Haberiniz Var mı?
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Haberiniz Var mı?

09 Haziran 2018 - 11:09

Bir insanın bilgi alma kapasitesi nedir? Bu, hafife alınamayacak kadar önemli bir soru. Çünkü bilgi toplumu olgusu, insanların istediği zaman, istediği hızda ve istediği bilgiye ulaşabilmesini içeriyor. Üstelik bu, kişiye yönelik ciddi bir bilgi bombardımanı  altında yapılıyor. Bilgi kirliliği, istenmeyen bilginin gelip size ulaşması ve bundan kaçamamanız gibi olgular, yaşamımızın bir parçası haline geldi. Bu nedenle bilgi alma biçimleri insanların yaşam tarzını belirlemekte. İşte bu çerçevede “elektronik medya” en önemli iş alanlarından biri haline geldi. Zaman ve bilgi arasında gittikçe daralan bir ilişki sistemi kuruldu. Hem bilgiye duyulan ihtiyaç, hem de bu bilgiyi derli toplu ve özlü biçimde alma isteği artıyor. Artık yaşamımızda sabah gazete okuma, akşam televizyon izleme yerine her an ulaşılabilen internet var. Günümüzde internetin yaygınlaşması ile birlikte çalışma saatleri önemli “bilgi alma” zamanı oldu. Çünkü birçok iş yerinde internet bağlantısı bir standart haline geldi. Artık birçok kişi sabah gazete okumak yerine, ofiste internete bağlanarak haberleri oradan izliyor. İnternetle birlikte hayatımıza “hız faktörü” girdi. Eskiden haberi “doğru ve içerikli” vermek çok daha önemliyken; şimdi “ilk vermek, en hızlı vermek” önem taşımaya başladı. Bilgiye ulaşma, hıza endeksli bir yarışa dönüştü; bunula beraber elektronik medyanın, “televizyon kadar hızlı, gazete kadar derin” diye tanımlanabilecek bir sentez özelliği var. Bu da diğer medya organlarına karşı oldukça önemli bir üstünlük. Yazılı ya da görsel iletilebilen her haber, internet haber sitelerince, okura (kullanıcıya) anında iletiliyor. Artık okurlar da bir haberi öğrenmek için televizyon veya radyoların haber saatlerini beklemek zorunda değil. İnternet haberciliği bu anlamda, gazetecilerin haber merkezlerinde haberi önce duyma üstünlüğünü ve ayrıcalığını tüm okurlarıyla anında paylaşan bir sistem yarattı. İnternet haberciliği ile gelen önemli bir hizmet de “kişiye özel haber” teknolojisi. Birçok haber portalı, newsletter , newsalert gibi özel bilgisayar programları ile isteyen okurların bilgisayarlarına haber gönderiyor. Sanal habercilik, bir zamanlar masallarda kullanılan sihirli kürelerin yerini aldı. Bütün bu gelişmeler genel anlamda “multi-medya” şemsiyeninin altına giriyor. Multi-medya görsel-işitsel tüm servisleri değişik biçimlerde sunan teknolojiler üretiyor. Etkileşimli televizyonlar giderek bilgisayarın ekran işlevlerine sahip olurken, bilgisayar ekranları da televizyonun verebildiği tüm hizmetleri yerine getirebiliyor. Nereye gidiyoruz? Her şey çok açık. Her türlü iletişim ve habercilik, zaman ve mekan kısıtlamalarından tamamen kurtularak, cebimizde taşıdığımız bilgisayar-televizyon karışımı cep telefonlarına dönüştü. Artık tüketici (okur), cebinde sürekli yenilenen küçük boyutlu bir “televizyon-gazete” taşır hale geldi. Bütün bu teknolojik devrim, insanların daha çok bilgi alabilmesi için. Belki de burada sorulması gereken soru; bilgi arzı bu kadar hızlı ve kapsamlı geliştikçe, insanların talebi bu gelişmeyi ne kadar hızlı izleyebilecek? “Bir insan ne kadar bilgi alabilir?” sorusu burada yeniden gündeme geliyor. Çünkü insanın “bilgi alma kapasitesi” son derece sınırlıdır ve bilgiyi alarak özümseme aslında kolay olmayan yorucu bir uğraştır. Artık haberi çabuk ve hızlı anlamak, zamandan tasarrufla eş anlamlı bir hale geldi. Bugün internet gazeteciliği, basılı gazetelere göre sonsuz bir derinlik ve haber sunma ayrıcalığına sahip; kısacası internette yer bol. Uzun yazıları okumak isteyen kullanıcıya bunları web üzerinden sunmak mümkün. Ancak, web haberciliğinin giderek küçük boyutlu aletlere, cep-medyaya dönüşmesi, özlü gazeteciliğin önem kazanmasını da birlikte getirdi. Bilgi çağında internetin ortaya çıkışı, tıpkı tekerleğin icadının insanoğlunun yaşam macerasını yepyeni ufuklara götürmesi gibi, insanların iletişim sistemini öngöremediğimiz yepyeni ufuklara taşıyor. Babasının görevi nedeniyle İstanbul’a gelmiş, orada büyümüş ve Anadolu’nun gizemine kendini kaptırmış Prusyalı soylu bir ailenin kızı olan Elsa Sophia von Kamphoevener, “Kervansaray Ateşlerinin Başında” adlı eserinde, bir zamanlar Anadolu’dan derlediği olağanüstü güzel masalları anlatıyor. Bu masallardan birisi de “Cinlerin Aynası”. Bu masalda boyuna takılan bir küçücük ayna çok uzaklarda olan olayları, canlıymış gibi gösterir. İşte masallardaki bu “cinlerin aynası” günümüz dünyasında  gerçek oldu ve hepimizin cebine girdi. Sanal dünya, masalların hayallerini bile aşmaya başladı.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar