08 Mart 2019!
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

08 Mart 2019!

07 Mart 2019 - 20:08 - Güncelleme: 07 Mart 2019 - 20:08

"Emekçi Kadınlar Günü" Türkiye'de ilk defa 1921 senesinde kutlanmaya başlandı. Kadınlar, kiminin ablası, kiminin annesi, kiminin teyzesi ve hatta eşi… Ölen, ağıt yakan, evi ocağı başına yıkılan kadınlar. Hayır dediği için, itiraz ettiği için sokak ortasında delik deşik edilen kadınlar… Çocuklarına yedirecek bir lokma yiyeceği bulamayıp kendini asan kadınlar… Köle pazarlarında satılmamak için bir umudun peşinde tanımadığı denizlerin ortasında can veren kadınlar… Hepinize selam olsun…

Bazı babaların, bazı ağaların istediği düzenin devamı için yapılan savaşlarda ölenler erkekler olsa geride kalan acıyı hafızasında ve kalbinde taşıyanlar her daim kadınlar oluyor…

Buhran zamanlarında,  hakikatlerden söz etmek,  kurallara itiraz etmek ve yalanları ifşa etmek pek de “arzu edilen” bir şey değildir. Çocuk yaştan itibaren kızlara“ büyüklere ters cevap verilmeyeceği” ; kadere isyan edilmeyeceği ve bir kadın için en makbul ve münasip olanın; sormadan, sorgulamadan kurallara itaat ederek yaşamak olduğu öğretilmiştir.. Ülkemizde zaman geçtikçe “büyükler” sıfatlandırması değişime uğrar ve aile büyüklerimizin yerini devlet otoritesi alır, yazılı veya yazılı olmayan kurallar alır ama itaat beklentisi istikrar göstermektedir.

Günümüzde ve kültürel kavramların gelişmesine bağlı olarak kural tanımaz, bir diğerine saygı gösterme noktasında başarılı olamayan bir toplum hakimiyet kurmaktadır. 

Gelişmiş olan toplumlarda insana cinsiyetçi bir yaklaşımla değil, insan veya birey olarak çözümlemeler yapılmaktadır. Ancak ülkemizde halen eğitim ve çalışma hakkından mahrum olarak, çocuk denecek yaşta evlendirilip, söz hakları olmadığı bir hayatı yaşamak zorunda bırakılan kadınlar vardır.  Aile içerisinde toplumsal cinsiyet kalıplarının oluşması ve kız çocukları birey olarak görmeyen bu yapısal zihniyetten ötürü kızların yaşamı boyunca şiddete uğramasının önü açılmaktadır. Bu döngüyü durdurmak dengeli ve ciddi bir devlet politikası ile mümkündür..

Ancak kadınların varoluşlarından gelen mücadele ruhu, ilerici düşünmelerini yaşamla daha çok bütünleşmelerini sağlamaktadır. Kadınların iş hayatında aktif olmaları aile ekonomisine olduğu kadar ülke ekonomisine de büyük katkı sağlamaktadır. 2019 yılında ülkemizde halen ataerkil bir bakışın hakim olmasıdır. .

Kadın'ın önce insan olduğunu unutmadan, kadınlarımızın ülkemizde rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamamız gerekmektedir.. Şiddete ve tacize uğrayan kadınlar Neden bu saatte oradaydın ?, Neden bu kıyafeti giydin ? Gibi aşağılayıcı, kısıtlayıcı sorular ile psikolojik olarak da taciz edilip, sokağa çıkmaktan endişe duyulacak bir baskı altında bırakılmaktadır. Kadınların özgürce yaşama, özgürce seyahat etme gibi haklarının korunması hukuk devletinin en önemli görevlerinden biri olmalıdır. Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, kadınların özgürlük düzeyi ile orantılıdır. Bugün bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sokakta rahat gezip, özgürce fikirlerini aktarmakta sıkıntı yaşıyorsa bunun durum analizi net ve somuttur. Hukuk devleti vatandaşlarının refahı, huzuru ve sağlığı için vardır, eğer gelişmiş,  sosyal bir hukuk devleti olmaktan söz ediyorsak önce yurttaşlarımızın hak ve özgürlüklerini korumamız şart.

17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni kanun ile kadınlar yasalar önünde eşit hakları kazanmış olsa da toplumsal hayatta kadına bakış açısı o günlerden bugüne ilerlemek yerine daha da gerilemiş, kadına şiddet önemli bir sorun olmuştur. Kadın Şiddeti yerini artık kadın katliamlarına bıraktı, neredeyse her akşamın sabahı olmadan, her sabahın akşamı olmadan bir çığlık duyuyoruz ve bir anamızın, bacımızın, kardeşimizin hayatına birileri tarafından nokta konuyor. Anadolu ‘da tarih boyunca kadına saygı ve sonsuz minnet vardır, Kadınımız yeri geldi cepheye top taşıdı, yeri geldi dünyayı dize getirecek liderler doğurdu, bu kadınımız kendi açken çocuklarını ve eşini aç bırakmadı… Şimdi ne değişti de siz cellatlığa soyundunuz? 

Bu konuya duyulacak hassasiyet hem toplumsal düşünce de kazanç sağlar hem de yapılacak olan yasal düzenlemeler ile eğitimsel ve kültürel algıları yapılandıracaktır.

Hukuk Devleti peki ne yapmalıdır ?

1)     Her türlü kadına yönelik uygulanmış olan şiddetin soruşturulması ve cezalandırılması

2)     Aile içi şiddeti önlemek için kamusal çalışmaların artırılması ve kapsamlı ele alınması şart

3)     Sosyal yaşam ortamı olan sokak, ev, işyeri, spor merkezi veya yaşam alanında uygulanacak olan şiddete karşın caydırıcı yasal tedbirler alınmalı ve uygulanmalı

4)     Cinayete maruz kalmış veya şiddete uğramış kadınların, eve geliş saati ve ya telefon ile sıkça konuşması gibi nedenlerden tahrik sayılarak büyük ceza indirimlerine gidilmesi engellenmeli ve toplumun en savunmasız bireyleri olan kadın ve çocuklara yaşam hakkına yönelik suçlarda ceza indirimi kesinlikle uygulanmamalı

Ülkemizdeki Kadınımın son durumunu merak mı ettiniz?  2018 yılında parlamentoda %17,4 kadın temsil oranıyla Türkiye sıralamada 118.sırada yer almaktadır. Yükseköğretim Kurumu- İstatistiklerine istinaden ülkemizde 2018 yılında kadın öğretim elemanı oranı %44,4'e yükselmiştir.T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı- İstatistiklerine istinaden; 2018’de Türkiye'de 1,6 milyon lisanslı kadın sporcu varken, 3,3 milyon lisanslı erkek sporcu vardır. TÜİK- İşgücü İstatistikleri istinaden;2017 yılında kadın istihdam oranı %28,9'a yükselmiştir. TÜİK- Adalet ve Seçim İstatistiklerine istinaden 2017 yılında hükümlü ve tutuklu kadın sayısı 9.896 kişiye ulaşmıştır.

Biz Özgecanları, Şule’lerin güvende yaşamasını istiyoruz ve canından olmasın diye bu hakları talep ediyoruz. Özgecanlar cinayet haberleri ile tanınmasın, Türk kadının elde etmiş olduğu başarı ödülleri ile tanınmasını istiyorum…

Kadınım.. Sana ne kadar teşekkür etsek az…

Direniş Günün 08 Mart 2019 kutlu olsun.. 

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar