Gönül Kapınıza Kilit Vurmayın
Aziz Dolu Atabey

Aziz Dolu Atabey

Gönül Kapınıza Kilit Vurmayın

23 Haziran 2017 - 15:00

Kilit, kültürümüz için önemli bir unsurdur. Cemiyet hayatımız için menfi yönü ağır basan bir unsur… Kilit, Batı âlemi için belki medeniyet simgesi olarak algılanabilir. Oysa İslâm kültür ve medeniyetindeki yeri pek de parlak değildir. En azından özenilecek bir tarafı yoktur.

 

Dedelerimiz bu merete rağbet etmemişlerdir. Dükkânlarının, evlerinin kapılarını bir mandalla tutturuverip çıkmışlardır bağa, bahçeye, pazara… Kimi Cuma’sına gitmiştir; kimi evine, yemeğe… Ceddimiz, herkesi kendisi gibi bilmiştir büyük bir özgüvenle. Zira hırsız, arsız değildir o güzel insanlar.

 

Dedelerimizin devri güzeldir. Babalarımızın zamanı ise, o eski güzelliklerin yavaş yavaş solduğu bir zaman dilimi olarak çıkmaktadır karşımıza. Güvensizlik, şüphecilik sinsi sinsi girer insanımızın genine. Mandalların yerini kilitler alır. Gerçi ilk zamanlarda alçakgönüllü bir yanları da vardır. Biraz kurcalanınca açılıverirler. Ama sonuçta birer merettir Müslümanlar için. Angaryadır, mahcubiyettir vesselâm… Zira konuya komşuya karşı zor durumda kalınan bir durumdur. Sırf bu yüzden de yıllarca konu komşuya emanet edilmiştir anahtarları. “N’olur, yanlış anlamayın sakın. Size güveniyorum ama…” sözünün sessiz çığlığı olmuştur bu emanete bırakışlar. Sonra sonra komşu bulamamak, bulsa da rahatsız etmemek gibi durumlar ortaya çıkmıştır. Bu kez de paspasların, saksıların altlarına sokuşturuluverilmişlerdir. Delilleri karartma telâşesindeki suçlular gibi.

 

Yörük denildi mi akan sular durur bizim için. Zira -elhamdülillah- Yörüğüz. Avşar’ın Karahacılı’sıyız her daim. Biliriz ki, mevzu, Yörüklerin dimağını meşgûl eden bir mesele olmaktan uzaktır. Yörüklerin töresinde, yaşantısında kilidin esamisi okunmaz. Yörüğün kara çadırında da, otağında da kilit yoktur. Mandala bile tenezzül etmez. Yörüğün kapısı da, gönlü de herkese açıktır. Kapısına geleni “Tanrı misâfiri” kabûl eder. Gelenin, elif harfi gibi olması şartıyla tabi ki… Öyle ya, Yûnus’un küfesindeki odunlar bile elif olmaya can atarken; kişioğluna da elif olmak yaraşır değil mi ya? Velhâsıl Yörük, Türk’ün özüdür. Öz olmanın gereği olarak da, Türk töresinin cevherini taşır damarlarında.

 

Evet, canlar! Olur da bir gün yolunuz güney illerine -misâl Yörükeli’ne (Antalya)- düşerse, sâhile (plaj) koşup, kumsalda (beach) akşama kadar denizi seyretmekle vaktinizi heba etmeyin. Arada bir Beydağlarına da nazar eyleyin. Hatta geçmiş zaman çekiminde bıraktığınız, unuttuğunuz güzellikleri yeniden yaşamak, hatırlamak isterseniz Yörük obalarını da bir ziyaret ediverin. Tuluktaki ayranın, cezvedeki kahvenin hatırına…

 

Bekliyoruz!..

 

Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar