, yatıp kaldığım bu toprakta ne yaptığımı hatırlamaya çalıştım. Zorlukla doğrulup oturdum. Kafamın içi bomboştu. Elbisemin bazı yerlerinin yırtılmış olduğunu fark ettim. Birden buz kestim. Titremeye başladım. Tiz bir çığlık attım. Dere kenarı… Kurbağa sesleri... Pis bir sırıtış… Ağırlık… Bir olup etrafımda dönmeye başladılar. Kustum.


Eve döndüğümde sessizce içeriye girdim. Annem sedirde oturmuş beni bekliyordu. Kısık gaz lambasının ışığını açtı.


“ Bu saate kadar neredeydin sen?” diye fısıldadı.


Belli ki babam uyumuştu. Ağzımı açtım ama sesim çıkmadı. Annem yanıma kadar gelip kolumu sıktı.


“Cevap versene kız, dilini mi yuttun?”


O anda elbisemin halini fark etti. Çığlık atmamak için eliyle ağzını kapattı. Gözleri büyümüş halde bana bakakaldı.


“N’oldu, n’oldu sana böyle? Bu halin ne?”


“Anne…” dedim.


Başka da bir şey söyleyemeden sustum.


Annem kolumu daha çok sıktı, gözlerini daha çok açtı;


“ Kız sen ne yaptın? Başımıza ne iş getirdin?” dedi. Sesi hâlâ fısıltıyla çıkıyordu. Babamın ağır uykusu annemin fısıltısında iyice ağırlaştı.


“Ben bir şey yapmadım ki.” demek için ağzımı yine açtım. Yine konuşamadım. Büyümüş gözleriyle yükseltemediği sesiyle annem durmadan sordu. Durmadan kolumu sıktı. Ben, durmadan sustum.


Annem beni bırakıp olduğu yere çöktü. Çığlıklarını içine ata ata ileri geri sallana sallana ağlamaya başladı. Onun gözyaşları karşısında rüzgâra direnmeye çalışan bir fidan gibi titredim. Köklerim tek tek koptu. Kopup annemin sessiz ağıtlarına dolandı. Annemi dinlemeliydim. Dere kıyısına bir başına gitmemeliydim. Serin sulara ayaklarımı sokmamalıydım.
Annem birden oturduğu yerden kalktı. Odanın ortasına bakır leğeni koydu. Sıçrayan suları tutsun diye leğenin etrafına birkaç parça havlu serdi. Üzerimdekileri çıkarıp beni leğenin içine oturttu. Soğuk suları saçlarımdan aşağı döktü. Derimi tırnaklarıyla kazıdı. Vücudum morarıp soğuktan titreyene dek beni yıkadı. Leğenden çıkardı. Üzerime havluyu doladı. Paçalarını sıvayarak suyu hamamlığa döktü. Yırtık elbiselerimi bir poşete koyup ağzını bağladı. Ağzı bağlı poşeti başka bir poşete koyup onun da ağzını bağladı. Çamaşırlarımı, pazen entarimi, çoraplarımı giydirdi. Saçlarımı yola yola tarayarak iki örgü yaptı. Uçlarını lastikle bağladı. Başıma kenarları kırmızı oyalı kara bir tülbent doladı. Beni yatağıma yatırıp üzerime yorganı çekti. Başımda sabaha dek ağladı.


Sabaha dek ağladım.


Gün, üzerimize her zamanki gibi doğdu. Ortası çukurlaşmış geniş siniye her zamanki gibi çay bardakları koyduk. Zeytin, peynir, domates… Annem şekerliğin içine girmiş birkaç karıncayı eliyle alıp attı. Babam her zamanki gibi ağzını şapırdattı. Dişine kaçan ekmek kırıntılarını, arasına kir dolmuş tırnağıyla çıkarmaya çalıştı. Ben her zamanki kızı gibi göründüm ona. İçimde bir sancıyla sofraya oturdum. Annem başım ağrıyor diye tülbendini alnına sıkıca sarmıştı. Gözlerinin altı ağlamaktan mor mor olmuştu. Çayımızı içip tarlaya doğru yola çıktık. Öğlen sıcağı tepemize gelene dek çalıştık. Sonra annem beni eve bulgur pilavı, yufka, ayran almaya yolladı.


Geri döndüğümde babam tek ağaç gölgesi olan yere çökmüştü. Yüzüme bakmadı. Getirdiklerimi yemedi. Toprağa karışmış nasırlı elleriyle sigara içti. Bulgur pilavı soğudu, ayran ekşidi, yufkaya karıncalar doluştu. Gün batınca babam önde annem arkada, ben en arkada başımız öne eğik eve döndük.


Böylece geçti günler.


Bir akşamın karanlığında, babam bir adamla çıkageldi. Adam babam yaşında görünüyordu. Kaşının altından bana baktı. Sinsice sırıttı. Ağzında diş olmayan yerler kara bir delik gibi göründü gözüme. Kara delik büyüdü beni içine çekti. Her yer zifiri bir mateme büründü sanki. Tiz bir çığlık attım. Dere kenarı… Kurbağa sesleri... Pis bir sırıtış… Ağırlık… Bir olup etrafımda dönmeye başladılar. Bu, o adamdı. Kara delik beni bir çırpıda yuttu.


Annem elime bir bohça verip beni bu adamın peşine kattı. Gitmek bir zorunluluk. Kalmaksa bir kara lekeydi ailem için. Annemin boynuna sarılıp;


“Anne, gönderme beni.” dedim.


Olduğu yere çöküp ağlamaya başladı. Babama baktım. Gözleri yerde. Yanına gidip ellerine sarıldım.


“Baba, gönderme beni.”


Babam ellerini hızla çekti. Arkasını döndü. Bu sefer ayaklarına kapandım. Yüzümü sürdüm. Ayakkabısının tozuna döküldü gözümden akan yaşlar. Yol yol iz oldu.


“N’olur baba. Sabahları sizden önce kalkar giderim tarlaya. Siz gelene kadar çalışırım. Siz gelince de çalışırım. Hiç konuşmam. Hiç acıkmam, susamam. Hiç tülbent istemem. Okula da gitmem, arkadaşıma da. Yeter ki sen, kal de bana baba. Kal de baba. Ha baba?”


Babam ayaklarını da çekti.


“Sen, artık benim kızım değilsin.” deyip sırtını döndü. Babam ayakkabılarındaki gözyaşımla birlik olup, bana sırt çevirdi. Ben babamın kızı değildim artık. Ben babamın Nazlısı, ben babamın su vereni, çay getireni, havlu tutanı değildim artık.


Ben, babamın alnının kara lekesiydim artık.


Adam eğilip yerden bohçamı aldı. Başımda dikilerek kalkmamı bekledi. Yuvamda kalamayacağımı bilerek, geri dönüşümün olamayacağını bilerek, çaresizlik içinde istemeye istemeye kalktım. Bu tanımadığım adamın ardından bilmediğim yerlere doğru, gittikçe ufalarak yürümeye başladım.


Ağlaya ağlaya, cevizini yediğim ağaçları, yere dökülmüş erikleri geçtim. Bahçemizin kapısına geldim. Dönüp son kez baktım evimize. Annem, hâlâ arkası dönük duran babamın gölgesinde olduğu yerde çürümüş kalmıştı. Koşup boynuna sarılmak tekrardan yalvarmak istedim. Yapamadım. Adam durakladığımı görünce kapıyı açıp beni sertçe dışarıya doğru itekledi. Sessizce bir ah, dedim. Sendeleyip düştüm.

 


***


Düştü. Bu sanki bir düştü. Kocaman nasırlı ellerin pis sırıtışlı adamı vurup yere devirmesi, annemin üzerime düşen gölgesi, adamın topallayarak kaçışı… Bu düştü. Sanki bir düştü.

 

***


Babam, beni düştüğüm, düşüp de kalakaldığım yerlerden kaldırdı.


“Kalk.” dedi.


“Kalk kızım. Haydi, evimize gir.”


Beni bahçe kapımızdan içeriye yavaşçacık itekledi.

 

 

 

 

Ataman KALEBOZAN

atamankalebozan@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar