2019 Geliyor Adım Adım
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

2019 Geliyor Adım Adım

28 Şubat 2018 - 14:14

Hatırlamak lazım, tarih 16 Nisan 2017 gösterdiğinde, Anayasa değişikliği ile ilgili olmak üzere referandumu Türkiye siyasal sistemine etki edecek birçok farklı dinamiği beraberinde getirmiştir. Hem başkanlık hem de parlamenter sistemde görülen seçim ittifaklarının seçim öncesi ve sonrasını kapsayacak şekilde farklı modelleri oluşturacak gibi şekillenmektedir. Seçim öncesi ittifaklar partilerin seçimde iş birliği yaparak siyasal kazanımlarını maksimize etmeleri esasına dayanırken seçim sonrası ittifaklar ise partilerin hükümet kurma sürecindeki iş birliğini güçlendirmek adına kurulmakta ve yapılmaktadır. Seçim ittifakları Türkiye’de parti sisteminin iki bloklu bir yapıya kavuşması sonucunu doğuracaktır. Bu blokların oluşmasında partiler arasındaki ideolojik uyum ve hâkim partiye karşı konumlanma önemli bir faktör olacaktır gibi görülmekte, keza gündemde olan hususlar bahsi geçen konuların netlik kazanmasını sağlamaktadır.

Durum böyle iken katılımcı demokrasinin durumuna bir bakalım;

Kadınlar toplumun yarısını oluşturuyor ama ne yazık ki siyasete katılımları bu oranda değil. Son yıllarda kadın milletvekili sayısında bir artış var. Fakat nüfusa oranla Mecliste ve yerelde kadın temsili hala çok düşük. Bunun basılıca nedeni, siyasetin erkek işi olarak görülmesi ve yeterince kadın aday gösterilmemesi. Kadınlar için ekonomik bağımsızlık sağlanmadan, siyasal özgürlük de gelişemiyor. Seçim kampanyaları, kadınlar ve gençler için iki kat daha fazla maliyet getiriyor. Milletvekili seçilen kadınların ve gençlerin çoğu ya aileden varlıklı ya da kariyerlerinde belli düzeylere geldikleri için partilerin ihtiyaç duyduğu kişiler oluyor.

Anayasanın ilgili maddesi, seçim sisteminde temsilde adalet ve yönetimde istikrarın sağlanmasını hükme bağlamakta, bunun sağlaması için öngörülen yüzde 10 seçim barajıysa temsili sağlamadığı gibi, istikrarı da tek başına garantilememektedir.  İstikrar tek başına meclisteki sandalye sayısına bağlı olmadığı gibi -barajın seçmen üzerindeki psikolojik etkisi de göz önünde bulundurulursa- temsilde adaleti de sağlamamaktadır. Yapılan bir takım simülasyonlar, seçim barajının yüzde 4 - 5 seviyesinde kalmasının istikrar ve temsili sağladığını ortaya koymaktadır.

Başkanlık sistemlerinde, güçlü yürütmeyi dengeleyecek, yürütmenin hesap vermesini sağlayacak etkin denetim mekanizmalarına gereksinim vardır. Var olan Meclis İçtüzüğündeki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, yeni ek mekanizmaların (bazı komisyonların başına muhalefet temsilcilerinin getirilmesi gibi) üretilmesi gereklidir. Meclisin etkin denetim yapabilmesi için yalnızca başkanın siyasi geleneğinden gelen parti ya da partilerin değil, diğer siyasi geleneklerin de temsil edilmesi gereklidir. Yani çoğulcu bir Meclis yapısı, etkin denetim için şarttır. Bu türden bir çoğulculuğu sağlayacak bir seçim sistemi kurgulanmalıdır.

Yapılan düzenlemelerden en çarpıcısı, 2019’dan sonra cumhurbaşkanı adaylarının, partileriyle birlikte kampanya yapacak olması. Artık cumhurbaşkanı adayları, kampanya boyunca, kendisini aday gösteren partinin logosu, bayrağı ve amblemini kullanabilecek. Kampanyayı parti yönetimiyle birlikte yapabilecek. Partinin tüm mekânları ve imkânlarından yararlanabilecek. Oy pusulasında partisinin amblemini kullanabilecek. Bağımsız cumhurbaşkanı adayları ise sadece kendi ismi ve sloganlarıyla yarışa girecek.

Sonunda sormak istediğim husus ise, Seçim söz konusu olduğunda biz genellikle sandık güvenliğini konuşuyoruz. Bu da çok haklı bir şey, bunun da sonuna kadar sağlanması gerek. Özellikle son iki seçimdir Türkiye olarak sandık güvenliğinin örgütlenmesini ve organizasyonunu sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü vatandaş olarak müdahil olabildiğimiz tek yer orası. Ama sistemin uçtan uca, sandıktan daha Ankara’daki konsolidasyona kadar, parçalarına baktığımda, en yumuşak karnı İlçe Seçim Kurulları. Buralarda ve data-center’e müdahil olabileceğimiz nokta yok. Özellikle data-center’da YSK dışında müdahil olan hiç kimse yok ve bu çok büyük problem. Bu sistemin yumuşak karnı, ki manipülasyon yapılıyorsa en çok yapıldığı yer, sandıklar değil, merkez ve ilçelerdeki seçim kurullarıdır. Biz sandığı koruyoruz ve sandıktan bir tutanak çıkarıyoruz. Sandık belki doğruyu yansıtıyor ama İlçe Seçim Kurulu’na gidip bu bilgi bozulduğunda biz bunu ancak ve ancak seçimden sonra görüyoruz ve o da sandık tutanakları elimizde varsa.

Bu tartışmaları önlemek için, son iki seçimde partilere birer şifre vererek veri akışını görebilmeleri sağlanmıştı. Seçime giren partiler o gece, yapılan işlemin trafiğini görsünler diye yapıldı bu, fakat şunu unutmayın bu bir zincirdir. Size verilen izleme izni İlçe Seçim Kurulu’ndan bilgiler girildikten sonrasına ait. Ankara’ya veri akarken, Ankara’daki pekiştirme verilerini size izletiyorlar. Bakın burada da güvenlik açığı var ve eksiklik var. İlçe Seçim Kurulu’nda bu veriler manipüle ediliyorsa, siz o gece manipüle edilmiş veriyi görüyorsunuz aslında. Kaldı ki, bu veriyi görüyor olmanız, sandıktaki verilerle tuttuğu anlamına da gelmiyor. Sadece siz önünüzden akanı bir nehirden akan su gibi izliyorsunuz. Ama o suyun başında, suya bir müdahale yapılmışsa, bir şey katılmışsa bunu göremezsiniz.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar