Güçlü Meclis Yapısı İçin: Süreç Nasıl İşlemelidir?
Reklam
  • Reklam
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Güçlü Meclis Yapısı İçin: Süreç Nasıl İşlemelidir?

08 Ekim 2018 - 09:16 - Güncelleme: 09 Ekim 2018 - 22:42

Güçlü Meclis yapısı için süreç nasıl işlemelidir?

 

Genel olarak etkin ya da güçlü meclisten söz edildiğinde kastedilen politika sürecinde etkin olan meclistir. Politika süreci dört aşamadan oluşmaktadır:

1.     Politika önerme

2.     Politika olu şturma

3.     Politika uygulama

4.     Politika değerlendirme

 

Politika süreci, kamu politikasının üretilmesini sağlayan mekanizmalarla ilgilidir. Politika yapımı, birbiriyle ilişkili bir eylemler veya olaylar dizisini kapsamaktadır. Bu süreç fikirlerin tohumlanması ve önerilerin sunulmasıyla başlamakta; belirli tarz müzakere, çözümleme ve değerlendirmeyle devam etmekte ve resmi kararların alınması ve bu kararların, tasarlanan eylemlerle uygulamaya konmasıyla sonuçlanmaktadır.

 

Politika süreci, politika önerme aşamasıyla başlamaktadır. Bu çerçevede medya, muhalefet partileri ve parlamento dışı partiler dâhil olmak üzere siyasal partiler ve çıkar grupları, sivil toplum örgütleri ve yurttaşların bu sürece dâhil olmaları demokratik bir yasama sürecine sahip olmanın ön koşullarıdır. Parlamenter sistemlerde yasama organını harekete geçiren araç hükümetler tarafından sunulan kanun tasarıları olduğundan, politika süreci genellikle hükümet cephesinde başlatılmaktadır. Dolayısıyla parlamenter sistemlerde demokratik bir politika sürecine sahip olmak hükümetin tutum ve davranışlarına bağlıdır. Ancak başkanlık sistemlerinde politika sürecini başlatan organ meclis olduğundan, demokratik bir politika süreci meclisin tutum ve davranışına bağlıdır.

 

Bu çerçevede, 2017 Anayasa değişikliğiyle getirilen hükümet sisteminde kanun teklif etme yetkisi sadece milletvekillerine ait olduğundan, politika sürecini başlatma süreci resmi olarak TBMM üyelerine verilmiş bir görevdir. Meclis üyelerinin medya ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla bütün toplumsal kesimlerin önerilerini dikkatle süzgeçten geçirmeleri ve süzgeçten geçen önerileri politika sürecine sokmaları gerekir. Yeni sistemde güçlü ve etkin bir yasama yapısının önkoşulu budur. İçtüzükte yapılacak düzenlemelerle sivil toplum örgütlerinin ve medyanın yasama sürecine dâhil edilmesi, örneğin “hearing”¹ türü toplantıların kurumsallaştırılması kaçınılmazdır. Bu yolla, milletvekillerinin medya ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla toplumsal çıkar ve ihtiyaçların farkında olmaları ve bu çıkar ve ihtiyaçlar doğrultusunda politika yapım sürecini başlatmaları mümkün olacaktır. İçtüzükte bu tür düzenlemelerin yapılmaması ve uygulamada politika önerilerinin yürütme organından gelecek talepler doğrultusunda şekillenmesi politika sürecinde Meclisin gücünü azaltacaktır. Milletvekilleri yürütme organından gelen metinleri kanun teklifi haline getirerek sunarlarsa ve milletvekillerinin yürütmeden bağımsız olarak kanun teklif etme yeteneklerini geliştirecek mekanizmalara İçtüzükte yer verilmezse, yasama organının politika sürecindeki rolü etkisiz hale gelecektir.

 

Politika uygulamakla görevli yürütme organı, kimi zaman çeşitli yasalara ihtiyaç duyabilir. Bu durumlarda yürütme organının da politika önerme yetkisinin olduğunu kabul edilmelidir. Ancak bu yetki iki nedenle sınırlandırılmalıdır. Birincisi, yürütme organı Anayasa ile tanımlanan alanda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilmektedir. Dolayısıyla kararname ile yasal düzenleme yapılabildiği durumlarda bu olanağın kullanılması gerekir. Diğer durumlarda, yürütme organı sadece önerilerini, yasal düzenleme ihtiyacını dile getirebilir. Eğer, yürütme resmi ya da gayri resmi olarak yasa önerilerini sunma imkânına sahip olursa, güçler ayrılığı ortadan kalkacak ve Anayasayla getirilen kanun tasarısı sunma yasağı fiilen aşılmış olacaktır.

 

Özetle söylemek gerekirse politika başlatma sürecine yürütme organı dâhil çok sayıda aktör katılmalı ve TBMM üyeleri, politika önerilerini güçlendirilmiş danışman ekipleriyle birlikte süzgeçten geçirerek kanun teklifine ya da politika önerisine dönüştürmelidirler. Ancak yürütme organı ayrıcalıklı bir aktör olarak değil, diğer aktörlerden biri olarak katılım sağlamalıdır.

 

Politika oluşturma ya da politika yapım aşaması politika sürecinin en önemli kısmıdır. Bu aşamada filtreden geçerek yasama sürecine girmiş önerilerin yasa haline getirilmesi söz konusudur. Yasama organın güçlü olup olmadığı bu aşamadaki performansına göre belirlenecektir.

 

Politikaların oluşturulması sürecinde, önerilen tüm politikalara bağlı kalınması gerekmez. Politika oluşturma süreci aslında bir tür düzenlemenin etki analizidir. Bu süreçte önerilen politikanın fayda maliyet analizi yapılmaktadır. Yapılan bu analizde kamu politikasının uygunluğu ya da verimliliği biçimindeki sorulara cevap aranmakta ve bu sorulara verilen cevaplara göre politika önerilerinde değişikliğe gidilmektedir. Bu aşamada politikayı oluşturan organ gerek duyduğunda uzmanlardan, bürokratlardan, sivil toplum örgütlerinden, üniversitelerden yardım almakta ancak hangi politikayı nasıl oluşturacağına kendisi karar vermektedir. Özetle söylemek gerekirse, yasama organının politika oluşturması, düzenlemenin etki analizini kendisinin etkin biçimde yapmasına bağlıdır. Yasama organın düzenlemenin etki analizini yapmaması ya da başka bir organın yaptığı etki analizine itibar etmesi, yasayı kendisinin yapmadığı ya da politikayı kendisinin oluşturmadığı anlamına gelir.

 

Güçlü Meclis için güçlü komisyonlara ihtiyaç vardır.

 

Yasama organın önüne gelen bir politikayı onay sürecine tabi tutması politikayı yaptığı anlamına gelmez. Onay aşaması, politika sürecinin sadece resmi bir aşamasıdır ve politikanın özünü belirlemez. Dolayısıyla oluşturulmuş bir politikanın sadece onaylanmasından sorumlu bir meclisin güçlü bir yasama olduğu söylenemez. Çünkü onay işlemi politikanın esasını herhangi bir şekilde belirlememektedir. Bu yüzden güçlü yasama için politika oluşturma sürecinin mutlaka mecliste yürütülmesi gerekir.

 

Düzenlemenin etki analizi yapmaya en uygun yer komisyonlar ve alt komisyonlardır. Dolayısıyla güçlü bir yasamadan söz edebilmek için İçtüzükte güçlü komisyonların oluşturulması zorunludur. Güçlü komisyon ise düzenleyici etki analizi yapabilen komisyon demektir. Komisyonların mevcut donanımlarıyla düzenleyici etki analizi yapmaları mümkün değildir. Bu yüzden de komisyonların çok daha güçlü bir donanıma kavuşturulmaları gerekmektedir. Düzenleyici etki analizi yapabilmek için Mecliste bu konuda çok sayıda eğitim çalışması yapılmalı ve yurtdışı örnekler en kısa sürede incelenmelidir. Komisyonlar gerekirse meselenin belli yönleri üzerinde üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel firmalardan hizmet satın alabilmeli ve düzenlemenin gerçek etkisini ölçecek hale getirilmelidirler. Yapılacak düzenlemelerde düzenleyici etki analizinin yürütme organına devredilmesi, yasama yetkisinin özünün yürütmeye devredilmesi sonucunu doğurur. Bu durumda Meclis bir onay makamına dönüşür ki onay makamı haline gelen bir Meclisi güçlü yasama saymanın olanağı yoktur.

 

Özetle söylemek gerekirse, güçlü yasama, politikayı oluşturan (yapan) meclis demektir; politika yapmak demek ise düzenlemeye ilişkin etki analizi yapmaktır. Dolayısıyla güçlü meclis düzenlemenin etki analizini yapan meclistir.

 

Son olarak ister parlamenter sistem olsun ister başkanlık sistemi olsun, güçlü ve demokratik bir yasamanın ön koşullarından birisi, güçlü muhalefettir. Ancak, iki hükümet sisteminde muhalefetin rolleri farklıdır. Parlamenter sistemlerde yürütme organının yasama tarafından denetlenmesini sağlamak için muhalefete güçlü denetim araçları verilmektedir. Aksi halde, Meclisin çoğunluğuna sahip olan hükümetin Meclis tarafından denetlenmesi söz konusu olmamaktadır. Oysa, başkanlık sistemlerinde yürütmenin denetlenmesi söz konusu değildir. Bu nedenle organik güçler ayrılığı gereği, yasama organının bir bütün olarak yürütmeyi frenlemesi ve dengelemesi gerekmektedir. Bu yüzden de başkanlık sistemlerinde meclisteki partilerin denge sağlamak yönünde güçlendirilmesi ve bu çerçevede çoğunluk partileri ile diğer partiler arasında yürütmeyi frenleme konusunda işbirliği yapılmalıdır. Yasama organı bir bütün olarak yürütmenin aşırılıklarını gözler önüne sermeli ve gerektiğinde yasal düzenleme yaparak yürütmenin –varsa- aşırılıklarını törpülemelidir. Meclis çoğunluğunun, meclisteki diğer partiler yerine yürütme organı ile birlikte hareket etmesi, yasamayı tümüyle etkisizleştirir.

 

Sonuç olarak güçlü bir yasama için:

 

  • Yasama organı politika önerme sürecini kontrolü altına almalı ve önerilen politikalar arasından seçim yapma hakkını elinde tutmalıdır. Bu amaçla medya, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, çıkar grupları ve yurttaşlarla sıkı bir temas içinde olmalı ve siyasal iletişim kanalları sonuna kadar açılmalıdır.
  • Toplumsal kesimlerle kurulacak ilişkiler bireysel ve keyfi değil, kurumsal ve sistematik olmalıdır.
  • Politika oluşturma ve yapma, bir onay aşaması olarak anlaşılmamalıdır. Politika oluşturma, düzenleyici etki analizi olarak anlaşılmalı ve bu analiz meclis komisyonları tarafından ya da meclis komisyonlarının kontrolünde yürütülmelidir. Süreç yürütme organından bağımsız yürütülmelidir.
  • Meclisteki siyasi partiler yürütmeyi frenlemek üzere işbirliği yapmalıdır.
  • İçtüzük bu ilkeler çerçevesinde hazırlanmalıdır.

 

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar