Otizmliler, İlle de AKP Diyormuş
Aziz Dolu Atabey

Aziz Dolu Atabey

Otizmliler, İlle de AKP Diyormuş

23 Mayıs 2016 - 09:35

Güzel ülkemizde birçok uygulama evlere şenlik bir hal aldı dostlar. Gün geçmiyor ki bir kara mizah örneği ile karşılaşmayalım. Hafta başında katıldığımız iki günlük özel eğitim seminerinde bunlardan bir yenisine daha şahit olduk. Serik Anadolu Lisesinde, Pazartesi ve Salı günleri düzenlenen ve resen katıldığımız seminerde hayli gülünç (trajikomik) durumlarla karşılaşınca, bu gülünçlükleri sizlerle de paylaşalım istedik.



Önce otizmin ne olduğunu anlatalım. Konuyu bilimsel dille açıklayıp da zihinlerinizi yormamaya çalışarak tabi ki. Efendim, her biriniz ya da en azından bir tanıdığınız motorlu araç sahibidir mutlaka. Ve bu araçları hareket ettiren benzin, mazot olduğu kadar elektrik aksamlarıdır da. Bu elektrik aksamlarından bir parça misal bir kablonun koptuğunu, oksitlendiğini filan düşünün. Ne olur? Aracınız hareket etse bile ya bir sileceği, ya bir kornası işlev görmez. Yani aracınız çalışabilir, camları açılıp-kapanabilir hatta hareket de edebilir ama dediğimiz gibi o kablo ile ilgili olarak mutlaka bir yerlerde, bir parça işlevini yitirir. Otizmli bir birey de buna benzer. Tamamen beyin ve sinirlerle ilgili bir rahatsızlıktır. Malûm, insan vücudundaki sinirler de araçların, elektrik aksamları gibi işlev görür. Söz gelimi kalbinizin çalışması için elektriğe ihtiyaç vardır ve vücudunuz, bu elektriği kendisi üretir. Otizmli bireyler hakkında hâlâ bilinmeyen karanlık noktalar bulunmakla birlikte sorunun kaynağının, sinir dolaşımında oluşan herhangi bir aksaklık olduğu düşünülmektedir.



Dönelim, asıl konumuza… Milli Eğitim Bakanlığının -neredeyse- her seminerinde olduğu gibi, bilindik formatta hazırlanmış bir slayt ve bu sılayttan önemli gördüğü yerleri, katılımcılara okuyan; salonda gürültünün-patırtının arttığı yani dikkatlerin dağıldığı anlarda da aralara anılar-hatıralar sıkıştırarak, semineri neşeli hale getirmeyi başaran bir konuşmacımız eşliğinde güzel bir destek eğitimine ve dahi telkin (propaganda) sağanağına tutulduk.



Salı günkü oturumda önce, AKP’nin yayın organı gibi yayın çalışan A-Haber kanalında otizmli bir kızımızla ilgili yayınlanmış haberi izledik. Şimdi, ne var ki bunda diyeceksiniz tabi haklı olarak. Şu var ki, otizmli kızımız, -öncesinde tamamen yönlendirme amaçlı olarak yöneltilmiş olsa gerek- bir soruya yanıt veriyor. Olsa gerek diyoruz, zira soruyu kesmişler. Otizmli kızımız, en büyük arzusunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la tanışmak olduğunu söylüyor.



Video sona erince, -telkinden (propaganda) yeterince tatmin olmamış olacak ki- sunucu arkadaşımız görev yaptığı özel eğitim kurumunda, -ortaokul yahut liseli artık hangisindense- otizmli çocuklara yönelik olarak yaptıkları bir sosyal deneyi anlattı. Deneyin kurgusu şöyle: Kurumda eğitim gören otizmli çocuklara, mecliste halen terkibi (group) bulunan siyasî fırkaların (party) yani AKP, CHP, MHP ve HDP’nin simgelerinin (amblem, symbol) bulunduğu oy pusulaları kulanılmak suretiyle, “seçimde oy kullanma” eğitimi veriliyor. Sonuçta, sunucu arkadaşımızın çok şaşırtıcı bulduğunu ve sosyal bilimcilerce incelenmesini önerdiği bir durumla karşı karşıya kalınıyor. Bütün denekler yani sosyal deneyde ister-istemez görev alan/aldırılan bütün öğrenciler mührü götürüp, AKP’nin simgesi olan ampule basıyorlar. Dahası bütün oy kullanma tekrarlarında aynı sonuç alınıyor.



Özel Eğitimci arkadaşımız bu anıyı da paylaşınca, salondaki tepkileri tahmin etmeniz zor olmasa gerek. Ülkücü arkadaşlarımız, hilal bıyıklarının bir tarafı yukarı kaykılarak istihza ile yani alaycı alaycı gülüyorlar; Sosyal Demokrat arkadaşlarımızın suratları düşüyor falan filan. Biz, burada AKP taraftarı öğretmenlerin vermiş oldukları tepkileri sizlere aktarmayı daha bir kayda değer buluyoruz ister istemez. Özellikle de dinci bir arkadaşın yüksek sesle dillendirdiği ve hayli de tasdik (onay) alan “Aklın yolu birdir.” sözünü işitince -fikir, zikir, istihza diye giden Osmanlı Türkçesinin kadim sözcüklerini de yadederek- en anlamlı gülümsemeyi gönderiyoruz arş-ı âlâya doğru. Öyle ya, Allah’ın, insanlara en büyük nimeti olan aklın yolu birdir. Yalnız dinci arkadaşlarımızın unuttuğu nokta şudur: Bu yol, akıl-baliğ olanlar için geçerlidir!..


Şimdi bir anı da biz paylaşalım: 2004 yılında Alanya/Demirtaş YİBO’da görev yaparken, -adı bizde saklı- Şanlıurfalı bir öğrencimizle yollarımız kesişmişti canlar. Bu kızımız, toplumda, “balık hafızalı” olarak adlandırılan rahatsızlıktan muzdaripti. Söz gelimi, adını yazmayı öğrettiğimiz bu yavrumuz birkaç saat sonra bu bilgisini, becerisini unutuyordu. Gerçi herhangi bir tanı konup, konmadığını bilmemekle birlikte, kişisel bakım becerilerini kazanamamış olması misal sınıf ortamında sık sık altını ıslatması gibi durumları da gözönünde bulundurarak “idiot” yani doğuştan zeka geriliği veya daha hafif bir zihinsel rahatsızlığı olabileceğini düşündüğümüz bu kızımızın halinden de etkilenerek dahası Alanya-Antalya arasında epeyce bir git-gel de yaparak, Kaleiçinde bulunan rehberlik araştırma merkezinde eğitim alıp, “Özel Eğitim Öğretmenliği” belgesi almışlığımız da vardır.



Gelelim otizmli çocuklarımızın ampul sevgisiyle ilgili meselenin bilimsel temellerine: Efendim otizm, zihinsel engel türlerinin en ağırı, en şiddetlisi olarak kabul edilebilir. Şizofrenlik de ağır ve şiddetlidir ama tıbbî tedavi imkânı olduğu için otizm kadar kötü sayılmaz. Bu otizm rahatsızlığı, hoşgörü ikliminde yaşayan bireyler söz konusu olduğunda eğlenceli sonuçlar doğurabileceği gibi saldırganlık, şiddet, bilinçsiz taksirle (kusur) yaralama olaylarına sebebiyet vermeye kadar da gidebilir. Söz gelimi (misal) bu rahatsızlıktan muzdarip bireylerde sebepsiz yere gülme, ısırma, sallanma, tükürme, vurma gibi davranışlar gözlemlenebilir. Bu bireyler aşırı gürültüden, aşırı ışıktan korkabilirler. İnsanlarla göz göze gelmezler. Konuşulanlara, kayıtsız kalırlar. Karanlıktan korkmak da bu takıntılardan biridir. Kısacası otizmli bir birey kendi dünyasında yaşar. Bu yüzdendir ki otizmli bir birey için ampul demek, aydınlık demektir. Gecenin karanlığında bir aydınlık; kendisini seven, koruyup-kollayan bir anne, bir baba sıcaklığıdır zihninde oluşan çağrışım. Dahası CHP’nin, “altı ok”u; MHP’nin, “üç hilâl”i ve soyut kavram becerisi/yeteneği gelişmemiş olan otizmliler için hiçbir şey ifade etmeyen, HDP’nin -oldukça soyut- “çınar ağacı” simgesi söz konusu bu rahatsızlıktan muzdarip olan bireylerin hiçbir şekilde ilgisini çekmez. Peki, ampulün pabucunu dama atacak simge ne olabilir, derseniz arz edelim: Lolipop şekeri!..



Yeri gelmişken, millî gururumuz Prof. Dr. Aziz Sancar Hocamızdan da söz edelim dostlar. Ülkücü dünya görüşüne sahip olmakla, birçok kesimin yüreğini burkan sayın hocamızın, kimya dalında Nobel ödülü almasına vesile olan bilimsel çalışmalarına da değinelim. Artuklu Beyliğinin başkenti olan Mardin ilimizden çıkıp, okyanus ötelerine; ta Amerikalara kadar giden ve orada, Türk insanının yüzünü ağartan Prof. Dr. Aziz Sancar Bey’in buluşu olan DNA’nın onarılması meselesi, otizm hastalarını da yakından ilgilendirmektedir. Hocamızın çalışmaları tam anlamıyla sonuç verdiği takdirde, başta kanser olmak üzere Alzheimer, Otizm gibi rahatsızlıklara çare olabilecektir. Yani dememiz odur ki, Recep Tayyip Erdoğan’la tanışmayı çok arzu eden otizmli kızımızın derdine, Mardinli bir ülkücü olan Sayın Aziz Sancar çare olabilecektir. Kısacası (vel’hâsıl) işte geldik, gidiyoruz diyen Türk Ocakları müdâvimi bir fâni olarak, “milliyetçilik” noktasında yollarımız kesişen; Ülkü Ocaklarının rahle-i tedrisatında yetişmiş bir adaşımızın yani Prof. Dr. Aziz Sancar Bey’in de hatırına, halihazırda “cumhurun başı” konumunda bulunan Recep Tayyip Erdoğan’dan, bir zamanlar Mardin’de sarfettiği talihsiz sözler için hâlâ bir özür bekliyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

*** film izle *** izle

 

Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar