Mısır Ekmeği
Ataman Kalebozan

Ataman Kalebozan

Mısır Ekmeği

11 Ağustos 2015 - 11:50

Pencereden arkadaşlarımı seyrediyorum. Maç yapıyorlar. Aklım onlarda ama annemin fırınlı sobaya sürdüğü mısır ekmeğinin pişmesini bekliyorum. Buradan ayrılamam yoksa ekmek pişince annem fırından çıkarır, o da dışarıda çabucak soğuyuverir. Oysa ben mısır ekmeğini sıcakken yemeyi seviyorum. Soğumadan köşesinden koparıp sokağa fırlıyorum. Üfleye üfleye yiyorum.

 

Sabırsızlanarak:

 

“Daha pişmedi mi?” diye soruyorum.  Annem bunu niye sorduğumu biliyor. Hafifçe kaşlarını çatarak:

“Bu sefer olmaz. Baban çok kızar.” diyor. Anneme sokuluyorum:

 

“Kızmaz ki.” diyorum. Annem bir şey söylemiyor. Bakıp gülümsüyor. Tekrar pencereye gidip arkadaşlarımı seyre koyuluyorum.

 

Babam ekmek sıcakken ucu koparılınca hamurlaşıyor diyor. Kızıyor. Aslında bana gerçekten kızmıyor. Kızmış gibi görünüyor. Çünkü diğerlerinin fark etmediği bir anda bakıp göz kırpıyor. Bu ikimizin arasında bir oyun. Bir sır. Ben babamı dünyalar kadar seviyorum. Annemi de seviyorum ama annem kızınca hiç göz kırpmıyor.

 

Ekmek pişmiş annem soğuması için sofra bezinin üzerine koymuş. Eline süpürgeyi alıp avluya çıkıyor. Ben de fırsattan yararlanıp ekmeğin köşesini kopardığım gibi sokağa fırlıyorum. Daha avlunun kapısından çıkar çıkmaz babamla karşılaşıyorum. Hemen ekmeği arkama saklıyorum.

 

Babam:

“Acelen ne böyle? Korkma arkadaşların bir yere kaçmıyorlar.” diyor.

“Geç kalırsam maça almazlar baba.” diyorum. Bir an evvel oradan uzaklaşmak istiyorum. Annemin dediği gibi ya bu sefer kızarsa... Çekiniyorum.

 

Babam bu günlerde pek gülmüyor.

 

Yeleğinin cebinden bozuk para çıkarıp bana uzatıyor:

“Gazoz, leblebi alırsın.” diyor. İki elim hâlâ arkamda.  Ekmeğimi saklıyorum. Saçlarımı karıştırarak göz kırpıyor. Eğilip parayı pantolonumun cebine koyuyor.

***

 

Ablamla sedirde ses çıkarmadan oturuyoruz. Dışarıda kar yağıyor. Babam hasta. Öksürüyor. Başucunda bir sürü ilaç var. Sürekli onlardan içiyor. Annem babamın sırtına bir şeyler sürüyor. Başına patates sarıyor. Ben babam öksürünce ılık su veriyorum ama öksürmesi geçmiyor.

 

O gün sabaha karşı annemin ağlama sesiyle uyanıyorum.

***

Pencereden ağaçları seyrediyorum. Rüzgârda yaprakları sallanıyor. Gözüm yapraklarda. Aklım yıllar evvel kaybettiğim babamda. İçim acıyor. Sanki avlu kapısı açılacak da babam içeri giriverecekmiş gibi geliyor. Onu çok özlüyorum. Annem mısır ekmeğini sobanın fırınından çıkarıyor. Soğuması için sofra bezinin üzerine bırakıyor.

***

Babam öldükten sonra mısır ekmeğinin kenarını bir daha sıcakken koparmadım.

 

Bir daha kimse benim cebime harçlık koymadı.

 

 

 

 

Ataman KALEBOZAN

atamankalebozan@hotmail.com

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar