Hak Hukuk Demokrasi
Muratcan Işıldak

Muratcan Işıldak

Hak Hukuk Demokrasi

30 Mayıs 2018 - 11:13

“Karanlıktan korkan bir çocuğu rahatlıkla hoşgörebilirsiniz. Yaşamdaki asıl trajedi, yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.” Plato (MÖ 427-347)

 

Cumhuriyet, uygarlığın çok iyi bilinen tarihi ‘aydınlanma’ üzerine kurulmuştur. Bu sürecin temel koşulu da devletin laikleşmesine dayanmaktadır. Avrupa’da aydınlanma, yüzlerce yıllık sancılı ve kanlı bir tarihin ürünüdür. Türkiye’de de aydınlanmanın bir nesilde toplum tarafından özümsenmesi beklenemezdi. Bu nedenle günümüzde olup bitenlere bakarak hüküm vermek acelecilik sayılabilir. Laik ve demokratik sistemi savunanlarla onun karşısında olanlar arasında var olan hesaplaşma, çatışma ve tartışmanın çok uzun bir zaman daha süreceği anlaşılmaktadır. Bunun bütün göstergeleri son günlerde sergilenmektedir.

 

Belki de bu tartışmalar hiçbir zaman sonuçlanmayacaktır. Yerleşmiş demokrasilerde, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında ayrım ve dengeler berraktır. Bu demokrasilerde, parlamentoda salt çoğunluğu elde etmiş bir parti her istediğini yapamaz. Her güçlü iktidar için mutlak görev, çoğunluğun mutlak bir yetki olmadığının bilincinde ve sorumluluğunda olmaktır. Her demokraside parlamento çoğunluğunun üzerinde bazı erkler ve değerler vardır.

 

Bizim gibi demokrasiye yeni geçen ve kültür gelenekleri Batı’ya göre farklı olan ülkelerde bu üç erk dışında başka erkler de söz konusu olmaktadır. Buna bir örnek olarak medya gösterilebilir. Bugün, insan haklarına dayalı hiçbir demokraside görülmeyecek bir utanç manzarası toplum iletişiminde ve medyada egemenleşmektedir. Telefonlarda, dost sohbetlerinde ya da buluşmalarda sarf edilen basit sözler ya da şakalar, gezi fotoğrafları olduğundan çok farklı şekilde topluma yansıtılmaktadır. Bu da var olan toplumsal kaos ortamının ve ülke geleceğinin belirsizliğinin sürmesini olanaklı kılmaktadır. Huzursuzluk, ümitsizliği beslemektedir.

 

Oysa, yasama ve yürütme erki, ülkenin yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, pahalılık, yetersiz sağlık hizmetleri ve kötü beslenme gibi temel sorunlarını çözmek için kullanılsa, her şey daha güzel, daha iyi olmaz mıydı? Genel görünüme baktığımızda, ülkemizin içinde bulunduğu bu durumdan çıkmasının tek yolunun 1923 laik Cumhuriyetinin temel ilkelerinin, başta siyasal güçler olmak üzere tüm kesimler tarafından benimsenmesinden geçtiği bir kez daha anlaşılmaktadır.

Muratcan Işıldak

muratcanisildak@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar